
Türkiye kapitalizminin neo-liberal politikalar ekseninde dünya kapitalizmine entegre olabilmesi için 24 Ocak 1980’de aldığı kararlar, işçi sınıfı muhalefeti karşısında hayata geçememişti. İhracata yönelik sanayileşme adı verilen politikaları uygulayarak uluslararası yeni işbölümünde yerini almak isteyen Türkiye kapitalizmi, bu hedefine 12 Eylül askeri darbesi eliyle ulaştı.
Güvencesiz çalıştırma biçimleri neo-liberal politikalarla beraber hayata geçirildi, sendikal harekete ağır baskılar uygulandı. 1980 sonrasında Kozlu, Armutçuk, Yeni Çeltek ve Sorgun’da toplu iş cinayetleri meydana geldi ve yüzlerce işçi yaşamını yitirdi. AKP’li yıllarda madenci katliamları artarak devam etti: Soma, Ermenek, Şirvan, Karadon, Dursunbey, Afşin-Elbistan... Bu tablodan da anlaşılacağı gibi 12 Eylül’le başlayan neo-liberal politikalar, devamı olan AKP iktidarı döneminde derinleşti. Bunun sonucu olarak AKP’li yıllarda en az 1693 madenci kardeşimiz iş cinayetlerinde yaşamını yitirdi.
Kasım ayında 154 iş cinayeti: 4’ü çocuk, 13’ü kadın ve 2’si göçmen...
Yüzde 82’sini ulusal ve yerel basından; yüzde 18’ini ise işçilerin mesai arkadaşları, aileleri, iş güvenliği uzmanları, işyeri hekimleri ve sendikalardan öğrendiğimiz bilgilere dayanarak tespit ettiğimiz kadarıyla Kasım ayında en az 154 işçi iş cinayetlerinde yaşamını yitirdi... Raporumuzda meslek hastalığı nedeniyle gerçekleşen hiçbir iş cinayeti yok. Oysa ILO ve WHO verilerine göre 1 “iş kazası sonucu ölüm” karşılığında yaklaşık 6 “meslek hastalığı sonucu ölüm” olmaktadır...
• Elimize yeni ulaşan bilgiler ışığında Ocak ayında en az 144, Şubat ayında en az 128, Mart ayında en az 130, Nisan ayında en az 189, Mayıs ayında en az 169, Haziran ayında en az 151, Temmuz ayında en az 201, Ağustos ayında en az 185, Eylül ayında en az 167, Ekim ayında en az 179 ve Kasım ayında en az 154 işçi olmak üzere; Türkiye’de 2018 yılının ilk on bir ayında en az 1797 işçi iş cinayetlerinde yaşamını yitirdi…
• 154 emekçinin 129’u ücretli (işçi ve memur), 25’i kendi nam ve hesabına çalışanlardan (çiftçi ve esnaf) oluşuyor...
• Ölenlerin 13’ü kadın işçi, 141’i erkek işçi. Kadın işçi cinayetleri tarım, tekstil, banka, ticaret, taşımacılık, sağlık ve güvenlik işkollarında gerçekleşti…
• 1’i 14 yaş ve altında olmak üzere 4 çocuk işçi (ikisi tarım, biri inşaat ve biri atık kâğıt işçisi) can verdi. Böylece iktidar tarafından ‘Çocuk İşçilikle Mücadele Yılı’ ilan edilen 2018’in ilk on bir ayda en az 66 çocuk işçi ölümü gerçekleşmiş oldu. Bu sayı şu ana kadar tespit edebildiğimiz çocuk işçi cinayetlerinin en yüksek olduğu yıl olarak tarihe geçti…
• 2 mülteci/göçmen işçi (biri Suriyeli ve biri Nijeryalı) yaşamını yitirdi. Böylece 2018 yılının ilk on bir ayında en az 104 mülteci/göçmen işçi ölümü gerçekleşti ki bu, şu ana kadar bir yılda tespit edebildiğimiz en yüksek göçmen iş cinayeti sayısı…
• Ölümler en çok inşaat, tarım, taşımacılık, ticaret/büro, madencilik, sağlık, güvenlik, belediye/genel işler ve metal işkollarında gerçekleşti.
• En fazla ölüm nedeni trafik/servis kazası, ezilme/göçük, yüksekten düşme ve kalp krizi. Uzun, yoğun ve fazla çalışmanın çıplak bir sonucu olan kalp krizi sonucu olan ölümlerdeki artış sürüyor…
• Kasım’da Türkiye’nin 51 şehrinde ve yurtdışında bir ülkede iş cinayeti gerçekleştiğini tespit ettik. En çok iş cinayeti İstanbul, Aydın, İzmir, Kocaeli, Bursa, Zonguldak Antalya, Diyarbakır, Adana, Ankara, Denizli, Gaziantep, Hatay, Manisa, Tekirdağ ve Trabzon’da yaşandı...
• Ölenlerin 5’i (yüzde 3,25) sendikalı işçi, 149 işçi ise (yüzde 96,75) sendikasız. Sendikalı işçiler kimya, metal ve enerji işkollarında çalışıyordu. Diğer yandan ölen başka sendikalı işçiler de olabilir.
