Hava yolu kadın emekçileri direnişlerini anlatıyor

03 Ağu 2012

Hava yolu kadın emekçileri ile THY direnişi ve havacılık sektöründeki kadın emekçilerinin sorunları üzerine konuştuk. Kadın hava yolu emekçileri yarın (4 Ağustos) bütün dostlarını eyleme çağırıyor.  Yeni Dünya: Öncelikle bize kendinizi tanıtır mısınız?Dilek Gözüyılmaz: Tabii ki, adım Dilek Gözüyılmaz. 13 senedir Türk Hava Yolların'da kabin amiri olarak görev yapıyorum, aynı zamanda Hava-İş sendikası iş yeri temsilcisiyim 3 senedir.  Yeni Dünya: THY işçileri havacılık hizmetlerinde grev yasağı getiren yasal düzenlemeye karşı 29 Mayıs'ta bir eylem gerçekleştirdi. Bu eylemin ardından hepimizin bildiği gibi 305 işçi işten atıldı. Grev yasağı sonrasında başlayan direnişi ve süreci kısaca anlatır mısınız?Dilek Gözüyılmaz: O dönemde toplu sözleşmemiz devam ettiği için grev olarak nitelendirmiyoruz biz bunu. Çünkü toplu sözleşmeden sonra uyuşmazlık tutulduğu andan itibaren 6 gün içinde grev kararı asma hakkına sahip sendika. Dolayısıyla biz o gün herhangi bir eylem yapmadık, grev de yapmadık; öncelikle onu belirteyim.   Biz sadece özverimizi ortadan kaldırdık. Şirket uçuşlarda operasyonun aksamaması için birtakım baskı yoluyla tedbirler alıyordu. Mesela biz rapor almak istediğimizde rapor alamıyoruz, hasta uçuyoruz, mazeret izinlerimizi kullanmadan uçuyoruz. Sırf operasyonların aksamaması adına. Dolayısıyla biz o gün sadece özveriyi ortadan kaldırdık. Toplu sözleşmemizde mesela psikolojik olarak kendimizi uçuşa uygun hissetmediğimizde, bir gün uçmama hakkımız var. Bazı arkadaşlarımız onu kullandılar, bazı arkadaşlarımız, bu bazıları 1178 kişi toplamda, o gün rapor aldılar ve uçuşa gitmeme hakkını kullandılar. Daha sonra, alan doktorları bu raporları onaylamadığı için birtakım sıkıntılar yaşadılar.   Her zaman normalde yaşadığımız bir süreçti bu. Kimi arkadaşımız da akşam 17.00'deki basın açıklamasını izlediler. Bunların bir kısmı uçuşlarından sonra gelip izledi, bir kısmının da zaten o gün boş günleriydi. O gün yaklaşık 3 bin, 4 bin civarında katılım vardı ve 180 tane uçak seferinin iptaline neden oldu. Bu sirkülasyon devam eden üç gün boyunca da sürdü. Dolayısıyla da operasyondaki aksaklıklar da sürdü.  Yeni Dünya: THY bu yaşananlara yasalara aykırı bir şekilde işten atmalarla cevap vermişti. Bu durumdan bahsedebilir misiniz?Dilek Gözüyılmaz: O gün 3 bin, 4 bin kişi kadar katılım oldu. 305 kişi işten atıldı. Bazı arkadaşlarımız sefere gittiklerinde işten atıldılar. Mesela Los Angels'a giden bir percer(pörsır)ımız var. Oraya gittikten sonra, yatı görevindeyken “kamera kayıtlarından tespit edildiniz ve iş akdiniz feshedildi” deniyor. 340 gibi büyük bir uçağın percer'ı olmadan uçması yasal değil. Uluslararası uçuş mevzuatına aykırı. Ancak percer'ımızı orada bırakmak istediler. Böyle birtakım vakalar oldu. Yani sonuç olarak o insan oraya gezmek için gitmedi. Bir görev için gitti. Ve o görevi icra etmek ve o görevden geri dönmek için gitti. Kaldı ki, gittiği yer İzmir, Antalya gibi otobüsle gelebileceği yakın bir meydan değil. Amerika, Los Angels gibi bir yerde insanların iş akitleri feshedildi. İş akdi fesihleri de hani böyle yasalara uygun bir şekilde de gerçekleşmedi. Açık bir bildirim yok, neden iş akdinin feshedildiğini de söylemiyorlar. Telefonla, mail yoluyla ya da SMS yoluyla. Normalde iş akdi fesihleri için önce savunma istersiniz, sonra disiplin kuruluna sevk edersiniz. Disiplin kurulundan sonra iş akdinin feshi gerçekleşir. Disiplin kurulunda sendikadan da iki kişi, üç kişi görev aldığı için buna hiç gerek duymadılar sanırım ve direkt iş akdi feshi gerçekleşti. Bildirimsiz fesih yaptılar bu şekilde.  