Caferi: "Paris’te, New York’ta olsaydı kabul edilir miydi?"

25 Şub 2018

Suriye’nin Birleşmiş Milletler Daimi Temsilcisi Beşar El Caferi; Doğu Guta’da radikal teröristlerin korunmaları için başkent Şam’da 8 milyona yakın Suriyelinin yaşamını tehlikeye sokmanın kabul edilemez bir durum olduğunu vurguladı.

SANA'da yer alan habere göre, BM Güvenlik Konseyinde düzenlenen Suriye konulu oturumda konuşan Caferi; oturumun düzenlendiği esnalarda başkent Şam’ın Doğu Guta’da bulunan radikal teröristler tarafından yüzlerce füze ve havan roketiyle saldırıya maruz kaldığına dikkat çekti.

Caferi, bu saldırılarda aralarında çocuk ve kadınların bulunduğu onlarca sivil vatandaşın şehit ve yaralı düştüklerine dikkat çekti. Bunun yeni bir durum olmadığını ifade eden Caferi; BMGK’nin Suriye konusunda her toplantı düzenlediğinde Suriye’de terör örgütleri tarafından sivilleri hedef alan bombalı eylem ya da füze saldırılarının tırmandırıldığına işaret etti. Caferi bir kısım devletlerin ‘ılımlı muhalifler’ adını verdikleri teröristlerin geçen yıllar içinde masum sivil vatandaşlara karşı onlarca hatta yüzlerce katliam işlediklerinin altını çizdi.

 

BM’nin güvenirliğini sabote ediyor

BM’de bir kısım yetkililerin Suriye’nin sunduğu belgeler, kanıtlar ve bilgileri dikkate almadıklarına işaret eden Caferi; sadece terör örgütleri ve yandaşlarının hiçbir kanıta dayanmadan bulundukları iddiaları dikkate almalarının mantıksız bir durum olup BM’nin güvenirliğini sabote ettiğine vurgu yaptı.

 

Rejim’ diyenler radikal teröre bulaştı

Caferi, Suriye devletinden söz ederken ‘rejim kelimesini kullanan her kimsenin gerçekçilik ve tarafsızlık ilkelerini kaybettiğinin, ülkesinin Suriye’de radikal teröre bulaştığını net bir şekilde ortaya koyduğunu ifade etti.

 

Bunlara ‘Direnişçi’ denemez

Fransa’nın daimi temsilcisinin yaptığı konuşmayı eleştiren Caferi; okul ve hastaneleri terör karargahlarına dönüştüren, başkent Şam ve civarındaki yerleşim alanlarını gelişigüzel füzelerle gaddarca hedef alıp çocuk kadın yaşlı demeden katliamlar işleyen, bulundukları bölgelerde masum sivil insanları canlı kalkan olarak kullanan, insani yardımları gasp edip sivillerin mallarını yağmalayanların ‘direnişçi’ olarak nitelendirilmelerinin hiçbir kanun ya da ilkeye sığmadığının altını çizdi.

 

Direk savaşa geçtiler

Suriye’nin Daimi Temsilcisi Caferi; başta ABD ve uluslar arası kanunlara aykırı bir şekilde komutasında teşkil edilen uluslar arası koalisyon güçleri olmak üzere bir kısım güçlerin ve tarafların Suriye’ye yönelik vekaletle yürüttükleri savaştan direk savaşa geçtiklerini belirtti. Caferi, bu taraf ve güçlerin yıllardır muhtelif adlandırmalar altında edat olarak kullandıkları terör örgütlerin ağır darbelerle bertaraf edilmeleri ardından direk savaşa geçtiklerinin altını çizdi.

Caferi, söz konusu devletlerin yıllardır destekledikleri terörle gerçekleştiremedikleri planları şu an direk saldırılarla gerçekleştirmeye çalıştıklarının altını çizdi.

 

Suriye'nin savunma hakkını gasp ediyorlar

Başta ABD, Fransa ve İngiltere olmak üzere bir kısım devletlerin Suriye’nin kendi halkını ve topraklarını savunmada anayasal ve egemen hakkını gasp etmeye çalıştıklarının altını çizen Caferi; BM misakı ve uluslar arası tüm kanunların bu hakkı garantilediğini kaydetti.

