Eğitim-Sen: Durmak yok, mücadeleye devam!

08 Şub 2013

Eğitim-Sen Yükseköğrenim Bürosu, İTÜ'lü Asistanların YÖK’e geri adım attırdığı direnişlerini selamlayan bir açıklama yayımladı.   YÖK torba yasada lisansüstü öğrenim sürelerine ilişkin düzenlemeyi araştırma görevlileri aleyhine ve hukuka aykırı yorumlayarak, 50/d kapsamındaki asistanların işine son verilmesine neden olmuştu. İTÜ’lü asistanlar yaklaşık 7 ay süren bir direniş ve mücadele süreci yaşadılar. En son 31 Ocak - 1 Şubat tarihlerinde YÖK önünde sabahlayarak hukuksuzluğa son verdiler ve işe dönüş haklarını kazandılar. Bu gelişmelerin başından beri destekçi olan Eğitim-Sen, mücadele sürecini ve direnmenin önemini anlatan bir açıklamayı dün (07 Şubat) kamuoyu ile paylaştı.

Eğitim Sen Yükseköğretim Bürosu`nun "İTÜ`lü Asistanlar YÖK`e Geri Adım Attırdı! Durmak Yok Mücadeleye Devam!" başlıklı açıklama metni;

”Türkiye`de yükseköğretim alanının, bilim emekçilerinin iş güvencelerinin ve akademik özgürlüğün ortadan kaldırılarak yeniden yapılandırılmaya çalıştığı şu günlerde, dayanışma içinde mücadele edenin asla kaybetmeyeceğini ispat eden bir gelişme yaşandı. Bilindiği üzere YÖK torba yasada lisansüstü öğrenim sürelerine ilişkin yasal düzenlemeyi araştırma görevlileri aleyhine ve hukuka aykırı yorumlayarak azami süre içerisinde lisansüstü öğrenimini tamamlamayan 50-d kadrosundaki tüm asistanların başkaca hiç bir değerlendirmeye tabi tutmaksızın ilişiklerinin kesilmesi yönünde işlemler yapılması için bazı üniversitelere görüş yazıları göndermiştir. Bu yazı nedeniyle de başta İTÜ olmak üzere pek çok üniversitede tezlerinin son aşamasına gelen, bilgi birikimi nedeniyle üniversiteye faydalı olabilecek ve hizmetinden istifade edilebilecek onlarca asistanın bir anda bir yasa değişikliğinin hatalı yorumu ile işine son verilerek adeta asistan kıyımı yapılmıştır. Bu konuda İTÜ asistanlarının yedi aydır devam eden ve 31 Ocak - 1 Şubat tarihlerinde YÖK önünde sabahlayarak sürdürülen kararlı direnişinin ardından YÖK azami süre dayatmasıyla işten atılan doktora öğrencisi asistanların işe iadelerini sağlayacak bir düzenleme yapacağını sözlü olarak açıklamış bulunuyor. Bu sonucun oluşmasında başta İTÜ Asistan Dayanışması, diğer üniversitelerin asistan dayanışma platformları, sendikamız genel merkezi, Ankara şubemiz, İstanbul şubemiz, üyelerimiz ve destekleyen dostlarımız olmak üzere emeği geçen herkesi selamlıyoruz. Doğaldır ki bilim emekçilerinin iş güvencesini, akademik silsilenin en altında olduğu için en zayıf ve savunmasız oldukları varsayılan asistanlardan başlayarak kaldırmayı sistematik bir biçimde hedefleyen YÖK düzenine hiçbir şekilde güvenmiyoruz. Bu nedenle, sendikamız YÖK önünde direnen asistanlara deklare edilen dört maddenin varolan kazanımlarımıza zarar vermeden hayata geçirilmesinin takipçisi olacaktır. Bu bağlamda YÖK yetkili kurullarına hatırlatmak isteriz ki 2008`de de o zamanki YÖK yetkilileri, öğretim üyesi dışındaki öğretim elemanı kadrolarına naklen veya açıktan atama yönetmeliğini manipüle eden bir kurul kararıyla, 2547 sayılı yasanın 50/d maddesi uyarınca istihdam edilen asistanların 33/a`ya geçişlerini engellemek istemişti. O zaman bu saldırıyı hem hukuk, hem de mücadele zemininde püskürtmüştük. Bugün yapılacak hiçbir düzenlemenin o zamanki kazanımın gerisine gitmesini kabul edemeyiz. Genç bilim insanları, doktor unvanlarıyla boşluğa terk edilmeden ve bilimsel başarılarının karşılığını hiçbir atama kaygısı taşımadan güvenceli kadrolarda istihdam edilerek almalıdır. Unutulmamalıdır ki aksi durumda harcanan sadece onların değil, ülkenin de geleceği olur. Genç bilim insanlarının sürekli iş güvencesi tehdidi altında başarılı olmaları zaten beklenemez. Üstelik bu tehdide türlü mali ve fiziksel zorluklar, olanaksızlıklar ve politik baskılar daima eşlik etmektedir. Yükseköğrenimin esas acil çözüme ihtiyaç duyan sorunlarının kökeni buralarda yatmaktadır. YÖK`ü yeniden yapılandırmak isteyenler şunu bilmeliler ki Türkiye`nin ve üniversitelerin böyle bir kuruma ihtiyacı yoktur. Bilim emekçilerinin akademik özgürlüğe dolayısıyla iş güvencesine ihtiyacı vardır. Tüm olumsuz koşullara ve baskılara rağmen, kolay lokma olmadıklarını defalarca ispat eden asistanların mücadelesi akademik özgürlük, iş güvencesi ve dayanışma içeren bir geleceğin ipuçlarını bizlere göstermektedir. Yükseköğretimde sağlıklı bir yeniden yapılanma onların işaret ettiği bu yoldan geçilerek gerçekleştirilecektir. Sendikamız bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da insan, toplum ve doğa yararına bilim; kamusal, demokratik, özgür üniversite mücadelesini kararlılıkla sürdürecektir.”

paylaş