Yeni Dünya: Peki hava yolu kadın işçileri olarak çalışma şartlarınızla ilgili neler söyleyebilirsiniz?Dilek Gözüyılmaz: Bizim çalışma şartlarımız gerçekten çok ağır, özellikle kadın çalışan olarak. Şimdi şunu söyleyebilirim; mesela büyük bir su şişesini gittiğimizde uçağa koyuyoruz, bir zaman sonra basınca bağlı olarak o şişe böyle büzülüyor, yere indiğimizde o şişe “pof” diye açılıyor. İç organlarımız da aynı öyle. Sarkmalar meydana geliyor. Dolayısıyla bu sarkmalardan dolayı, rahimlerimizde sarkmalar oluşuyor. Rahim sarkmalarından dolayı da birçok arkadaşımız genç yaşta tüp bebek yöntemiyle veya aşılama yöntemiyle çocuk sahibi olabiliyorlar. Yatı görevlerimiz var. Yatı görevleri dediğimiz, konaklama görevleri. Mesela bugün nöbete gidiyorsunuz . Nöbetten sonra size yatı verebilir veya üç gün, beş gün sefere gideceğiniz bir şey planlanabilir. Dolayısıyla yarınınızı nerede geçireceğiniz belli değil. Mesela arkadaşlar aşı almışlar, ertesi gün de işte yumurtlama dönemleri veya aşı almayanlar da normal yumurtlama dönemlerinde eşlerini yanlarında götürüyorlar.  Yeni Dünya: Yanlarında?Dilek Gözüyılmaz: Evet. Bu şekilde ilerliyor. Sonra bizim hostes olarak kronik hastalıklarımız var: boyun fıtığı, bel fıtığı, varis. Bunlar genelimizde olan genel hastalıklar, bir de kozmik radyasyona bağlı oluşmuş birtakım sağlık sorunların var. Mesela bir çoğumuz, emekliliği beklemek gerekmiyor, rahim kanseri, göğüs kanseri ve bağırsak, kolon kanserine yakalanıyoruz. Şu an böyle birçok tedavide olan arkadaşımız var. Tedavi süresince uçmuyorlar. İyileşirlerse sonra uçuşa dönüyorlar. Şeyi de söylemek isterim mesela, çocuk sahibi olan arkadaşların bakıcı sorunları oluyor. Bu düzensiz çalışma koşullarında bakıcılara ayak uyduramıyorlar tabii ki. Böyle çok sık bakıcı değiştirmek zorunda kalıyorsunuz. Bakıcı değiştirdiğiniz zaman, çocuğu bırakacak kimse bulamıyorsunuz. Bakıcı belki 1 saat, 2 saat önce ya da bir gün önce size “ben işi bırakıyorum abla” diyor. Bu sefer çocuğu emanet edecek kimse bulamıyorsunuz. Ama gideceğiniz 3 günlük bir yatı. Operasyonu aksatmamak adına şirketi arayıp bilgi vermek zorundayız. Mazeret iznimiz, toplu sözleşmeden kaynaklı bizim yasal hakkımız. Ama şöyle bir şeyle karşılaşıyorsunuz: Bir senede sadece yedi gün mazeret iznimiz var. Bazı arkadaşlarımızın on, bazılarımızın yedi gün. İşte söylüyoruz bakıcı gitti falan. Şirket tarafından mazeretiniz onaylanmadı şeklinde geri bildirimler oluyor ve insanlara aksaklık giriyorlar. Ki bir mazeret iznimizi kullandığımızda atıyorum o gün Amerika uçuşumuz varsa 10-12 saatlik bir ücret kesintisi yapılıyor. Mazeret iznimi, yasal hakkımı kullandığım için. Ama son dakika haber verdiğim için bunu bile kullandırmıyorlar.   Kadın olarak yaşadığımız başka sıkıntılar, her işkolunda olduğu gibi mobbing (sistematik psikolojik şiddet ve yıldırma) çok fazla var, cinsel taciz çok fazla var. Bunlar havacılık sektöründe çok fazla. Çalışan erkek personel yatılarda mesela üç gün, beş gün eşlerinden ayrı oluyorlar. Bir gün eve geliyor, belki 12 saat evinde ya duruyor, ya durmuyor. Ertesi gün yine bir üç gün, beş gün yatıya gidiyor. Ve erkekler “ben üç gün, beş gün aynı insanlarla birlikteyim, o zaman ben bunu taciz edeyim” diye düşünebiliyor! Kızı yaşında insanlara hem bedensel, hem sözlü tacizde bulunabiliyor.  