Beşşar Esad: Düşen İsrail uçağı olsaydı, mutlu olurdum

03 Tem 2012

Suriye Devlet Başkanı Esad, Cumhuriyet gazetesi Ankara temsilcisi Utku Çakırözer'e konuştu ve Türk uçağının düşmesine üzgün olduğunu söyledi. Gazetenin 3 Temmuz 2012 tarihli sayısında yayınlanan ve Yenidünya İnternet Gazetesi'nin “Basından” bölümünde tümünü verdiğimiz röportaj, Suriye'ye dair bunca karanlık bilginin ortalığa saçıldığı bir dönemde çok aydınlatıcı.

Uzun zamandır ABD, Avrupa Birliği, İsrail, Katar ve Suudi Arabistan tarafından yürütülen operasyonlarda kullanılan yanlış bilgilendirmeleri, manipülasyonları ortadan kaldıran röportajda, Beşşar Esad, Türkiye halkı ile AKP hükümeti arasına çok net ayrım koyuyor. Esad, “sıcak çatışma eğiliminin yalnız ve yalnız Türk hükümetinde olduğuna ve Türk halkının asla savaş istemediğine inanıyoruz” diyerek, ülkemiz kamuoyunu yakından takip ettiğini de göstermiş oldu.

Suriye Devlet Başkanı Esad'ın düşen uçağa dair söyledikleri de Suriye'nin emperyalistlerin amaçlarını bütün çıplaklığı ile gördüğünün kanıtı. Uçağın düşürülme gerekçesi olarak uçağın çok alçaktan uçtuğunu, uçağın daha önce İsrail tarafından 3 kez delinmeye çalışılan hava koridoru güzergâhını kullandığını, uçağın büyük bir hızla geldiğini, o nedenle bütün olayın toplamda yüz yirmi saniye içinde olup bittiğini söylüyor. Bilindiği gibi, İsrail daha önce aynı koridoru kullanıp Suriye'deki kimi tesisleri bombalamıştı.

Esad, bu koridoru kullandığı için bataryanın başındaki görevlinin uçağı İsrail uçağı sandığını, bütün yetkililerle birlikte kendisinin de uçağın düşmesine önce çok sevindiği; ancak uçağın Türk ordusuna ait çıkmasına üzüldüğünü belirtiyor. “Keşke İsrail uçağı olsaydı” diye hayıflanıyor.

Esad, Türk halkının kardeş bir halk olduğunu ifade ettiği röportajında, düşen uçağın pilotlarının ailelerine de en içten ve en sıcak duygularla başsağlığı dilediğini söylüyor. “Pilotlardan birinin babasının, 'benim oğlum öldü, ama ben savaş istemiyorum' sözlerinden çok etkilendim. Onun duygularını paylaşıyor, bu onurlu tavrının önünde saygıyla eğiliyorum.” açıklamasını yapıyor.

Gazeteci Utku Çakırözer'i bu objektif röportajı için Yenidünya olarak kutluyoruz.

Çakırözer'in normal şartlar altında kutlamayı gerektirmeyen bu “gazeteci refleksi” bugünkü AKP baskısı altında kutlanmayı hak ediyor. Çünkü, Beşşar Esad ile röportaj yapmak üzere Utku Çakırözer ile birlikte Mehmet Ali Birand, Amberin Zaman ve Ertuğrul Özkök de başvurmuştu. Suriye asıllı gazeteci Hüsnü Mahalli'nin aracılığı ile yapılan başvuruya Suriye hükümeti hemen randevu vermişti.

Ancak, Mehmet Ali Birand ile Ertuğrul Özkök durumu Doğan grubu tepe yöneticilerine ilettikten sonra, grup konuyu Recep Tayyip Erdoğan'ın adı açıklanmayan bir danışmanına danışıyor. Danışman da “bu gerginlik ortamında gidilmesinin ve Esad'ın görüşlerinin ülke kamuoyu ile paylaşılmasının hükümet tarafından hoş karşılanmayacağı” mesajını iletiyor. Bunun üzerine Doğan grubu iki gazetecisinin gitmesine ambargo koyuyor.

Habertürk'te çalışan Amberin Zaman ise, gazetenin genel yayın yönetmeni Fatih Altaylı'nın, “röportajı yapsan da ben Esad'ın görüşlerini bu gazetede yayınlamam” demesi üzerine Şam'a gitmekten vazgeçiyor.

Tüm bu baskı ve yönlendirmelere rağmen bir tek Utku Çakırözer Şam'a gidiyor. Çakırözer'in normal şartlar altında sıradan bir gazetecilik refleksi olarak nitelenecek bu haberinin “kutlanmasının” gerekçesi budur.

Birkaç gün devam etmesi beklenen röportajın ilk kısmını “Basından” başlığı altında okuyabilirsiniz.

paylaş