
Jandarma ve polisten sonra valilere de olağanüstü yetkiler tanıyan bir tasarı gündemde. Tasarının 7. maddesinde, İl İdaresi Kanunu'nda değişiklik yapılmasına ilişkin bir hüküm yer alıyor. Bu hükümle, yürütmenin parçası olması gereken valilere, yargıya ait olan yetkilerin bir bölümü devrediliyor. Böylece yasama yürütme ve yargı arasında denge biraz daha bozulmuş oluyor.
Önümüzdeki günlerde çok tartışılacak olan tasarının o maddesi şöyle:
MADDE 7- 10/6/1949 tarihli ve 5442 sayılı İl İdaresi Kanununun;
(1) 11 inci maddesine aşağıdaki fıkralar eklenmiştir.
“G) Vali, lüzumu halinde, kolluk amir ve memurlarına suçun aydınlatılması ve suç faillerinin bulunması için gereken acele tedbirlerin alınması hususunda doğrudan emirler verebilir. Kolluk bu emirleri mevzuatta belirlenen usule uygun olarak yerine getirir."
VALİ VE KAYMAKAM BELEDİYE'Yİ DE KONTROLÜ ALTINA ALACAK
Tasarıda valilere verilen bir başka yetki ise, gerekli gördüğü hallerde belediyelerin de araçlarını kullanma yetkisi. Yeni düzenleme ile valilere, kamu kurum ve kuruluşlarının yanı sıra, bölgedeki mahalli idarelerin de tüm araç ve gereçlerini gerekli gördüğü hallerde kullanma yetkisi veriyor.
Valiye, araç ve gereçlerini valinin emrine vermeyen kamu kurumları ve mahalli idarelerden, bu araç ve gereci "kolluk kuvvetleri yardımıyla" alma yetkisi de tanınıyor. Emre uymayanlardan da, meydana gelen zararın tazmin edilmesi tasarıya dahil edilmiş durumda.
Tasarı maddesi şöyle;
"H) Vali, kamu düzenini ve güvenliğini veya kişilerin can ve mal emniyetini sağlamak amacıyla aldığı tedbir ve kararların uygulanması için adli kuruluşlar ile (D) fıkrası hükmü saklı kalmak kaydıyla askeri kuruluşlar dışında, mahalli idareler dahil bütün kamu kurum ve kuruluşlarının itfaiye, ambulans, çekici, iş makinesi ve tedbirlerin zorunlu kıldığı diğer araç ve gereçlerinden yararlanabilir, personeline görev verebilir. Kamu kurum ve kuruluşları, valinin bu konudaki emir ve talimatlarını yerine getirmek zorundadır. Aksi takdirde vali emir ve talimatlarını' kolluk aracılığıyla uygular. Bu fıkradaki yükümlülüklerin yerine getirilmemesi veya geciktirilmesi sebebiyle oluşan kamu zararı ile gerçek ve tüzel kişilerin Devlet tarafından karşılanan zararları ilgili idarece genel hükümlere göre sorumlu kamu görevlilerinden tazmin edilir.
İ) (G) ve (H) fıkraları ile valiye verilmiş olan yetkiler, ilçede kaymakam tarafından da kullanılabilir.”
