
Sendikacılık yapan TÜMTİS üye ve yöneticileri cezaya çarptırıldı. Ülkemizde düne kadar olmayan şeyler oluyor, en doğal haklar suç hâline dönüşüyor. AKP'nin demokrasi makyajı ne kadar parlatılırsa, o kadar sırıtmaya başlıyor. Yargının son dönemde aldığı tartışmalı ve demokrasi dışı kararlara işçi hakları da eklendi. Alt tarafı yüzde 50'lik oy oranıyla parlamentonun yüzde 67'sine sahip olduğu yetmiyormuş gibi, AKP daha dün “yeni” bir sendika yasasını yürürlüğe sokmuştu. 12 Eylül faşist cuntacılarının süngü zoruyla çıkarttığı yasanın tıpkıbasımını bu kez parmak sayısına dayanarak çıkartan iktidar, bunu da demokrasinin nimeti gibi sunmakta bir beis görmemişti.
Yargının aldığı inanılmaz kararlardan sonuncusu, tüm bu tartışmalara zirve yaptırıyor. TÜMTİS Sendikasının Ankara şubesine bağlı 14 yönetici ve üye, Özel Yetkili Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi'nce “üye işçilerin sayısını çoğaltmak” gerekçesiyle ceza aldılar. Sendikacıların yargılandıkları davanın 20 Kasım 2012 tarihinde yapılan karar duruşmasında birçok eski ve yeni yönetici, 6 yıl 15 gün ile 1 yıl 10 ay 15 gün arasında değişen hapis cezası aldılar.
Hafızayı zorlayanlar hatırlar, bu yargılama Horoz Kargo işyerinde 2007 yılında yapılan örgütlenme çalışmalarına dayanıyor. Horoz Kargo patronu, o tarihte, ortalıkta herhangi bir işçi şikâyeti olmamasına ve bütün yargı süresince davacı tek bir işçi bile olmamasına rağmen, “işçilerin zorla üye yapıldığına” dair bir şikâyette bulunarak TÜMTİS yönetici ve üyelerinin tutuklanmasına yol açmıştı. 10'a yakın sendikacının özgürlüğü aylarca ellerinden alınmıştı. O dönem, TÜMTİS'li hapis sendikacılar, yerel ve uluslararası işçi örgütlerinin başlattıkları uzun soluklu bir kampanya sonucunda altı buçuk aylık bir hapislikten sonra tahliye edilmişlerdi.
İşçilerin akla aykırı bu suçlamadan doğal olarak beraat etmesi beklenirken, mahkeme geçen günlerde bütün işçileri suçlu çıkardı ve ceza yağdırdı. Üstelik mahkeme, “yasal bir sendika olan TÜMTİS üyesi işçilerin sayısını çoğaltmak, bu şekilde aidat gelirlerini artırmak ve haksız ekonomik çıkar elde etmek amacını güttükleri anlaşılmıştır” gerekçesini kararına dayanak yaptı.
Yani mahkeme, sendikacılara görevlerini yaptıkları için ceza vermekte bir sakınca görmedi. Bütün sendikacıların görevi, üye sayısını arttırmak ve yeni işyerleri kazanmaktır. Sendikacılar zaten bunun için profesyonel olurlar ve bu nedenle para alırlar. Yeni üye yapmayan veya bunun için çalışmayan sendikacı görevini savsaklamıştır, ihmal etmiştir. Asıl suç budur. Halbuki mahkeme, “üye sayısını çoğaltmayı ve aidat gelirini arttırmayı” bir suç gibi yansıtan karara imza atabilmiştir.
Bu dava, ardından gelen ceza, Türkiye'de mücadele eden bütün muhalif sendikacılara bir gözdağı anlamına gelmektedir. Sendikal Güç Birliği Platformu içinde yer alan muhalif TÜMTİS'in başına gelen, aslında diğer sendikalar için tehdittir. En zor işkollarından birinde, ambarlarda ve kara taşımacılık sektöründe örgütlenmeye çalışan TÜMTİS'in bu konuda yaptığı açıklamayı sunuyoruz. TÜMTİS son dönemde, hedefini küçük ambarlardan ziyade çokuluslu tekellerin elinde bulunan kargo şirketlerine çevirmiş ve UPS gibi bir dev tekelde örgütlenmeyi başarmış sendikadır.
