
Recep Tayyip Erdoğan’ın korumalarının altı yıl önce bir açılış sırasında darp ederek gözaltına aldığı 50 yaşındaki Necati Yılmaz'ın, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne yaptığı başvuru sonuçlandı. Türkiye, Yılmaz’a 12 bin Euro manevi tazminat ödeyecek.
AİHM dün (12 Şubat) Türkiye'nin, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin “işkence ve kötü muamele yasağı”nı düzenleyen 3. maddesi uyarınca suçlu olduğuna karar verdi. Yüzde 80 görme engelli olan Necati Yılmaz, 7 Nisan 2007’de Erdoğan’ın ilçelerinde yapacağı bir yol açılışına katılmış, fındık fiyatlarının yüksekliğini protesto ederken Erdoğan’ın güvenlik ordusu tarafından zorla miting alanından uzaklaştırılarak araca bindirildi. Araçta darp edilen Yılmaz, “Başbakanı halk içerisinde aşağılamak suçlamasıyla” gözaltına alındı. Ertesi gün serbest bırakılan Yılmaz, doktor raporuyla darp edildiğini kanıtladı.
Necati Yılmaz 11 Nisan 2007 tarihinde doktor raporuyla “kötü muamele” gördüğünü savcılığa iletti. Savcının doktor raporunu göz ardı ettiğini söyleyen Yılmaz, beş yıldır konuyla ilgili hiçbir karara varılamadığını ve üstelik korumaların şikayetiyle bir de dava açıldığını söyledi. “Başbakanı aşağılamak” adı altında açılan dava hâlen sürmekte.
Bunun üzerine Yılmaz, 24 Şubat 2009 tarihinde AİHM’e başvurdu. Çıkan kararda “Yılmaz'ın kendisine karşı zor kullanmayı gerektirecek hiçbir harekette bulunmadığı, buna rağmen hastane raporunun da gösterdiği üzere Yılmaz'a şiddet kullanıldığı" ifadeleri yer aldı. AİHM, "Başbakanın korumaları Yılmaz'a normal bir gözaltı işleminin çok ötesinde aşırı şiddetli davrandıklarını" açıkladı ve AİHS'in 3. maddesinin ihlal edildiğine karar verdi.
AİHM ayrıca mahkemelerin bu gibi işkence ve kötü muamele şikayetlerine acilen yanıt vermesinin, toplumda hukuka olan güvenin tesisi ve cezasızlığın önlenmesi bakımından önemli olduğunu vurguladı.
Yılmaz'ın AİHS'in "özgürlük ve güvenlik hakkı" başlıklı 5. maddesi uyarınca, "gözaltına haksız şekilde alındığına" dair yaptığı başvuru ise reddedildi.
AİHM ayrıca Türkiye'nin "korumaların kimliğini belirlememesine" de dikkat çekti. Kararda, olay hakkında Türkiye'den "tatmin edici yanıt gelmediği" belirtildi.
