Sultanlar, emirler, krallar toplaşıp Suriye'ye “demokrasi” istediler

16 Ağu 2012

Emperyalizmin bağımsız duruşa sahip bütün muhalif ülkeleri ortadan kaldırma niyetiyle başlattığı Suriye saldırganlığında yeni bir hamle bu kez İslam İşbirliği Teşkilatı'ndan geldi.

Toplam 57 ülkeden oluşan Teşkilat içinde onlarca ülkenin adı ya emirlik, ya sultanlık, ya da krallık olarak anılıyor. Suriye için demokrasi talebinde bulunan bu ülkelerde, bırakın ortalama bir demokrasinin olmazsa olmazlarını, farklı hiçbir kesimin en küçük bir hakkının bile olmadığı bilinmekte.

Suriye saldırganlığında maşa rolünü üstlenen, Suriye'nin emperyalizmin güdümüne girmesi için masum insanların kafalarını kesip bunları pervasızca yayınlayan, silahsız postane çalışanlarını canlı canlı bina tepelerinden aşağı attıran, girdikleri bütün bölgelerde özellikle Alevi, Şii, Hıristiyan, Ermeni evlerini basan teröristlerin Suudi Arabistan, Katar ve ne yazık ki AKP iktidarındaki Türkiye tarafından desteklendikleri artık gizlenmiyor bile. Basın özgürlüğünün bulunmadığı, aykırı bütün seslerin silahla bastırıldığı, laikliğin, ilericiliğin zerresinin bulunmadığı bu ülkeler tarafından düzenlenen toplantıda, emekçi halkların hakları için hayatlarını feda edenlerle alay edercesine bir demokrasicilik ortaoyunu oynanıyor.

Suriye'de “insan hakları ihlali” var gerekçesiyle Abdullah Gül'ün de “Suriye'nin üyeliğinin askıya alınması gerekir” dediği Teşkilatın merkezi, başında şeyhin tekinin bulunduğu Suudi Arabistan'ın Cidde kentinde bulunuyor. 15 Ağustos 2012 tarihli son toplantı ise yine Suudi Arabistan'ın Mekke kentinde yapıldı. Suudi Arabistan'da kadınların bakkal alışverişine bile yanlarında erkek bir akrabaları olmadan çıkmaları yasak. En bağnaz İslam yorumlarından biri olan Vahhabi inancı haricindekilerin söz hakkı yok. Seçim yok. Parti yok. Koca ülkenin yönetimi Suud sülalesine ait. Biraz daha fazla hak isteyen yüzde 10'luk Şii azınlığın her gösterisine ateş açılıyor, onlarca Şii Arabistan vatandaşı öldürülüyor.

Böylesi şeriatçı bir ülkede toplanan İslam İşbirliği Teşkilatı üyeleri, ne anlama bile geldiğini bilmedikleri bir yönetim şekli olan “demokrasiyi” Suriye için isteyebiliyorlar. Vicdanı olan herkes için utanç verici bu durumdan, bizleri yönetenlerin hiç etkilenmedikleri gözleniyor. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün, daha önce kendisine çok pahalı hediyeler veren Suudi kralı ile kolkola girmekten hiç gocunmadığı bütün resimlerden anlaşılıyor.

Ülkemizde yaşayan yurttaşların ezici bir çoğunluğunun Suriye'deki kiralık katillere karşı olduğu biliniyor. Kilis'te, Antakya'da, Reyhanlı'da, Samandağ'da yaşayanların kendilerine Hür Suriye Ordusu adını veren bu katillerden yaka silktiklerini her gün gazetelerde okuyoruz. Onlarca emek örgütü, siyasi parti, gençlik kuruluşları, ülkemizin kiralık katillere üs olmamasını, dost Suriye halkına karşı savaş açılmamasını talep eden eylemlere ara vermiyorlar.

Ülkemizin yeri emperyalistlere kölece biat eden emirlerin, şeyhlerin, sultanların değil, tüm Ortadoğu halkları arasında barışın, kardeşliğin ve eşitliğin temel olmasını isteyenlerin yanında olmalıdır. Ülke yöneticilerinden de bu doğrultuda bir davranış beklemek en doğal hakkımızdır.

 

 

paylaş