Taşeron işçileri kazanıyor

07 Ara 2017

Kamuda taşeron uygulaması, 12 Eylül 1980 faşist darbe döneminin ardından Özal hükümeti döneminde başlatılan, AKP hükümetleri döneminde zirveye çıkan bir uygulama.

1980 öncesinde, kamu emekçileri 657 sayılı devlet memurları kanununa bağlı olarak veya 1475 sayılı iş kanunu kapsamında sürekli kamu işçisi olarak çalışırlardı.

Özelleştirme furyasıyla kamu kuruluşları elden çıkarılıp işçiler darmadağın edildiler. 1475 sayılı iş kanunu kapsamında çalıştırılan sürekli kamu işçilerinin emekli olanlarının yerine yeniler alınmadı. Belediyelerde, Karayollarında, Hastanelerde, Sosyal Hizmetlerde, hizmet alımı ihaleleriyle araya taşeron sokularak yürütülmeye başlandı işler.

Her yıl yenilenen sözleşmelerle, aynı işyerinde çalıştığı halde işvereni sürekli değişen, yıllık ücretli izin hakkını kullanamıyan, kıdemi birikmeyen güvencesiz çalışanlara döndüler. Saldırı büyük ve sersemleticiydi, neyse ki taşeron işçisi köle değil işçiyiz demeye başladı ve sendikalarda, derneklerde örgütlenerek haklarını geri alabilmek için çok çeşitli mücadele yöntemleri geliştirmeye başladı.Bu süre içerisinde binlerce dava açıldı, yüzlerce direniş, protesto, basın açıklaması yapıldı. Taşeron çalışanlarının sayısı da bu arada sürekli artmaya devam etti.

Muhalefetteki siyasi partiler de, kendi bakış açılarıyla bu mücadelenin meclis gündeminde kalmasına katkı sağladılar.

Yaklaşan seçimlerin de etkisiyle, AKP hükümeti kendisi için oy ve taban kaybı anlamına gelecek bu sorunu çözmek için adımlar atmaya başladı. Henüz tüm ayrıntıları kamuoyuna açıklanmayan tasarının son halini gördüğümüzde daha kapsamlı bir değerlendirme yapabiliriz, tasarı şu haliyle bile işçi sınıfının mücadelesinin somut bir kazanımıdır.

 

paylaş