
Milli Eğitim Bakanlığı MEB, Özel Eğitim ve Rehberlik Hizmetleri Yönetmeliğine ilişkin yeni çıkarılan taslakla yönetmeliği değiştirmeye çalışıyor.
Eğitim Sen 3 No’lu Şube çıkarılan taslağa karşı tepkilerini göstermek için dün (10 Nisan 2014) saat 12.00'de basın toplantısı gerçekleştirdi.
“Taslak neler getiriyor, engelli bireyleri ve bu alanda çalışan özel eğitim ve rehber öğretmenlerini nasıl etkiliyor?” kapsamı çerçevesinde taslağa ilişkin görüş ve öneriler basınla paylaşıldı.
Basın metni AKP Hükümeti her geçen gün ideolojik çıkarları doğrultusunda eğitim ve öğretime müdahale etmeye devam ediyor. İdeolojik baskı unsurlarını kullanarak, muhafazakâr ve eğitimi piyasalaştıran bir eğitim modeli yaratmaya çalışıyor. 4+4+4 ile bu durumu bütün haliyle yaşarken, şimdi de yeni çıkarılmaya çalışılan yasalarla bu durum daha da artırılıyor. Eğitimin her alanını piyasalaştırmaya çalışan AKP, Özel Eğitim ve Rehberlik Hizmetleri alanını da piyasalaştırarak, alanı değersizleştirmeye ve yok etmeye çalışıyor. Birbirinden bağımsız alan olan Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık hizmetleri ile Özel Eğitim Hizmetlerinin birleştirilmesi, sadeleştirme adı altında iki yönetmelik, iç içe geçirilerek tüm bilimsel yaklaşımlar hiçe sayılıyor. 4+4+4 ile kaotik bir hale getirilen eğitim sistemine bir kaos daha eklenerek, öğretmen, öğrenci ve veli mağdur ediliyor.
Taslağın hazırlanma amacının, her ne kadar özel eğitim alanına yönelik eğitim öğretim hizmetlerinde yaşanan sorunların ve uygulama farklılıklarının giderilmesi olarak gösterilse de, asıl amacın bu olmadığı çok açık ve nettir. Özel eğitime ihtiyaç duyan bireylerin gelişimleri ve ihtiyaçları dikkate alınmadan bireylerin eğitim ve öğretimde ilerlemelerini sağlamaya yönelik değil, tam tersi var olan haklarının ellerinden alınmasına yönelik bir taslaktır.
Yeni yasa taslağıyla neler olacak! Hafif derecede zihinsel engellilerin eğitim aldığı sınıflar kapatılıyor. Böylece özel alt sınıfların kaldırılması hedefleniyor.
Engel türleri farklı öğrenciler, aynı sınıfta bir arada eğitim verilerek, engel türüne göre eğitim verilmesi göz ardı ediliyor.
Var olan sınıf mevcutları artırılarak, hem öğretmenin işini yapması hem de öğrencinin özel eğitime uygun bir şekilde eğitim alması engelleniyor.
Görme ve işitme engelli liseleri kaldırılarak, öğrencilerin ayrı ve özel eğitim almaları engelleniyor.
Engelli bireylerin somut kavramları öğrenmesi bilimsel ve pedagojik bir gerçeklik iken, soyut olan din kavramı, din kültürü ve ahlak bilgisi dersi ısrarla dayatılıyor.
İş okulları, Eğitim Uygulama Okullarında ve ilkokullarda yani örgün eğitim veren okullarda sadece ''Sınıf Öğretmeni'' eğitim verir, ibaresi ile özel eğitim öğretmenlerinin derse girme hakkı elinden alınıyor.
Tuvalet eğitimi şartı kaldırılarak öğretmen, dadı ve bakıcı konumuna düşürülüyor.
İki ayrı alan olan Özel Eğitim ve Rehberlik Hizmetleri aynı torbaya konarak, işlevsizleştiriliyor.
Tanımlar yeterince açıklanmadığı için, pek çok tanım kapsam dışında bırakılıyor.
Alanda çalışan görevlilere ve bu görevlilerin görev tanımına, yer verilmiyor.
Psikolojik Danışman ve Rehber Öğretmenler, ''Öğretmen'' tanımından çıkarılarak, ''Personel'' tanımı getiriliyor. Bu durum, Psikolojik Danışman ve Rehber Öğretmenlerin yaz tatili, sömestr tatili hakkını yitirmesine ve 657 tabii memur gibi 08.00-17.00 çalıştırılarak,''memur'' statüsüne dönüştürülmesini öngörüyor
Psikolojik Danışman ve Rehber Öğretmenlerin çalışma sürelerinin arttırılması ile eğitim emekçilerinin iş güvencesi yok edilerek, angarya işlerde çalıştırılması ve görev tanımı dışında başka işlere yönlendirilmesi planlanıyor.
Taslak, özel eğitim alanının ve eğitim emekçilerinin ihtiyacını karşılamamaktadır! Çıkarılmaya çalışılan Özel Eğitim ve Rehberlik Hizmetleri yönetmelik taslağını bu haliyle kabul etmek mümkün değildir. Taslak, hem özel eğitim ve rehber hizmetleri alanında çalışan eğitim emekçilerini zor durumda bırakacak, hem de öğrencilerin eğitim ve öğretiminde olumsuz sonuçlar doğuracaktır. Taslak bu haliyle alanın ve eğitim emekçilerinin ihtiyacını karşılamamaktadır.
Hükümete ve MEB' na çağrımızdır; Taslağın bu haliyle yönetmelik olarak geçmesini doğru bulmuyoruz. Bu haliyle taslak öğrencileri, velileri ve öğretmenleri mağdur edecektir.
Taslak, bilimsel verilere dayanılarak meslek örgütlerinin, sendikaların, akademisyenlerin, alanda bizzat çalışan uzmanların, öğretmenlerin görüşlerine başvurularak, yeniden gözden geçirilmelidir.
Bizler, Eğitim Sen’li öğretmenler olarak, çalışma alanlarımıza sahip çıktığımızı, alana yönelik değersizleştirme politikalarına karşı ve taslağın iptali için mücadelemizi büyüteceğimizi, kamuoyunun bilgisine sunuyoruz.
