Eğitim-İş: “Laiklik yok, cihada övgü ve mezhepçilik var”

22 Tem 2017

Eğitim ve Bilim İşgörenleri Sendikası Eğitim-İş, Milli Eğitim Bakanlığı-MEB’in açıkladığı “Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Taslak Müfredatı” ile ilgili sert açıklamalarda bulundu.

Eğitim-İş, yaptığı açıklamada: “Atatürk ve laikliğe dair tüm konuların çıkarıldığını, diğer dinlerin değil sadece Sünniliğin ve hatta Sünniliğin sadece belli mezheplerinin anlatıldığını tespit ettik. Diğer inanışlara sahip insanlara, dini farklı yorumlayanlara, inanmayanlara karşı tahammülsüz bir toplumun nasıl yaratılacağının rotası olan bu taslak müfredatın, ‘taslak’ sıfatı taşımasını bile kabul etmiyoruz! MEB’nin zorunlu tutulan Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersine dair açıkladığı taslak müfredat, bugüne kadar ki en mezhepçi ve ümmetçi anlayışa sahip eğitim programıdır.” denildi.

Taslağı, “cihada ve cihadcılara övgüler var, din dersi değil, sadece İslam’ın dersi, cemevleri bir ‘yer’, Alevilik ise bir ‘kültür, Şiiler ve Caferiler sadece ezanda bir farklılık, Atatürkçülükle ilgili konular tamamen kaldırılmış, Deistlere ve Ateistlere itibar saldırısı var, konuların işleneceği metinler belirsiz” diye eleştiren sendika taslak metinle ilgili taleplerini de sıraladı.

Müsaade etmeyeceğiz

Eğitim-İş olarak, Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Taslak Müfredatı’na dair değerlendirmemiz şöyledir:

-Söz konusu müfredat, taslak olmayı bile hak etmeyecek kadar çağdışı ve dini terör örgütleriyle mesafesiz duran bir metindir.

-Söz konusu taslak müfredat, MEB’in açıkladığı yeni genel müfredat ile birlikte değerlendirildiğinde, Atatürk’e, onun hatırasına ve yol arkadaşlarına, Cumhuriyet’in değerlerine bir saldırı olduğu açıktır. Bu taslak müfredatta da Atatürk’e ilişkin tüm konuların çıkarılması, içinde Atatürk sevgisi olan çocuklardan cahil/gerici bir toplumun yaratılamayacağının bilinmesinden gelmektedir. Eğitim-İş olarak çocuklarımızla Atatürk’ün, çağdaşlığın, laikliğin, bilimselliğin bağının koparılmasına asla müsaade etmeyeceğiz!

-Diğer dinlerin ve inanışların neredeyse yok denecek kadar az tanıtılması, çocukların din ve inançları kavramasında eksikliğe yol açacak bir yönlendirmedir. Bu yolla hem devletin laiklik ilkesi, hem Türkiye’nin imzacısı olduğu uluslararası sözleşmeler, hem de Milli Eğitim Temel Kanunu hiçe sayılmıştır.

-Siyasi iktidarın gücünü artırmak için toplumu bölmeye ve mezhepçiliği yükseltmeye dair gayretinin, taslak müfredata aynen yansıması tesadüf değildir. Çocuklarımızın geleceği üzerinden siyasi hesaplar yapmak, herkes için çok büyük bir tehlikedir.

-Bu değersiz ve tahammülsüz metni, taslak bile olsa, kamuoyuna sunma cüretini ayıplıyor, daha yaşanabilir, daha çağdaş insanların yaşadığı bir Türkiye için, çocuklarımızın eğitiminin büyük önem arz ettiğini hatırlatıyoruz.

paylaş