Yeni Dünya: Dış görünümünüzle ilgili THY yönetimi sizden neler bekliyor?Dilek Gözüyılmaz: Öncelikle makyajımıza ve dış bakımımıza her zaman özen göstermeliyiz. İnanılmaz detaylı talimatlar mevcut ve buna göre hareket etmemiz bekleniyor. Mesela oje rengi bordo veya beyaz olmalı, saçınızın boyu omuz hizasını geçmemeli, geçiyorsa topuz yapmak zorundasınız, at kuyruğu yapmak yasak. Saç renginizi kızıl veya platine boyamak yasak. Küpeleriniz sallantılı olmayacak, küpe boyu küçük parmağınızı geçmeyecek şekilde olmalı. Saat kordonu metal, beyaz veya siyah kayışı olmalı. Etek boyu dizin altında olmalı. AKP hükumetinden sonra etek boyu uzadı tabii. Hava yolu emekçi kadınlar olarak bir diğer sıkıntımız da fizyolojik etkilere bakılmaksızın her yıl çalışanlara boy ve kilo ölçümü yapılması. Bu ölçüme göre boy ile kilo arasındaki fark 6 kilodan fazla olmamalı. Fazla ise çalışan kadına 6 ay süre veriliyor, bu süre içinde kilo verilmezse, 6 ay ücretsiz izne çıkarılıyor. Kilo veremediği takdirde iş feshi gerçekleşiyor. Gördüğünüz gibi bizler, hava yolu emekçi kadınları adeta cinsel obje olarak görülüyoruz ve THY yönetimi hava yolunda çalışan kadınları sadece görsel yönden ön plana çıkarıyor. Ayrıca dış görünüşünüzün, kılık kıyafetinizin uygun olup olmadığı kontrol kabin amirleri tarafından da kontrol ediliyor. Uygun değilseniz, uçuşa gidemiyorsunuz ve ücretinizden kesiliyor. Yani her gün kontrolden geçmeniz gerekiyor. Ayrıca yaz kış demeden ince çoraplarla ve tek tip ayakkabı ile uçan hava yolu kadın emekçileri yıllarca kış mevsimine uygun bot ya da çizme talep etmiş, ancak THY yönetimi tarafından kabinde kötü bir görüntü olduğu gerekçesiyle reddedilmişti. Yoğun kış koşullarında geliş ve gidişlerde ve gidilen Moskova, Rostov gibi soğuk ülke meydanlarında hava yolu emekçisi kadınlar ince çoraplarla karların içinde yürüyerek otellerine geçmişlerdir. Takdir edersiniz ki, ayaktan alınan soğuk şişlik, rahim iltihabı, şiddetli regl dönemleri, karın krampları, yumurtalık ağrıları gibi pek çok kadın hastalığının tetiklenmesinin baş nedeni olmaktadır. Sağlığına dikkat etmediği için iş akitleri feshedilen bir yığın emekçi kadın adına soruyorum; bizlere yapılan bu uygulama insanlık ve kadın haklarına aykırı değil midir? THY yönetimi bu tutumu ile açıkça bir insanlık suçu işlemektedir.  Yeni Dünya: Tekrar direnişinize dönersek sürecin başından itibaren Türk-İş yönetiminin tutumu nasıldı?Dilek Gözüyılmaz: Türk-İş yönetimine yasa çıkmadan önce AKP hükümeti tarafından hava yolunda çalışan işçilere grev yasağı konusu ile ilgili yazı gönderiliyor. Ancak bağlı olduğumuz Hava-İş, Türk-İş'e bağlı olduğu hâlde, Hava-İş'e bunun bilgisi hiçbir şekilde verilmiyor. Farklı iletişim ve tesadüf sonucu bu durum öğreniliyor. 60 gündür direnişteyiz ve Türk-İş'ten kimse ziyaretimize gelmedi. Bu da zaten ne kadar işçinin yanında olduklarını bize gösteriyor. Tekel sürecinde de Tekel işçilerini koltuklarında oturarak desteklediklerini hepimiz biliyoruz. Bunun sebebi ise Türk-İş yönetimine muhalif Sendikal Güç Birliği Platformunun (SGBP) oluşmasıdır. Türk-İş bu durumu hazmedemiyor.  