
Fakıbaba: "50 kuruş olan patates nasıl 5-6 liraya çıkar anlamış değilim." demiş.
"Hayretler içerisindeyim, 1,5-2 ay önce Sayın Başbakanımızla Niğde ve Aksaray'daydık. Dediler ki 'Patates elimizde, depolarda kaldı, 50 kuruşa alan yok, bize ihracat desteği verin.' Biz de bunun üzerine Bakanlar Kurulu'ndan patatese ihracat desteği verdik. Bütün bakanlar imzaladı. Nasıl olur da böyle bir durumda 50 kuruş olan patates 5-6 liraya çıkar anlamış değilim." diye devam etmiş.
Biz de, Fakıbaba'nın nasıl Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı olduğunu anlamış değiliz. Patates içinde bulunduğumuz bu aylarda tarladan sökülür, bir kısmı hemen piyasaya verilir, satılır, büyük kısmı depolara kaldırılarak talep oldukça satılır. Fakıbaba’nın iki ay önce gördüğü patatesler geçen yılın ürünüydü, depodaydı, yeterli talep olmayınca, ihracat yapılamayınca, onlar zararına satıldı, satılamayan kısmı çürüdü, döküldü.
Çiftçi ‘yandım Allah’ dedi
Zarar eden çiftçi de yandım Allah deyip yeni ürün ekemedi. Şu anda piyasada olan patates bu yılın yeni ürünü ve miktarı az, o yüzden de pahalı. Kimse merak etmesin hiçbir üretici veya dağıtıcı, fiyat yükselsin diye patatesi denize dökmüyor. Tarımda planlama, destekleme olmazsa sonuç bu olur, bazı yıllar ürün çürür, dökülür, bazı yıllar dolarla, euroyla yarışır.
Bu bilgilere sahip olmak için diplomalı uzman olmak ta gerekmez, Fakıbaba Niğde’nin, Adapazarı’nın hangi köy kahvesine gitse oradaki köylülerden bu bilgileri alabilir. Acaba Fakıbaba, patatesin soğanın fabrikalarda seri üretimle imal edildiğini mi sanıyor?
