Çoban ateşlerini çoğaltmak

21 Nis 2016

Geçen Salı (19 Nisan 2016), Kavel Grevi'nin belgeseli “Çoban ateşlerinin yandığı yerde Kavel'de” tanıtım gecesi düzenlendi. Tanıtım gecesinde, 60-70 yıllarında sınıf mücadelesinde yer almış yaş kuşağı ağırlıklı olarak yer aldı. Salon nerdeyse tamamen doluydu.

Gecede, Kavel Direnişi'ni sınıf tarihine yazan işçiler de yer aldı. Belgesel gösteriminin sonunda sahnede yer alarak kısaca anılarını paylaştılar.

Belgesele “Çoban ateşi” adının verilmesi ise hem tarihsel, hem de güncel açıdan anlamlı bir tercih olmuş.

Belgeselin yapımında “Kanunsuz Bir Grevin Öyküsü Kavel 1963” kitabının yazarı Zafer Aydın ve sinema emekçisi Melih Biçer'in büyük emeği ve katkısı var. Yapımın son derece kısıtlı olanaklarla, ancak işçi sınıfına olan inançla gerçekleştirilmiş olması ise izleyenler üzerinde yapıcı bir etki bıraktı.

Kavel Grevi'nin yaratıcılarından Türkiye işçi sınıfının sendikal önderi DİSK/Maden-İş başkanı Kemal Türkler'in, grevin yönünü belirleyen, “Biz biliyoruz grevimiz kanunsuzdur, ama Anayasa içidir” sözü salondan yoğun alkış aldı. Grevci işçilerin Kemal Türkler'den söz ederken gösterdikleri saygı ve güven ise günümüz sendika yöneticilerine mesaj niteliği taşıyordu.

Belgeselin, tarihsel ve güncel açıdan önemi ve rolü ise işçi sınıfını kazanmadan toplumsal değişimin gerçekleşemeyeceğini bir kez daha en açık şekliyle ortaya çıktı.

Greve katılan işçilerin, belgeselde yaşadıklarını anlatırken vurgu yaptıkları noktalar ise günümüz işçi sınıfı mücadelesine anlamlı mesajlar veriyordu.

Grev kararı alındığında, “Artık karar verdik, birbirimizi satmayacağız” sözü tüm mücadele sürecine damgasını vuruyor. 220 Kavel işçisinin onurları için mücadelesi tüm İstinye halkının mücadelesine dönüşüyor.

Grevde yer alan işçilerin, “İşçiyiz haklıyız kazanacağız, birlikten kuvvet doğar. İşte böylesi sloganlar bağırıyorduk. Öyle bugünkü gibi büyük sloganlar bilmezdik.” sözleri işçi sınıfının mücadeleye atılırken ne kadar içten ve yalın olduğunun kanıtı gibiydi.

Önemli olanın mücadelede karar ve birlik olduğu, işçi sınıfının gerçek bir çoban ateşçisi olduğu açıkça vurgulanıyordu.

Grevci işçilerden birinin, polise ve grev kırıcılara karşı kolkola saf tutuşlarını, “kolkola girip örgüt oluyorduk” sözüyle açıklaması, işçi sınıfının mücadeleye yaklaşımındaki samimiyetini gözlerimizi yaşartırcasına ortaya koydu.

Belgeselde yer alan grevcilerin bir cümlesi ise kadın-erkek eşitliğine işçi sınıfının ne kadar net yaklaştığını ortaya koyar nitelikteydi; “İstinye'nin kadınları olmasa biz bu grevi kazanamazdık.”
Kavel Grevcileri'nin, belgeselde yer alan konuşmalarının her biri tek tek günümüz işçi sınıfı mücadelesinde yol açıcı örneklerle dolu. Ayrıca, işçilerin her bir cümlesi yaşadıkları günlere olan inançlarını halen yitirmediklerini de anlatır nitelikte.

Kavel Grevi'ni işçi sınıfımızın tarihine yazanlar önünde saygıyla eğiliyor, “Çoban ateşlerinin yandığı yerde Kavel'de”  belgeselinde emeği geçen ve bugünlere kazandıranlara bir kez daha teşekkür ediyoruz.
Hasan Hüseyin'in şiiri ile yeni Kavellere;
İşime karım dedim, karıma Kavel diyeceğim.
Ve soluğum tükenmedikçe bu doyumsuz dünyada,
Güneşe karışmadıkça etim
Kavel Grevcilerinin türküsünü söyleyeceğim.
Ve izin verirlerse Kavel Grevcileri,
İzin verirlerse İstinyeli emekçi kardeşlerim,
İzin verirlerse Kavel Grevcileri,
Ve ben kendimi tutabilirsem eğer sesimi tutabilirsem
O çoban ateşinin yandığı yerde Kavel'de,
O erkekçe direnilen yerde, Kavel'de
Karın altında nişanlanıp dostlarımın arasında
Öpeceğim nişanlımı Kavel kapısında
Ve izin verirlerse İstinyeli emekçi kardeşlerim
İzin verirlerse Kavel Grevcileri
İlk çocuğumun adını Kavel koyacağım...

 

paylaş