Yeni Dünya: SGBP Kadın Koordinasyonu, işten atılan THY kadın işçileri için bir basın toplantısı düzenledi, buna ilişkin neler söyleyebilirsiniz?Dilek Gözüyılmaz: Aslında toplantıyı önce biz talep ettik. Çünkü sokaktaki tepki daha fazla ses getiriyor, genelde de amacına ulaşıp kazanımla sonuçlanıyor. Biz kadınlar bunu yapabilecek güçteyiz. Yapılan toplantıda hava yolu emekçisi kadınların sorunlarını dile getirdik. Aslında biz ilk başta bir günlük bir eylem olarak düşünmüştük. Fakat sorunlarımız doğrultusunda bunu sürekli yapmanın gerekli olduğuna karar verildi. Ayrıca dünyada da bunun kamuoyuna yansıtılması kararı verildi. Bütün bunlar bize özgüven verdi. 60 gündür direnişteyiz ve burjuva basınında bizle ilgili hiçbir haber yok. Bu yüzden umutsuzluğa düştük. Fakat bu toplantı ve alınan eylem kararı ile direnişimiz tekrar alevlendi. Toplantıda bütün kadın örgütleri ile ortak, 4 Ağustos'ta saat 17.00'de Taksim'de THY satış bürosunun önünde oturma eylemi yapılmasına karar verildi.  Yeni Dünya: 4 Ağustos'ta hangi taleplerle sokakta olacaksınız?Dilek Gözüyılmaz: Bize iyi maaş alıyorlar, grev yasağına niye tepki gösteriyorlar diyorlar. Evet iyi maaş alıyoruz ama anlattığım sıkıntılarımız var ve grev yasağı ile bu daha da artacak. Bu yüzden de hem grev yasağına karşı, hem de tekrar işe alınmamız için tepkimizi göstererek, bildirilerimizle bunu anlatarak taleplerimizi sokakta haykıracağız. Biz kadınlar şiddete başvurmadan en demokratik hakkımız için, işçilerin işe geri dönmesi için, grev yasağını kaldırmak için mücadele ederek bunu yapacağız. Bütün kadınları yanımızda bizlere destek olmaya davet ediyoruz.  Yeni Dünya: Geçmişte yapılan Novemed ve Desa direnişi de kadınların ortak hareket etmesi sonucu kazanımla sonuçlanmıştı, bununla ilgili neler söylemek istersiniz?Dilek Gözüyılmaz: Novamed ve Desa direnişinde de kadınların ortak bir platform oluşturarak mücadeleyi yükseltmesi ile kazanım elde edildi. THY'de aynı şekilde kadınlar ortak bir platform oluşturarak, zaten hakkımız olan kazanımızı kaybetmemiş oluruz.  Yeni Dünya: Son günlerde gündemde, kıdem tazminat fonu tasarısı ile işçilerin kıdem tazminat hakkı elinden alınmaya çalışılıyor. Kıdem tazminatının gasbedilmesi sizce doğru mu?Dilek Gözüyılmaz: Referandumda evet çıkarsa diye söylediklerinin hepsi, sadece üst başlıkları değiştirilerek, farklı bir şekilde makyajlanıp bizlere servis ediliyor. İnsanlar ilk başta bu hak kaybını anlamayacaklar. Fakat 5-10 sene sonra nasıl bir hak kaybına uğradıklarını fark edecekler. Bu yüzden de kıdem hakkımıza sahip çıkmalıyız. Çünkü bu biz işçilerin tek sosyal güvencesi.  Yeni Dünya: Her gün sendikanızla birlikte Atatürk Havalimanı Dış Hatlar geliş katında direnişinizi sürdürüyorsunuz, son olarak direnişte olmayan arkadaşlarınıza neler söylemek istersiniz?Dilek Gözüyılmaz: Şu anda 23. dönem TİS hakem kurulunda. Buradan karar çıktığında 40-50 sene geriye gideceğiz. Hâlen geçerli olan 22.dönem TİS'de yer alan uçucu personel ile ilgili hükümlere, şirketin baskısına rağmen uymalarının, mevcut iş haklarını korumak ve hak kayıplarını ortadan kaldırmak için, sendika ile birlikte hareket etmelerinin önemli olduğunu düşünüyorum. Evet insanlar işten atıldıktan sonra korktu, ama bir taraftan da çalışanlar huzursuz ve istifalar arttı. THY yönetimine karşı güvensizlik söz konusu. İnsanlar kaygılı, iş başvuruları bile başka havacılık sektörüne kaydı. Bu yüzden ortak hareket etmeliyiz ve birlikte olduğumuzda gücümüz karşısında daha fazla duramayacaklarını bilmemiz lazım.  Yeni Dünya: Bize vakit ayırdığınız için çok teşekkür ederiz.Dilek Gözüyılmaz: Ben teşekkür ederim.  Eylem Tarihi: 4 Ağustos 2012 Cumartesi (Yarın)Eylem Saati: 17.00Eylem Yeri: Taksim THY Satış Bürosu Önü

paylaş