
Yeni YÖK tasarısı meclise sunulmak üzere hazırlanıyor. Akademisyenler, üniversite emekçileri ve öğrenciler tepkilerini sokakta haykırıyor.
İstanbul Üniversitesi önünde bugün (25 Aralık 2012) akademisyenler, üniversite emekçileri ve öğrenciler yeni YÖK yasasına geçit vermeyeceklerini haykırdı. Eğitim emekçileri öncülüğünde hazırlanan eylemde kitle oldukça kalabalıktı. Akademisyenlerin, üniversite emekçilerinin ve öğrencilerin talepleri ortaktı: “Sermaye defol! Üniversiteler bizimdir.”
Üniversiteleri bilimden uzak, tamamıyla ticarethaneye dönüştüren, akademisyenleri ve üniversite emekçilerini köleleştiren yasa tasarısına karşı mücadele edileceği Beyazıt Meydanı'ndan haykırıldı. Eğitim-Sen, İTÜ'lü asistanlar ve öğrenciler ayrı ayrı basın açıklamalarını okudular. Yeni YÖK tasarısına karşı verilen bu mücadeleye 210 gündür direnişte olan THY işçilerinden de selamlama mesajı geldi. Meydanda bulunan kitle mesajın okunmasının ardından “Yaşasın sınıf dayanışması. THY işçisi yanlız değildir” sloganlarını atarak THY işçilerini selamlamış oldular.
Her yer ODTÜ, her yer direniş Geçen hafta ODTÜ'de başbakanı protesto eden ve polisin orantısız şiddetine maruz kalan ODTÜ'lü öğrenciler de unutulmadı. Alanda sık sık “ Her yer ODTÜ, her yer direniş” sloganı atıldı. Dün 12 üniversite rektörlüğü tarafından ODTÜ rektörlüğünü kınayan ve başbakanı öve öve bitiremeyen yazılar yayınlandı. Bu yazıyı yayınlayan üniversitelerden biri olan Mimar Sinan Üniversitesi öğretim görevlileri bu yazıyı sadece rektörün yazmış olduğunu ve yalakalık üzerine yazılmış bir yazı olduğunu vurgulayarak ODTÜ'deki mücadeleyi selamladı. Yapılan konuşmanın ardından eylem halaylar çekilerek son buldu.
Eylem hazırlıklarında dağıtılan ortak bildiriyi aşağıda yayınlıyoruz.
ÜNİVERSİTE A.Ş.’YE, YÖK’E, YASASINA GEÇİT YOK! ÜNİVERSİTE AYAĞA KALKIYOR!
Ülkemizde bir süredir YÖK Başkanı Gökhan Çetinsaya ile birlikte iyi bir demokrasi oyunu oynanıyor. Tüm ‘’paydaşların’’ YÖK yasa taslağını tartışıyor görüntüsü vermek için YÖK toplantıları gerçekleştiriliyor. Ve bu sürecin tamamına “YÖK Reformu” adı veriliyor.
Türkiye, AKP iktidarı ile birlikte ileri demokrasi, reform, açılım yalanlarını çok duydu. YÖK’te reform yalanının arkasında sermaye, devlet, AKP iktidarı, Zaman gazetesi gibi yandaş medya organları, Bologna süreci gibi uluslararası dinamikler bulunmaktadır. Üniversite bileşenlerinin ve emekçilerin değil tüm bu kesimlerin ihtiyaçları doğrultusunda bir yeniden yapılandırma önümüze sürülüyor. YÖK yasa taslağı adı altında üniversitelerin ölüm fermanı tartıştırılıyor.
Üniversitelerin ölüm fermanı çünkü:
Bu yasa ile birlikte üniversitelerin özelleştirilmesinin önü açılacak. Üniversitelerin derdi bilim değil, kâr olacak. AKP döneminde pıtrak gibi çoğalan vakıf üniversitelerinin Anonim Şirket statüsünde Özel Üniversitelere dönüşmesinin ve yeni özel üniversitelerin açılmasının önü açılacak. Üniversitelerde üretilecek bilgiyi, patronlar kontrol edecek. Halk yararına üretilmesi gereken bilgi ve bilim, sermayenin çıkarları için üretilecek. Bilgi Lisanslama Ofisleri ile bilgi patentlenecek, üniversiteler toplum yararına tek söz söyleyemeyecek. Akademisyen ve üniversite çalışanları esnek, güvencesiz, sözleşmeli kölece çalışma koşullarına mahkûm edilecek. Zaten güvencesiz olan akademinin tüm bileşenlerinin geleceği, sermayenin iki dudağı arasında olacak. Akademik özgürlük yok olacak, sermayenin istekleri doğrultusunda akademik faaliyet yapılacak. Devlete, sermayeye ve AKP’ye aykırı ses çıkaran kapı önüne konulacak. YÖK’ün başına bir “T” konulacak; ancak YÖK ortadan kalkmayacak. Aksine daha otoriter ve daha merkezi bir kurum olarak karşımıza çıkacak. Üniversitelilere yine söz yetki karar hakkı verilmeyecek. Üniversiteyi patronlar ve siyasal iktidar yönetecek. Eğitim paralılaşacak emekçi çocuklarına üniversite kapıları kapatılacak.
Bu YÖK yasa taslağından da anlaşıldığı gibi YÖK’ü kaldırmak, 80 darbesinin ürünü olan zihniyetlerin işi değil. Onların işi, kendilerinden önceki hükümetlerin yaptıkları gibi, baskıcı YÖK rejimini kendi iktidarları için kullanmak. Onların işi YÖK ile değil, YÖK’ü istedikleri gibi yönetebilmekle ilgili. Tüm bu kesimler YÖK’ün hem otoriter hem de neoliberal zihniyetini aynen sahiplenmekte ve derinleştirmektedir. Yükseköğretimde 12 Eylülcülerin izinden yoluna devam eden devlet, sermaye ve AKP iktidarı, bu süreç karşısında saf tutabilecek tüm kesimleri ortadan kaldırmaya uğraşıyor.
Üniversitelerin, reform kisvesi altında, sermaye ve siyasi iktidarın çıkarlarının güdümüne sokulmasına, akademi alanında her türlü gericileştirmeye, eğitimin satılmasına, üniversitelerin şirketleşmesine ve üniversite emekçilerinin iş güvencesinden mahrum bırakılmasına, araştırma görevlerinin atılmasına her türlü kadrolaşmaya üniversite bileşenleri olarak karşı çıktık, çıkıyoruz ve çıkacağız.
Kamusal-özgür-bilimsel-demokratik üniversite talebini ve anadilde eğitimi savunmak ve üniversiteyi üniversite olmaktan çıkaracak saldırılara karşı koymak üzere tüm üniversite bileşenleri ve demokratik kamuoyu olarak bir araya geldik. 25 Aralık 2012’de “Üniversite A.Ş.’ye, YÖK’e, Yasasına Geçit Vermemek” için en gür sesimizle, davullarımızla, ıslıklarımızla, müziğimizle Beyazıt Meydanı’nda olacağız. Herkesi üniversiteyi savunmaya Beyazıt Meydanı’na bekliyoruz.
