
İstanbul güzel şehir. Bu kadar kalabalık olmasına, rant uğruna yıkılıp yağmalanmasına, bunca doğa katliamına rağmen güzel şehir. Şimdilik... İstanbul'un en güzel yerlerinden biri olan Validebağ korusu da daha çok para kazanma hırsıyla, yetki-güç sahibi şahısların eliyle, halkın itirazlarına rağmen yok edilmeye çalışılıyor.
Validebağ korusu Üsküdar'da yer alan, 1976 tarihli röperli krokide alanı 354.076 metrekare olan ve içinde çeşit çeşit binlerce ağaç bulunan, 95 çeşit kuşun yaşadığı, leyleklerin göç sırasında dinlenme yeri olarak kullandığı harika bir yer. Hatta 12 Eylül 1980 darbesine kadar koru içinde bulunan hastanenin giderlerini karşılamak için hayvan beslenmiş, meyve-sebze yetiştirilmiş, ekin ekilip harman yapılmış. Darbeyle birlikte ise hepsi yok edilmiş yani darbe sadece siyasete değil, doğaya da yapılmış.
Şimdilerde bu alan içerisinde 3M konakları yer alıyor. Peki kimler oturuyor bu konaklarda, zenginler! Kamusal bir alan olan, yani tüm halka ait olan ve halkın yararı için kullanılması gereken bu alan, her zaman olduğu gibi yine zenginlere peşkeş çekilmiş ve çekilmeye de devam ediliyor.
"Doğayı koruyalım, para uğruna yok etmeyelim!" 22 Şubat 2014 Cumartesi günü, Validebağ Gönüllüleri tarafından, AKP Üsküdar belediye başkan adayı Hilmi Türkmen’in doğa katili projesine karşı eylem yapıldı. İçinde tarihî köşklerin, anıt ağaçların yer aldığı, onlarca kuş türüne ev sahipliği yapan Validebağ Korusu 1. derece sit alanıdır. Hilmi Türkmen ise bu alana seyir terasları, açık hava tiyatrosu, gözlem kulesi yapmak istiyor.
Belli ki Hilmi Türkmen "1. derece sit alanı" ne demek bilmiyor! Bunu bilmeyen nasıl yönetici olur? İşte böyle her şeyi yıkıp, yok edip, ranta feda eden, hak-hukuk-insanlık bilmeyen bir yönetici olur! 1. derece sit alanları evrensel değere, ilginç özellik ve güzelliklere sahip olması ve ender bulunması nedeniyle kamu yararı açısından mutlaka korunması gerekli olan, korumaya yönelik bilimsel çalışmalar dışında aynen korunacak alanlardır.
Ayrıca doğa sadece bize ait değil! Doğa, toprağa kök salan ağaçlara, bitkilere; bağrında yaşayan hayvanlara da ait, bunu bilmek ve buna göre yaşamak ise düşünme yeteneğine sahip olan insanın "insanlık" görevidir. Zaten "çılgın" projeye tepki gösteren halkın da talebi bu minvaldedir; "doğayı koruyalım, para uğruna yok etmeyelim!"
Yenidünya gazetesi olarak, Validebağ Gönüllüleri'nden Hüseyin Albayrak ile konuyla ilgili konuştuk.
Bakın arkadaşımız neler söylüyor.
yenidünya: Buradaki süreçte neler yaşadınız ve ne tür sorunlarla karşı karşıya kaldınız?Hüseyin Albayrak: Onlar, bu koruyu bir an önce beton yığınına çevirip inşaat hâline getirmek ve her bir daireyi 1,5 milyon dolar gibi fiyatlara satıp yüksek gelirler elde etmek istiyorlar. Halk ise şunu önerdi, kullanım şekliyle koruyalım, göleti, yürüyüş yolları ve havuzu olsun. Bunun gibi gayet insani taleplerimiz oldu. Ancak onlar, kazanacakları paralar karşısında bu önerilere kesinlikle karşı çıktılar.
