Tunuslu kadınların şiddete karşı zaferi

30 Tem 2017

Tunuslu kadınların protestoları etkisini gösterdi ve parlamento kadına uygulanan her türlü şiddetin cezalandırılmasını öngören tarihî yasayı kabul etti. Yasa ile evlilik içi tecavüz de suç kapsamına alındı.

Tunus parlamentosu kadına şiddeti cezai yaptırıma bağlayan yasayı kabul etti. Bundan böyle kadına şiddet uygulamak suç sayılacak. Yasanın ülkede 'kültür devrimine' yol açıp, cinsiyetler arasındaki ilişkileri nasıl etkileyeceği ise belli değil. Bu görev topluma ve bireylere düşüyor.

Tunus Aile Bakanı Naziha Laabidi oylamadan sonra parlamentonun 'tarihî' bir misyonu başarıyla tamamlamış olmasından duyduğu memnuniyeti dile getirdi.

Kadın haklarını savunan 'Terre des Femmes' adlı sivil toplum kuruluşundan sosyolog Abir Alhaj Mavas da yasanın önemine dikkat çekerek amaçlarının "Kadını izolasyondan kurtarıp Avrupa'daki gibi bütün özgürlüklerden yararlanmalarını sağlamak" olduğunu söyledi. Mavas bundan böyle aile içi şiddetin de cezalandırılacağını ve evlilik içi tecavüzün de 'özel mesele' olmaktan çıkacağını belirtti.

Yeni yasa cezai takibat açısından da bazı yenilikler getiriyor. Eşi tarafından şiddete maruz bırakılan bir kadın şikâyetini geri alsa ya da buna zorlansa da polis olayın peşini bırakmayacak.

İzinsiz sokağa çıkamıyorlar

Tunus parlamentosunun onayladığı yasa şiddet gören kadınların adli ve psikolojik yardımdan yararlandırılmasını da öngörüyor. Aile Bakanı Laabidi, "böylece insan hakları ve kadın-erkek eşitliği prensiplerine geçerlik kazandırılmış olduğunu" söyledi.

Tunus parlamentosu kadın hakları savunucuları tarafından eleştirilen Ceza Kanunu'nun 227'inci maddesini de iptal etti. Bu maddeye göre, cinsel ilişkide bulunduğu reşit olmayan kızla evlenen erkek ceza almıyordu.

Tunuslu kadınlara ağır baskı altında. Kısa süre önce sonuçları açıklanan ve 4 bin kadının katıldığı bir anket kadınların yüzde 64'ünün ailenin büyük erkek fertlerine sormadan sokağa çıkamadığını gösterdi. Ankete katılanların yüzde 70'i toplum ulaşım araçlarında hakarete uğradığını, yüzde 76'sı ise evde fiziki ve psikolojik baskıya maruz kaldığını açıkladı.

Din ve kadına şiddet

'Terre des Femmes'den Abir Alhaj Mavas kadına uygulanan şiddetin çeşitli nedenleri olduğunu ve en çok da dinden ve Kuran'ın yanlış yorumlanmasından kaynaklanan ideolojik şiddetin söz konusu olduğunu söyledi.

İdeolojik şiddetin Arap Baharının patlak verdiği 2011 yılında bu yana arttığını belirten Mavas protestoların liberal değil, aksine otoriter politikalara yol açtığını ve kadınların bu baskıya tepki göstermede kullanıldığını dile getirdi. Kadına baskı uygulanmasının sosyolojik nedenlerine de değinen Mavas eğitimsiz ve zor ekonomik şartlar altında yaşayan kadınların şiddete daha kolay maruz kaldığını ve bu kadınların haklarını nasıl arayacaklarını bilmediklerini sözlerine ekledi.

