“KOD”lanıyoruz!

08 Haz 2014

İçişleri Bakanı Efkan Ala, Türkiye’deki “azınlık” statüsündeki yurttaşların “soy kodu” ile ilgili kodlandığı iddialarına ilişkin sorusu üzerine, “sadece azınlıklar değil, tüm nüfus kodlarla tanımlı” yanıtını verdi.

Ala, soru önergesine verdiği yanıtta “kod” uygulamasını doğrularken, bunun 1999’da uygulamaya başlanan MERNİS kapsamında yapıldığını belirterek, “Kod uygulaması sadece azınlıklar için yapılan bir uygulama değildir. MERNİS ile birlikte tüm nüfus olay bilgileri kodlarla tanımlı hale getirilmiştir. Her nüfus olay bilgisinin sayısal (Kod) karşılığı mevcuttur” dedi.

CHP Tunceli Milletvekili Hüseyin Aygün “fişleme” iddialarını bir soru önergesi ile meclis gündemine taşımıştı.

Aygün, soru önergesinde, “Nüfus kayıtlarında “Rumlar 1, Ermeniler 2, Yahudiler 3, Süryaniler 4 ve ‘diğerleri’ başlığı ile 5 kodu” verildiği yönünde iddialar bulunduğunu, “Azınlık statüsündeki toplumsal kesimlerin soy kodu” ile kodlanmasının ne zamandan beri yapıldığını ve “diğerleri”ni kimlerin oluşturduğunu, kodlamanın gerekçesini ve kodlar ile tanımlanan yurttaşların devlet kademelerinde görev ve derecelendirme verilirken bu “kodlardan yararlanılıp yararlanılmadığı”, “Devlet nezdinde toplumsal azınlık statüsünde bulunmayan toplumsal kesimlere yönelik bir doklama sistemi var mıdır?” sorularına yanıt istemişti.

Öğrenciler de kodlanıyor
Bakan Ala, YÖK kanalıyla “Yurtlarda kalan öğrencilerin adrese kayıt sistemine dahil edilmesi amacıyla” yapıldığını savundu. Konuyu TBMM gündemine taşıyan CHP Kırklareli Milletvekili Turgut Dibek ise “İçişleri Bakanlığı öğrencileri fişlemek için bilgi istemekte ve bunu da adres kayıt sistemi ile açıklamaya çalışmaktadır. YÖK de bu illegal isteği tüm üniversitelere yollayarak illegal işe ortak olmaktadır” dedi.

İçişleri Bakanlığı Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü, 23 Ağustos 2013’te YÖK’e gönderdiği yazıda, “öğrenci yurtlarının adresleri ile bu adreslerde kalan öğrencilerin bilgilerinin toplanmasını” istemişti. YÖK, bakanlıktan gelen yazıyı “ivedi” notu düşerek 6 Eylül’de tüm üniversitelere göndermişti. YÖK’ün yazısında, istenen bilgilerin “yürütülmekte olan bir çalışmaya esas olacağı” gibi ucu açık belirsiz bir ifadeye yer verilmesi şüpheler yol açmıştı.

paylaş