Yenidünya gazetesi çalışanları olarak, çeşitli vesilelerle sayfalarımızda yer verdiğimiz TÜMTİS sendikasını desteklediğimizi belirtiyoruz. SENDİKAL FAALİYET SUÇ SAYILARAK CEZALANDIRILDI
Sendikamızın Ankara şubesinin 14 yönetici ve üyesinin yargılandığı davada Özel Yetkili Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi “üye işçilerin sayısını çoğaltmak” suçunu işledikleri gerekçesiyle yönetici ve üyelerimize ceza yağdırdı. Genel Eğitim Sekreterimiz ve Ankara Şube Başkanımız Nurettin Kılıçdoğan, Şube Sekreterimiz Halil Keten, Şube Mali Sekreterimiz Binali Güney, Yönetim Kurulu üyemiz Selaattin Demir, Merkez Denetleme Kurulu üyemiz Candan Genç ve eski şube yöneticilerimiz Hüseyin Babayiğit, Erkan Aydoğan, Atilla Yılmaz, Serdal Canikli, Metin Eroğlu, Süleyman Demirtaş, Satılmış Öztürk, İhsan Sezer ve Cihan Türe işveren şikâyetleri üzerine 6 yıl 15 gün ile 1 yıl 10 ay 15 gün arasında değişen hapis cezalarına çarptırılmışlardır.
2007 yılında örgütlenme çalışması yürüttüğümüz Horoz Kargo işvereni ve çeşitli iş yerlerinin işverenlerinin şikâyeti üzerine bir gece yarısı operasyonu ile gözaltına alınan yöneticilerimiz tutuklanmış, 6,5 ay sonra çıkarıldıkları ilk duruşmada mahkeme tarafından serbest bırakılmışlardı. 5 yıl devam eden yargılama sonunda 20 Kasım 2012 tarihinde mahkeme, “yasal bir sendika olan TÜMTİS üyesi işçilerin sayısını çoğaltmak, bu şekilde aidat gelirlerini artırmak ve haksız ekonomik çıkar elde etmek amacını güttükleri anlaşılmıştır” diyerek yöneticilerimize ağır cezalar vermiştir. Şube yöneticilerimize ceza yağdıran mahkeme, bu kanaate ulaşırken tamamıyla işveren şikâyetlerini kararına dayanak yapmıştır.
Üye olması için baskı yapıldığı iddiasında bulunan, bu iddia ile şikâyet dilekçesi veren tek bir işçi dahi yoktur. Mahkemece ifadesi alınan hiç bir işçi sendikamıza zorla üye yapıldığını söylememiştir. Buna rağmen işverenlerin yalana dayalı beyanları cezalandırma için yeterli bulunmuştur.
Yöneticilerimizin işverenlerin asılsız şikâyetleri üzerine tutuklanması, işverenler ile görüşmenin, sendikaya yeni üyeler kazandırmanın suç delili olarak kabul edilmesi, sendika yöneticilerinin bu suçlamalar nedeniyle yıllarca hapis cezasına çarptırılmaları, örgütlenme ve üyelerinin haklarını koruma mücadelesi veren sendikaların hedefe konulması, sendikal çalışmanın yasaklanması anlamına gelmektedir. Sendika yöneticilerinin kaderi, sendika düşmanı işverenlerin şikâyet dilekçelerine bağlanır ise sendikal hak ve özgürlükler tamamen işlevsizleşir, kullanılamaz hale gelir. Bu nedenle, yöneticilerimizin cezalandırıldığı bu davada esas hedef sendikal hak ve özgürlüklerin kendisidir. Artık bütün sendika yöneticileri ceza tehdidi ile karşı karşıyadır. Sendikalar ya işçileri sendikaya üye yapmaktan vazgeçecek, üyelerinin haklarını korumak için işçinin üretimden gelen gücünü kullanmayacak, hatta işyerinin kapısından bile geçmeyecek, grev ve direniş yapmayacak, yani sendikal hiçbir etkinlikte bulunmayacak, ya da yıllarca hapis cezalarını göze alacaktır.
Sadece sendikamızı değil, sendikal hak ve özgürlükleri, mücadeleci sendikacılık anlayışını hedef alan bu kararı kabul etmemiz mümkün değildir. Boyun eğen, ricacı, işverenin icazeti ile yapılan sendikacılığı asla kabul etmeyeceğiz. Mücadeleci sendikacılık anlayışımızda ısrar edeceğiz. Üyelerimizin çıkarlarını koruma mücadelesinde hiçbir ceza bizleri yıldıramaz.
Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) normlarına, temel insan hakkı olan örgütlenme hakkına aykırı olan, sendikal hak ve özgürlükleri kullanılamaz kılmayı hedefleyen bu karara karşı kardeş sendikaları, demokratik kitle örgütlerini, insan hakları örgütlerini, ulusal ve uluslararası sendikal federasyonları, bu mahkeme kararına karşı dayanışmaya çağırıyoruz.
Saygılarımızla.
TÜMTİS MERKEZ YÖNETİM KURULU