 

Paris’te olsaydı kabul edilir miydi?

Kuveyt ve İsveç’in Suriye konusunda sözde insani bir karar tasarısı üzerinde haftalardır çalıştıklarına ilişkin açıklamalar konusunda ise Caferi; sözde insani amaçlı bu karar tasarısı konusunda Suriye hükümetinin bakış açısının alınmamasının büyük bir ayıp olduğunu belirtti.

Caferi; “diyelim ki Paris yakınlarındaki bir ormanda yüzlerce terörist konuşlanıp günü birlik olarak Paris’teki sivil vatandaşları gelişigüzel olarak roket ve füzelerle hedef almaya başladı. Bu durumda söz konusu ormanda bulunan Fransız silahlı ılımlı muhaliflerin korunmaları için insani amaçlı bir ateşkes için BMGK’de karar tasarıları hazırlanır mıydı? Ya da diyelim ki New York’ta Merkez Parkta yine yüzlerce terörist mevzilenip şehri günü birlik onlarca füze ve roketlerle hedef almaya başladı. O zaman yine bu Amerikalı bu ılımlı muhalifler için ateşkes tasarıları hazırlanacak mıydı?” ifadelerini kullandı.

 

Adlandırmadan cazgeçilmeli

Sözlerine devam eden Caferi; Londra’da benzer bir durumun düşünülmesi halinde de bunun olmayacağına dikkat çekti. Teröristleri muhtelif isimler terimler altında koruma, savunma, teşvik etme ve onlara örtü temin etme ye son verme gereğinin altını çizen Caferi; Suriye’de ‘ılımlı muhalifler’, ‘devrimciler’, ‘direnişçiler’ ya da benzeri adlandırmaların mantıklı olmadığını vurguladı.

Suriye’deki terör örgütleri saflarında bulunan yabancı teröristlerin sayısının herkes tarafından tahmin edildiğine dikkat çeken Caferi, bu yanlış yaklaşımlar ve gerçeklerin çarpıtılması nedeniyle Suriye ve halkının yıllardır yaşadığı acılara vurgu yaptı.

 

BM bir kriz yaşıyor

BM’nin terör yanlısı devletlerin asılsız iddialarını dikkate almakla birlikte belge ve kanıtlara dayalı olarak Suriye’nin sunduğu bilgileri dikkate almadığına işaret eden Caferi; bunun BM’nin bu süreç içinde mesleki ve ahlaki ciddi bir kriz yaşadığını net bir şekilde ortaya serdiğinin altını çizdi.

Caferi, Suriye’nin terör örgütleri ve yandaş tarafların öne sürdüğü birçok yalan ve iftirayı kanıtlarla çürütmesine rağmen bu yalan ve iftiraların hala kasıtlı bir şekilde dikkate alınmalarını eleştirdi.

 

Şağul İslam Kimdir?

Caferi, Suriye’de gerçekleri araştırma komitesi olarak bilinen ve İngilizcede kısaca FFM olarak adlandırılan komitenin raporunda kaynak olarak gösterdiği İngiliz doktor Şağul İslam’ın gerçek kimliğine ışık tuttu.

Şağul İslam’ın İdlib’te uluslar arası terör örgütleri listesinde yer alan Nusra Cephesine tabi olarak faaliyet gösteren uluslar arası yabancı bir terörist olduğunu belirten Caferi; bu şahısın aynı zamanda İngiltere’de terör eylemlerine bulaşmakla suçlanıp tıp mesleğini icra etmekten men edildiğinin altını çizdi.

Caferi, bunun BM raporlarında gerçeklerin ne derecede çarpıtıldığını apaçık bir örneği olduğunu ifade etti.

 

Kimyasal silah provokasyonuna uyarı

İdlib kırsalı ve Doğu Ğuta’da Nusra Cephesi ve müttefikleri diğer terör örgütlerin Suriye hükümetini suçlama amacıyla yeni bir kimyasal silah kullanma provokasyonu hazırladıklarına ilişkin BM ve BMGK’ye kanıtlı bilgiler takdim edildiğini belirten Caferi; söz konusu teröristlerin belli başlı devletlerin ve medya araçlarının yardım ve desteği ile sinema filmi çeker gibi görüntüler hazırladıklarını ifade etti.

