
Türkiye ve dünyada kuraklık riskinin arttığı bir dönemde, Dünya Su Günü'nü kutlamanın önemi daha da artıyor.
Türkiye, kişi başına yıllık bin beşyüz metreküp su kullanımı olan bir ülke. Ancak, yaşanacak nufüs artışı ile birlikte 2030 yılında bin metrekübe düşeceği hesaplanıyor.
Türkiye'nin kullanabilir su potansiyeli 110 milyar metreküp iken, bunun yüzde 16'sı içme ve kullanma amaçlı, yüzde 72'si tarımsal sulama amaçlı, yüzde 12'si sanayi amaçlı tüketiliyor.
Gelişmekte olan ülkelerde ise, atık suların tahmini yüzde 90'ı arıtılmadan nehirlere, göllere ve okyanuslara boşaltılıyor. Her yıl 250 milyon insan, kirli sularla bulaşan hastalıklara yakalanıyor ve yaklaşık 5 milyon kişi yaşamını kaybediyor.
Yaşadığımız yüzyılın ortalarına doğru, 60 ayrı ülkedeki 7 milyar insanın su sıkıntısıyla karşı karşıya kalabileceği vurgulanıyor.
Yapılan uluslararası toplantılara ve uyarılara rağmen, Türkiye'de henüz bütüncül bir su politikası ve suyun yönetimiyle ilgili temel ilke ve yöntemlerin çerçevesini belirleyen bir “su çerçeve yasası" bulunmamaktadır.
* Dünya Su Günü; İlk kez 1992'de Brezilya’nın Rio de Janeiro kentinde yapılan Birleşmiş Milletler Çevre ve Kalkınma Konferansı'nda önerilen "Dünya Su Günü", gerek BM üyelerinin, gerekse diğer dünya ülkelerinin giderek büyüyen temiz su sorununa dikkat çekmek, içilebilir su kaynaklarının korunması ve çoğaltılması konusunda somut adımlar atılmasının sağlanmasında teşvik olması amacıyla bu isme bir gün adamak anlamında oluşturuldu.
BM Genel Kurulu, 1993 yılında 22 Mart tarihini "Dünya Su Günü" olarak ilan etti.
