
25 Kasım 2012'de Tarsus Kültür Merkezi’nde “Suriye’de Emperyalist Savaşa Hayır” paneli yapıldı. Panelin açılış konuşmasını Cuma Erçe yaptı. Erçe, 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü'ne değinerek panelistleri kürsüye çağırdı.
Panelin ilk konuşmacısı sendika.org editörü Ali Ergin Demirhan, emperyalizmin 150 yıldır Ortadoğu topraklarına ucuz işgücü, enerji kaynakları vb. nedenlerden dolayı göz diktiğini, ABD’nin artık savaşlara kendisinin katılmadığını, taşeronlarını savaşlara sürdüğünü ve bugün Suriye’de Suudi Arabistan, Katar ve Türkiye’nin kullanıldığını, Hamas’ın satın alındığını, savaşların ABD için artık kâr ettiği bir şey olmadığını aktardı. Suriye’deki savaşı durdurmak için Türkiye’deki Arap, Kürt, Türk… halkların, işçilerin, emekçilerin, sendikaların Irak Tezkeresi'ndeki tavrını alması gerektiğini söyledi.
Panelin 2. konuşmacısı CHP Hatay Milletvekili Refik Eryılmaz, "Suriye’de dökülen her damla kandan AKP hükümeti sorumludur. Dünyanın hiçbir yerine emperyalizm demokrasi götürmedi, götüremez. Bugün AKP’ye muhalif olan herkes terörist olarak kabul ediliyor. Biz gazeteci kardeşimiz Cengiz’i, Suriye’den görüşmeler sonucunda bulup getirdik. Ama AKP hükümeti buna bile tahammül edemedi. Beşar Esad’la görüştüğümüzde Esad’a, 'Erdoğan’la aranız çok iyiydi, ne oldu da aranız bozuldu' diye sorduğumuzda bize 'Aslında çok iyi değildi. Erdoğan 2007 yılından beri Müslüman Kardeşler’i yanıma almam için bana baskı yapıyordu. Ben bunların hiçbirini kabul etmedim' dedi. Bugün görüyoruz ki Suriye topraklarında çocukları, kadınları katleden, savaşan katillerin hepsi paralı askerlerdir. Türkiye muhalifleri silahlandırıyor, Türkiye’ye giriş çıkışlarında güvenliklerini alıyor, lojistik destek sağlıyor. AKP bu politikalara devam ederse meydanlara çıkacağız. Bir bedel ödenecekse biz bu bedeli öderiz" dedi.
3. konuşmayı Yurt Gazetesi savaş muhabiri Ömer Ödemiş yaptı. Ödemiş "Antakya lojistik merkez hâline getirildi. Bükülmez Köyü, Suriye’ye giriş çıkışların yapıldığı yerdir. Silahlar bu köyden Suriye’ye sokuluyor. Kızılçam Dibi’nde cihatçılar İngilizce konuşan kişiler tarafından eğitilip Suriye’ye gönderiliyor. Suriye’de mezhep çatışmaları yoktur. Suriye halkı haklıdır ve kazanacaktır" dedi. Son olarak Baas rejimini öven sözlerle konuşmasını sonlandırdı.
4. konuşmayı Kenan Çamurcu yaptı. Çamurcu; Erdoğan rejiminin yarattığı bu zulmü, bu salondakiler gibi insanların durdurabileceklerini vurguladı.
5. konuşmayı Irak Televizyonları Koordinatörü Cevat Gök yaptı. Gök: "Suriye bölgesinde bir direniş cephesi vardır. Irak’ı gören herkes ders almalı. Suriye düşerse, Beşar Esad düşerse Suriye’yi mahvederler. Katar, Suudi Arabistan nereye girdiyse orayı mahvetti."
Son konuşmayı Petrol-İş Eğitim Uzmanı Erhan Kaplan yaptı. Kaplan, "Suriye halkı da diğer bütün halklar gibi kardeşimizdir. Ben işin ahlaki boyutundayım. Irak’daki Suriye’deki, Libya’daki durum ortadadır. İnsanlar kendi çıkarlarını düşünerek 'ben iyi bir insanım' diyemez. Ötekinin, senden farklı olanın hakkını savunuyorsan insansındır. Biz savaşı istemediğimizi her gün, her yerde haykırmalıyız. Alevi de bizdendir, Sünni de bizdendir, Kürt de, Arap da, Laz da, Çerkez de, Türk de bizdendir. Bütün yoksullar bizdendir. Medya Suriye hükümetine karşı çok büyük bir savaş açmış durumdadır. Bu arada sol, devrimci gazetelerin de dillerine dikkat etmeleri gerekmektedir. Esad askerleri, Esad hükümeti gibi cümleler kurmak yanlıştır. Eğer bu şekilde yazarsak o hükümetin, o askerlerin bir halkın olmadığı algısı yaratırız. Bu yanlıştır. Sendikalar ve emek örgütleri bu savaşa duyarsızlaşmış durumda" dedi. Soru cevap bölümünün ardından panel sona erdi.
