Erol Mütercimler Nato'dan çıkmanın mümkün olmadığını söylüyor

12 Ağu 2016

Türkiye'de 15 Temmuz 2016 tarihli, Amerikan Nato destekli Fethullahçı darbe teşebbüsünden sonra halkın büyük bir bölümünde ABD-Nato karşıtlığı çok arttı. AKP iktidarı, kendisine doğrudan kast edildiği için, zorunluluktan, başlangıçta üst akıl diyerek ürkekçe dillendirdi, ABD'nin rolünü. Fethullah Gülen'in iadesini ısrarla istedi ABD'den. Ayak sürüdüğünü gördükçe, giderek dozu arttırdı. Amerikanın, Nato'nun rolü hakkında çeşitli hükümet üyeleri ard arda demeçler vermeye başladı.

AKP, sıkışıklıktan öte felâketten kurtuluş olarak Rusya ile yakınlaşmak zorunda kalmıştı. Bu yakınlaşma doğal olarak ABD, Nato ve Avrupa Birliği'nde rahatsızlık yarattı. Etkileri her alanda görülecek.

Türkiye'nin 18 Şubat 1952 tarihinde Nato'ya girişinden bu yana Nato'nun dış tehditlere karşı, özellikle Sovyetler Birliğinden gelebilecek tehlikelere karşı koruyucumuz olduğu propagandası aralıksız sürdü. Bu propagandanın etkilerine en açık seçmen kitlesi, geleneksel olarak sağ partilere (Demokrat Parti, Adalet Partisi, Doğru Yol, ANAP, MHP vb.) oy veren kesimlerdi. Bu kesimlerde zaman zaman Amerika karşıtlığı olsa da (Irak işgalini onaylamama gibi) Nato'nun Türkiye için gerekli olduğu inancı her zaman daha yüksekti.
Bu günlerde ABD-NATO karşıtlığı bu seçmen arasında tavan yapmış durumda.

Ahmet Altan'ın, Veysi Sarısözen'in, "Sakın kopmayalım Batı'dan, ülke felâkete gider." demeleri çok şaşırtmadı doğrusu.

İlericilere, devrimcilere, laik cumhuriyet yanlılarına, komünistlere düşen görev nedir bu durumda? Beklenir ki Nato'dan çıkılmasını savunsun, üslerin kapatılmasını istesin, çünkü bunlar felâketin en önde gelen nedenleridir.

Erol Mütercimler kendisini sol Kemalist olarak tanımlıyor, onlarca kitabı var, TV'lerde proğramları var. İlerici, laik kitle arasında popüler, sözü dinlenir bir akademisyen. Batı, Nato, Amerika konusunda çok uzun konuşuyor, lafı dolandırıyor, sonuç olarak diyor ki; Batı'dan kopamayız, Nato'dan çıkamayız. Tamam Rusya ile iyi ilişkiler kuralım ama Batı'da kalalım. Çünkü silah sistemimiz Nato'ya uyumlu, değiştirilemez, ordunun tüm donanımı Batı standartlarında, oynanamaz.

Felâketin asıl sebebi bunlar zaten
Bu bakışla, bir ülke kendi kaderini değiştiremez, hep aynı yerde kalmak zorundadır veya bazılarının dediği gibi hele bir devrim olsun, o zaman çıkarız Nato'dan.
İran bu bölgede, Türkiye'yle beraber ABD'nin en yakın müttefiki idi, 1979 yılında Şah'ın devrilmesiyle koptu ABD'den ve batmadı. Daha ara formları uygulayan ülkeler oldu, Arjantin, Brezilya, Bolivya,Venezuela gibi.

Bizlere düşen görev, kafası karışmış halkı, öcü gelir deyip korkutmak değil, cesaretlendirmek olmalı. Bunun için de önce bizlerin net bir tutuma, bakışa sahip olması gerekir.
En büyük sorumluluk, devrimci, ilerici, halkçı, komünist partilere düşüyor. Öncelikli olarak, ülkemiz emperyalist kamptan uzaklaşıp, komşularıyla barış içinde yaşamalıdır. Terör ihracı değil, ham ve mamul madde ihraç etmelidir. Turist ağırlamalı, ticaret yapmalı ve serbest dolaşımı olanaklı kılmalıdır.

 

paylaş