
Rusya Federasyonu’nda 4 Aralık 2011 Pazar günü yapılan Duma (Meclis) seçimlerini ülkede kapitalizmin boy atmasını sağlayan, uluslararası alanda genel olarak ABD ve AB emperyalizmiyle uzlaşmacı bir siyaset güden, ülkede işçi sınıfının tarihsel kazanımlarının sürekli altını oyan ve Rus oligarşisinin desteğini arkasına alan Putin-Medvedev ittifakının lideri olduğu Birleşik Rusya Partisi kazanmıştı. Seçimlerde işçilerin, emekçilerin, ilericilerin, sosyalistlerin, komünistlerin oylarına talip olan Rusya Federasyonu Komünist Partisi ise oylarını yüzde elli arttırarak 450 sandalyeli Duma’da 92 milletvekili çıkarmıştı. Seçim sonuçları bize Rusya’da işsizliğin, adaletsizliğin, eşitsizliğin arttığını göstermekle birlikte buna karşı Rusya işçi sınıfının mücadelesinin de yükseldiğini gösterdi. Rus halkının komünizmin o güzel güneşli günlerine olan özlemini yansıtan seçimlerin ardından Rusya Kamuoyu Araştırmaları Merkezi (VtsİOM) Sovyetler Birliği (SSCB)’nin dağılışının yıl dönümünde bir anket yaptı. Yapılan anket sonuçları Rus halkının çoğunluğunun birliğin dağılmasından üzüntü duyduğunu ortaya koydu. Anket sonuçlarına göre Rusya yurttaşlarının yüzde 53′ü “Sovyetler Birliği dağıldığı için üzgünüm” dedi. Ankete katılanların yüzde 32′si bunun tersini söylerken, yüzde 16′sı ise soruyu cevapsız bıraktı. Ankette yer alan: “SSCB’nin dağılmasına üzülmenizin başlıca nedeni ne?” sorusuna ise katılanların yüzde 48′i ekonominin çökmesi, yüzde 45′i halkın büyük bir devlete olan aidiyet duygusunu yitirmesi, yüzde 41′i insanlar arasında güvensizliğin artması, yüzde 34′ü aile ve arkadaşlık bağlarının kopmaya başlaması, yüzde 20′si her yerde kendini evde gibi hissetme duygusunun yitirilmesi ve yüzde 18′i seyahat ve tatil imkanlarının kısıtlanması olarak cevap vermiş. Bu anket sonucu da, Sovyetler Birliği’nin yeni dağıldığı dönemde yapılanlarla örtüşüyor. Demek ki aradan geçen bunca yıldan sonra insanlardaki arayış hâlâ devam etmekte. Bu da Rusya’da sosyalizm dışında ne yaratırsanız yaratın, insanlara yetersiz geleceğinin bir başka açıdan kanıtı olarak değerlendirilmelidir. “İnsan insanın kurdudur” felsefesiyle işleyen vahşi kapitalist sistemden ne insanlar arasındaki arkadaşlık bağlarını güçlendirmesi, ne insanları bütün ülkede evindeymiş gibi hissettirmesi ne bütün vatandaşlara seyehat ve tatil imkanı vermesi ne de vatandaşların devlete güvenlerini sağlaması beklenemez. Vahşi kapitalizm ancak insanı insana düşman yapar. İnsanlar arasındaki her türlü insani bağları çıkar ilişkisine dönüştürür. Bu bağlamda da Rusya vatandaşlarının sosyalizme özlem duyması insanın doğasının gereğidir. Bu anketin bir başka sonucu ise gelecekte Rusya işçi sınıfının mücadele bayrağını daha da yükselteceğidir. Elbetteki alt tarafı bir anket sonucu abartmamak gerekir denilebilir. Ancak hafife de almamak gerekir. Seçim sonuçları ile birlikte değerlendirildiğinde bu anket sonuçları Rusya’nın daha çok gelişmelere gebe olduğunu, soyguncu parababalarının ülkeyi rahat yönetemeyeceklerini, işçi sınıfının buna izin vermeyeceğini ortaya koyuyor. Rusya işçi sınıfının ve emekçilerinin mücadelesini ülkemizdeki ve dünyanın diğer bölgelerindeki mücadele ile bütünleştirme, acil ve ertelenemez bir görev olarak bizleri bekliyor. Dünyada ve ülkemizde bu kadar yıkım, soygun, saldırı ve sömürü varken, mücadele aygıtlarımız oluşturma görevini öyle veya böyle bahaneler uydurarak ertelemek, savsaklamak hatadan öte, suç sayılmalıdır artık.