yenidünya: Ne tür engellerle karşılaşıyorsunuz?Hüseyin Albayrak: Biz diyoruz ki burası korunmalı, biz nasıl devraldıysak o şekilde koruyup çocuklarımıza devretmeliyiz. Diğerleri bu duruma karşı çıkıyorlar, diyorlar ki biz orada yürürken ayaklarımız çamurlanıyor, çok ıssız olduğu için korkarak oradan geçmek durumunda kalıyoruz. Hâlbuki bu tür şeyler için burası feda edilmemeli.
yenidünya: Biraz da buradaki alandan bahsedelim, alan ne ölçekte bir büyüklüğe sahip?Hüseyin Albayrak: Burası yaklaşık 354 dönüm. Aşağı yukarı yarısı Saka ve Leylek gibi göçmen kuşlar için ayrılmış bir alan. Boş olan birçok yere bu sebepten dolayı ağaç bile dikilmesine izin verilmiyor. Çünkü leylekler ağaç olan yere inemiyor, leylekler için ufak bir dere olması gerekiyor.
yenidünya: Hayvanların da yaşam alanları ellerinden alınıyor mı o zaman?Hüseyin Albayrak: Alanın içerisinden temiz su akıyordu. Belediye görevlileri gelip Çamlıca tarafından kanal bağlamaya kalkıştılar. Biz buna karşı çıktık. Çünkü bağlanacak olan kanaldan deremize lağım suyu akıtılacaktı. Bunun üzerine Belediye yönetimi "Validebağ Gönüllüleri derelerine kanal açılmasını istemiyorlar. Bu yüzden kanal bağlantısını yapamıyoruz" diyorlar. Bizi oradaki insanlarla karşı karşıya getiriyorlar. Dereye lağımlı suyun akması demek, buraya hiçbir göçmen kuşun artık uğramayacağı anlamına geliyor.
yenidünya: Yani göçmen kuşların da bir şekilde ayağını kesmiş oluyorlar.Hüseyin Albayrak: Tabii bu sefer lağımı getirince temiz su da gidiyor. İktidarın gücünü arkalarına almış korkunç bir şekilde saldırıyorlar. Geçen gün kendi (AKP) seçmenleri buradaydı arsanın bir bölümünü taş yapı yaptılar, 16- 18 kat olarak. Çocuklarımızın oynayacağı yer kalmadı, bahçeyi güzelleştirmek adı altında helikopter alanı yaptılar ve betonlaştırdılar. Ve bu durumu maalesef ki çılgın proje olarak açıklıyorlar.
yenidünya: Bundan sonraki süreçte buraya destek bekliyor musunuz? Destekte bulunan oldu mu?Hüseyin Albayrak: En büyük desteği mimarlar odası yapıyor. Salonlarını tahsis ediyorlar bize, avukat lazımsa gönderelim diyorlar. Birçok sorunu mimarlar odasıyla birlikte aştık.
yenidünya: Hukuksal süreci kazandınız. Bu sürecin noktalanmış olması gerekmiyor muydu?Hüseyin Albayrak: Tek bir işlem olmuyor ki burada, mesela seneler evvel Ali Balkaner, kamuya terk edilen alanın üstüne bir şeyler yapıyor. Bunun üzerine mahkemeye veriyoruz. Belediye Başkanını, Kaymakamı, hepsini mahkemeye vermek zorundasın. Birini vermek olmuyor, en son Vali’yi veriyoruz. Olay bitiyor ve yıkım kararı çıkıyor. Yıkım kararı çıkınca onlar temyize veriyorlar, meğer harç arttıkça artıyormuş ve sonucu almak için değerine göre yatırmak gerekiyormuş. Kaymakama gidiyoruz bizi güleryüzle karşılıyor. Tamam, ben bunu sıraya koydum diyor. Üsküdar’ın yüzde atmışının yıkılması lazım diyor, sıra oraya gelince orayı da yıkacağız diyor. yenidünya: Mücadelenizde sizin yanınızdayız. Çok kolay gelsin.Hüseyin Albayrak: Teşekkürler. Söyleşi: Cem Arslan