Caferi bu meseleye ilişkin bilgilerin BM, BMGK, OPCW ve terörle mücadeleyle ilgilenen uluslar arası kurumlarla paylaşıldığını,fakat muhtemelen daha önce olduğu gibi bu bilgilerin de dikkate alınmayacağı tahminlerinde bulundu.

 

Teröristlerin hikayesi budur

Suriye’nin Doğu Guta’da bulunan teröristlerin günübirlik olarak başkent Şam’ı onlarca füzeyle hedef almaları ve 8 milyondan fazla vatandaşın yaşamını tehlikeye sokmaları konusunda BM ve BMGK’ye iki aydan beri yaklaşık olarak hergün bilgiler aktardığını ifade eden Caferi, kurban giden sivil vatandaşlar ve meydana gelen maddi hasar konusunda ayrıntılara ışık tuttuğunu kaydetti.

Caferi, BM’nin bu bilgileri hiçbir şekilde dikkate almamakla birlikte kimi devletlerin gerçekleri çarpıtmalarına göz göre göre kayıtsız kaldığını ifade etti. Doğu Guta’da bulunan teröristleri korumak için milyonlarca vatandaşın yaşamının tehlikeye sokulduğunu belirten Caferi; Doğu Guta konusunda uluslararasında yürütülen kampanyanın kısaca hikayesinin bu olduğunu vurguladı.

 

İnsani yardımları teröristler gasp ediyor

Doğu Guta’nın boğucu bir kuşatma altında olduğu yönünde öne sürülen iddialar konusunda ise Caferi; bu iddiaların gerçekle hiçbir alakası olmadığını belirtti. Caferi Doğu Guta’nın başkent Şam’ın tarım ürünleri ihtiyacını karşıladığını, ticari kamyonların sürekli olarak tarım ürünleri aktarımında bulundukları gerçeğinin inkar edilemez olduğunu söyledi.

Caferi, bunun haricinde her fırsatta Doğu Guta’nın muhtelif bölgelerine insani yardım konvoyları gönderildiğini belirtti. Fakat bu yardımların terör örgütleri tarafından gasp edildiğinin altını çizen Caferi; sivil vatandaşlara ulaşmasını engelleyip kendi aralarında paylaştıklarını vurguladı. Caferi bu gerçeğin de Doğu Ğuta’da bulunan sivil vatandaşların bizzat kendilerince itiraf edildiğini belirtti.

 

İnsani durumların siyasi ticaretini yapıyorlar

Suriye’nin BM Daimi Temsilcisi Caferi Doğu Guta’daki teröristlerin sivil insanları canlı kalkan olarak kullandıklarını, kendileri ve onları destekleyen devletlerin Doğu Guta’da bizzat neden oldukları insani durumların siyasi ticaretini yaptıklarının altını çizdi.

 

İnsanlığın yüz karası

Doğu Guta’daki teröristler için tıbbi tahliye ve insani durumlardan söz eden rapor ve iddiaları eleştiren Caferi; azılı teröristler için tıbbi tahliye talep edildiği bir zamanda teröristlerin rehine alıp ‘Tövbe Hapishanesi’ diye adlandırılan yerde tuttukları binlerce insanın insani durumlarının görmezden gelinmesini kınadı.

Caferi, teröristlerin bu insanları demir kafesler içine koyup sokaklarda ve binaların çatılarında koyup görüntülerini internet üzerinde paylaştıklarına dikkat çekerken, kölelik zamanını anımsatan bu görüntülerin insanlığın yüz karası olduğunu vurguladı.

 

İsrail’in teröre desteği görülmüyor

İsrail’in Suriye’de Nusra Cephesi ve diğer terör örgütlere destek amaçlı olarak Suriye’ye bulunduğu saldırılarına dikkat çeken Caferi; BM’nin radikal teröre direk destek ve BM’de üye egemen bir ülkeye direk saldırı niteliğinde olan İsrail’in bu saldırılarını görmezden geldiğinin altını çizdi.

Caferi, BM’nin aynı zamanda Türkiye’nin de Suriye ve halkına saldırılarının yanı sıra teröre desteğini görmezden geldiğini kaydetti.

 

paylaş