Erdoğan bozgunu toparlamaya çalışıyor

10 Haz 2015

Erdoğan, Deniz Baykal ile görüştü.

7 Haziran genel seçimlerinde ağır bir yenilgiye uğrayan ve iktidarı kaybetme aşamasına gelen Erdoğan-AKP rejimi, bozgunu toparlamaya çalışıyor. Erdoğan seçim yenilgisini lehine çevirmek için hamle yapmaya başladı. Dün gece (9 Haziran) CHP eski genel başkanı ve Antalya Milletvekili Deniz Baykal’a bugün için görüşme talebini iletti. Baykal, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ile görüşerek görüşme isteğini kabul etti ve bugün (10 Haziran) görüşme Çankaya Köşkü’ndeki Dışişleri Konutu’nda gerçekleşti.

Deniz Baykal aynı zamanda seçilen en yaşlı milletvekili olarak meclise geçici süre başkanlık edecek. Anayasaya göre yeni meclis başkanını seçilene kadar görevini sürdürecek. Meclis başkanları aynı zamanda cumhurbaşkanı vekili sıfatını taşıyor.

Erdoğan imaj tazelemeye çalışıyor
Seçimlerden istediği sonucu alamayan Erdoğan, oluşan yeni güç dengesi içinde, kendisi hakkında oluşmuş olumsuz yargıları unutturmak istercesine sessizliğe büründü. Şimdi de Baykal ile, kaçak sarayda değil, dışişleri konutunda görüşerek, yani sarayı da unutturmaya çalışarak verdiği dolaylı mesaj ile; partiler üstü, tarafsız, halk oyuna saygılı bir Cumhurbaşkanı görüntüsü oluşturmaya çalışıyor. Baykal'ın ise bu çağrıyı büyük bir hevesle kabul edip, Erdoğan imajını parlatmaya katkı yapması da eleştiri konusu.

Baykal’ın açıklaması
Deniz Baykal, görüşme sonrası yaptığı açıklamalarda, görüşme talebinin Erdoğan’dan geldiğini belirterek “Seçimlerin tamamlanmasından sonra, yeni TBMM’nin açılışından önce Sayın Cumhurbaşkanı’nın bu Meclis’e geçici başkan olarak görev yapacak bir milletvekili olarak Meclis çalışmalarıyla ilgili bir değerlendirme yapma ihtiyacı çerçevesinde bugün bu buluşma gerçekleşmiştir" dedi. Baykal koalisyon konusunu görüşmediklerini, kendisinin bu konuda yetkili olmadığını vurguladı ama Erdoğan’ın bir an önce hükümetin kurulması gerektiğini düşündüğü, her türlü koalisyon seçeneğine açık olduğu, muhalefetin kendi arasında uzlaşarak bir hükümet kurmasına da karşı olmadığı izlenimlerini edindiğini söyledi.

Yenilgiyi toparlama çabaları
Seçim yenilgisinin etkisi başta havuz medya olmak üzere birçok alanda görülüyor. AKP’nin ağır topları sürekli olarak “bizsiz iktidar olmaz”, “biz birinci partiyiz” gibi çıkışlarla dağılmayı önlemeye çalışıyorlar. Ama esas olarak asıl kaybedenin yani Erdoğan’ın neler düşündüğü ve yapacağı etkili olacak.

Erdoğan’ın elini muhalefetin kendisiyle kesin bir hesaplaşmaya girme konusunda yaşadığı kararsızlık güçlendiriyor. Ayrıca ABD başta olmak üzere emperyalistlerin ve büyük sermaye çevrelerinin AKP’li bir koalisyon seçeneğini desteklemesi de önemli. Çünkü muhalefet partileri de bugüne kadar aynı çevrelere kendini beğendirmeye çalıştılar. Zaten aynı çevreler “kaostan kaçınmak gerekir, istikrarsızlık oluşmamalı, ülkeyi hükümetsiz bırakmamak lazım, ekonomik krize yol açmamak lazım” gibi tezlerle muhalefet partileri baskı altında tutuyor. Erdoğan’ın üçüncü büyük kozu da MHP ve HDP arasındaki çözüm süreci merkezli gerilim. Yalçın Akdoğan’ın “HDP çözüm sürecinin artık yalnızca filmini çekebilir” çıkışı da, Bülent Arınç’ın “HDP sizin, üçünüz anlaşın. Yapamazsanız, yetiş AKP dendiğinde, biz üzerimize düşeni yaparız.” çıkışı da tam bu gerilimi hedef alıyor. HDP’yi, AKP’siz bir hükümette çözüm sürecinin biteceği teziyle baskı altına almaya çalışıyorlar.

Sonuç olarak Erdoğan, elindeki araçları kullanarak muhalefet partilerinin kendi aralarında uzlaşıp AKP’yi kesin olarak iktidardan uzaklaştırmasını önlemeye çalışacak. Bunu yapamadığı durumda da hükümeti feda edip cumhurbaşkanlığı pozisyonunu sürdürerek tayin edici çatışmayı öteleyemeye çalışacak. Bu zamanı yeniden güç toplamak için kullanacak. Son hamlelerinde padişah/halife pozlarını bırakıp “anayasal sınırlarına çekilmiş cumhurbaşkanı” havası yaratmaya çalışması bu yüzden.

Erdoğan-AKP rejiminden kurtulmak için
Seçim öncesinde muhalefet partilerinin de tutumuyla halkın;  gericilik, vurgunculuk ve savaş rejiminden kurtulma umutları parlamenter mücadele çerçevesine sıkıştırılmıştı. Ama görülen o ki muhalefet partileri, iktidarı Erdoğan-AKP rejiminin elinden alabilecek güçte olmalarına karşın çeşitli bahanelerle bundan kaçınıyor. Erdoğan-AKP rejimiyle kesin hesaplaşma ancak meclis duvarlarını aşan bir mücadele ile mümkün olacak. Halkın kurtuluşu, kendi kaderini kendi ellerine almasıyla; işçi, emekçi halkın doğrudan yönettiği bir halk hükümetiyle mümkün.

paylaş