Şiddetin toplumsal nedenleri

Tunus'ta kadının temel haklarının gasp edilmesinin dini nedenlerden kaynaklanmadığı durumlar da var. Alhaj Mavas "Erkek kendini baskı altında hissediyor. Eşine serbestlik tanırsa eleştirileceğini biliyor. Bu nedenle kendini ve ailesini korumak istiyor. Dolayısıyla, dindar olmayan erkeklerin de muhafazakâr çevre tarafından etkilendiklerini söylemek gerekir", dedi. Le Temps adlı Tunus gazetesi bir yorumunda, 'eşitlik içinde ve insan onuruyla yaşayabilmek için Arap âlemindeki kadınların zor durumda olmalarındaki en önemli etkenlerden biri olan muhafazakâr zihniyetin mutlaka değişmesi gerektiğini' yazdı.

Yasadan rahatsız olanlar var

Tunuslu erkeklerin çoğunluğu yeni yasayı olumlu karşılıyor. Yasayla birlikte 'kültür reformu da başlatılıp, kadının aynı hakları paylaştığının erkek tarafından idrak edilmesi gerektiğini' söyleyen Tunuslu erkekler de çoğunlukta.

Ancak Tunus'taki herkes yeni yasaya aynı gözle bakmıyor. İslamcı politikacı Noureddine Bhiri 13 yaşın cinsel olgunluğa erişme yaşı olarak kabul edilmesi gerektiğini söylerken, politikacı Salem Labiadh "yeni yasanın radikal feminizme yol açacağını, aile kurumunun temellerini sarsacağını ve eşcinselliği yasallaştıracağını" savundu. Labiadh'ın gazetede yayınlanan sözleri çoğunluk tarafından anlayışla karşılanmadı.

Ya Türkiye

Türkiye'de ve dünya genelinde 10 milyonlarca kadın evden çalışma hayatına her yerde tacize uğruyor, şiddet görüyor.

2016 yılında ulusal ve yerel gazetelere 317’si silahlı toplam 397 kadın cinayet olayı yansıdı. Bu cinayetlerde toplam 367 kadın ve aile bireyi öldürüldü. 109 kadın ve aile bireyi de yaralandı.

Kadın cinayetlerinin yüzde 85’ini kocalar, sevgililer, eski kocalar, ayrılınmak istenen sevgililer işledi.

Eşini ya da eski eşini, annesini, babasını, eşinin kardeşini öldüren kızgın erkeklerin 66’ı ise sonrasında intihar girişiminde bulundu. Bunlardan da, 55’i öldü.

Bilimsel araştırmalara göre Türkiye’de her iki kadından biri eşinden veya birlikte yaşadığı erkekten şiddet görüyor. Türkiye İstatistik Kurumu’na göre ise ortalama 10 kadından dördü erkek şiddetine maruz kalıyor.

Kadın cinayetlerinin 96’sı tüfeklerle, 90’ı tabancalarla, sekizi beylik silahlarıyla, 123’ü de bıçak, satır, balta, keser gibi kesici aletlerle olmak üzere 317’si yani yüzde 80’i silahlarla işlendi. Yüzde 20’sinde ise yani 80 kadın ise dövülerek, boğularak, yüksekten atılarak katledildi.

İstanbul’da geçen yıl (2016) 42 kadın cinayeti vakası yaşandı. 35 kadın ve aile bireyi öldü, 12 kişi de yaralandı. Bu cinayetleri işleyenlerden sekiz kişi intihar girişiminde bulundu ve biri yaralı kurtuldu.

İzmir’de meydana gelen 27 olayda 23 kadın ve aile bireyi öldü, beş kişi yaralandı. Beş koca da öldürdükten sonra intihar etti.

Adana’da yaşanan 22 kadın cinayetinde 23 kişi öldü, sekiz kişi de yaralandı. Öldüren iki koca da intihar etti.

Türkiye nüfusunun yarısını kadınların (31 Aralık 2016 itibariyle 39 milyon 771 bin 221 kadın ve kız) oluşturduğunu düşünürsek ve bu nüfusun üçte birini baz alsak bile yaklaşık en az 14 milyon kadın şiddete uğruyor. Hem de her yaşta, hamile bile olsa...

paylaş