Çarşı silahlı örgütmüş!

08 Eyl 2014

Mayıs-Haziran 2013 Büyük Halk Direnişi'ne kitlesel katılımı ve coşkusuyla dikkat çeken Çarşı Grubu üyelerine dönük iddianame kabul edildi. Savcılık, Çarşı liderlerinin de aralarında bulunduğu 35 kişi hakkında ‘hükümeti yıkmaya teşebbüs’le suçlayarak, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası istedi.

İddianamede “silahlı örgüt kurarak Türkiye’de Arap Baharı imajı oluşturarak hükümeti devirmeye çalışmak”la suçlaması da yer aldı.

Silahlı örgüt?

Çarşı Grubu liderleri Erol Özdil, Cem Yakışkan, Numan Bülent Ergenç, “silahlı suç örgüt kurmak” ile de suçlanarak gözaltına alınmışlardı. Yapılan itirazlar sonucu serbest kalan grup liderleri ve diğer Çarşı taraftarları için ise hükümeti yıkmaya teşebbüs suçlaması ile birlikte, “Çarşı grubunun liderlerinin kurduğu silahlı örgütün üyesi olmak”, “kamu görevlisine direnmek, “kanuna aykırı toplantı ve gösteri düzenlemek”, “ruhsatsız silah bulundurmak” gibi suçlardan ceza isteniyor.

Savcılık iddianamede “Şüphelilerin telefon kayıtlarından da anlaşılacağı üzere Türkiye Cumhuriyeti’nin yasal olarak kurulmuş hükümetini gayrı yasal yollardan devirmeye amaçladıkları, bu sonucu kolaylaştırmak içinde ülkede kaos ve otorite boşluğu oluşturmaya çalıştıkları özellikle eşgüdümlü olarak Ankara ve İstanbul’daki Başbakanlık ofislerini ele geçirmeye çalıştıkları” değerlendirilmesi yer aldı.

Dijital kayıtlardan delil

İddianamede Çarşı grubunun aralarında yaptıkları telefon görüşmelerinde: “Park mark benim umrumda değil”, “Bana ne yemişim AVM’sini de, Gezi Parkı’nı da ağacını da, ihtilal başladı”, “Bu hükümeti düşüreceğiz”, “Başbakanlık konutuna saldırı olacak bugün”, “Bu bir iç savaşa dönüşebilir”, “Polise güçlü saldıralım, gösterilerde ölen kişi olursa toplumsal refleks daha çok artar” şeklinde konuşmalar olduğu ifadeleri bulunuyor.

Çarşı Grubu tribün liderlerinden Cem Yakışkan’ın Twitter hesabından yazdıklarıyla kitleleri eyleme katılmak için teşvik ettiği belirtilirken, “Hatta bir kısım söylemlerinde meselenin ağaç meselesi olmadığını belirtti” denildi.

Savcılık, yabancı basının eylem yerlerine çağrılmasını ise:“Yabancı basın mensupları tarafından olay yerlerinde elde edilecek görüntüleri dünya medya kuruluşlarına servis yaparak kamuyonda ‘Arap Baharı’ diye adlandırılan bir kısım Ortadoğu ülkelerindeki yönetim değişikliklerini çağrıştırır şekilde imaj oluşturup Türkiye Cumhuriyeti’nin yasal olarak kurulan hükümetini yasal olmayan yöntemlerle ortadan kaldırmayı amaçladıkları belirlenmiştir.” olark değerlendirdi.

 

paylaş