
Asgari ücret 2019 yılı için brüt 2bin 558 TL, net 2 bin 20 TL olarak belirlendi. Asfgari Geçim İndirimine (AGİ) de düzenleme yapıldı.
Sendikalar 2019 yıl için belirlenen asgari ücretin Türkiye'nin geçim şartlarıyla uyuşmadığını dile getirerek tepki gösterdi.
DİSK;
"2019 Asgari Ücreti geçim ücreti olmadı"
1 Ocak 2019 tarihinden itibaren geçerli olacak asgari ücret Asgari Geçim İndirimi (AGİ) dahil 2 bin 20 TL olarak belirlendi. Öncelikle belirlenen AGİ hariç asgari ücret 1829 TL’dir. Net asgari ücret işveren tarafından işçiye ödenen miktardır. AGİ ise, geçmişteki vergi iadelerine karşılık gelecek şekilde, devlet tarafından sağlanan bir destektir.
Asgari Ücret Tespit Komisyonunda oy birliğiyle belirlenen bu rakam ile bir kez daha geçim ücretinin çok uzağında bir asgari ücret belirlenmiş, bir kez daha TÜİK’in belirlediği rakamın altında kalınmış ve bir kez daha işçiler büyümeden pay alamamıştır.
Belirlenen asgari ücretin bir geçim ücreti olmadığı, evrensel kabul görmüş temel sosyal haklardan birisi olan asgari ücrete dair dünyadaki standart ve uygulamalardan çok uzakta olduğu açıktır. Uluslararası normlara göre işçinin sadece kendisinin değil ailesinin de (hane halkının) asgari ücret tespitinde hesaba katılması gerekirken, belirlenen asgari ücret ile tek kişinin bile geçimini sağlaması mümkün değildir.
Bilindiği gibi Türkiye İstatistik Kurumu Asgari Ücret Tespit Komisyonuna her yıl bir işçinin geçimi için gerekli besin içi ve besin dışı harcamalara ilişkin asgari tutarı hesaplayıp sunmaktadır. Bu yıl TÜİK tarafından verilen rakam 2213 TL iken, Asgari Ücret Tespit Komisyonu bu rakamın altında bir rakamı asgari ücret olarak belirlemiştir. TÜİK rakamının altında bir ücret, asgari ücretin tanımına uymamaktadır. 2020 TL’nin ilgili yasada tarif edilen “İşçinin gıda, konut, giyim, sağlık, ulaşım ve kültür gibi zorunlu ihtiyaçlarını günün fiyatları üzerinden asgari düzeyde karşılamaya yetecek ücret” olmadığı TÜİK tarafından tespit edilmiştir. Devletin bir kurumu olan TÜİK’in tespit ettiği, bir kişinin yaşamını sürdürmesi için gerekli rakamın altında bir asgari ücret hukuki ve vicdani değildir, kabul edilemez.
Asgari ücretli bir kez daha ekonomik büyümeden pay alamamıştır. Son 20 yılda reel asgari ücret, kişi başına reel milli gelire göre yüzde 20 oranında gerilerken, işçiler aleyhine eşitsizlik büyümüştür. Bir kez daha büyümeden işçilere pay vermeyen 2019 asgari ücreti ile eşitsizlikler daha da büyüyecektir.
Nüfusunun dörtte üçünün ücret gelirleriyle yaşadığı bir ülkede, işçilerin yararına olanın ülkenin de yararına olduğunu, yaşanabilir bir memleketin ancak ve ancak yaşanabilir bir ücret ile mümkün olduğunu bir kez daha ifade ediyoruz. 2019 asgari ücreti yaşanabilir bir ücret değildir!
Yaşanabilir bir ücret, yaşanabilir bir memleket için mücadeleye devam!
Birleşik Kamu-İş;
"2 bin 20 TL Asgari Ücret açlık sınırını dahi karşılamıyor en az 3 bin 124 TL olmalıdır"
Ülkemizde ekonomik kriz derinleşmekte milyonlarca emekçi enflasyon altında ezilmektedir. Ülkedeki tüm çalışanlar yapılan zamların altında inim inim inlerken AKP iktidarı sadece krizi izlemekle yetinmektir.
Ülkemizde ekonomik ve sosyal yaşam şartları her geçen gün kötüye gitmektedir. Ekonomik kriz çarşıda, pazarda, marketlerde ve alışverişin yapıldığı tüm noktalarda ağır şekilde hissedilmektedir. Tüm emekçilerin kemer sıkma politikasına kurban gittiği ekonomik krizde, yoksulluk ve açlık sınırının altında yaşayan yurttaşlar; gıdasındaki, suyundaki, elektriğindeki ve doğalgazındaki vergilerin ve zamların altında ezilmektedir.
AKP iktidarı milli gelirin kazancını sermayeye ekonomik krizin yükünü yoksulun sırtına yüklemeye devam etmektedir.
Bugün açık bir şekilde görülmektedir ki ülkemiz de mal ve hizmet fiyatlarında her ay arka arkaya zamlar yapılmaktadır. Yurttaşların ücret ve maaşlarını etkileyen bu durum mutsuz, kaygılı ve geleceğinde umutsuz insanlar yaratmaktadır.
AKP hükümeti, işsizliği önleyecek yatırım, üretim ve istihdam alanlar açmak yerine yurttaşların sırtına ağır vergiler yüklemektedir.
Asgari ücretin ve özel sektörde çalışanların ücretlerinin yılda bir defa, kamuda çalışanların ücret ve maaşları ile emekli aylıklarının ise iki defa artırıldığı koşullarda yurttaşların alım gücü her geçen gün düşmektedir.
Tüm bu olumsuz ekonomik gelişmeleri yurttaşların gözünden kaçırmak isteyen AKP iktidarı, 31 Mart yerel seçimler öncesinde göstermelik olarak asgari ücreti 2019 yılı için 2 bin 20 lira yaptı. Bu rakam yoksulluğa doğru sürüklenen emekçileri aldatmaya yöneliktir. AKP’nin ekonomi politikası çökmüştür. Faiz, enflasyon rakamları ve işsizlik rakamları yurttaşları yoksullaştırmaya iktidarın çevresini zenginleştirmeye dönüktür.
Sefalet ücretine mahkum edilen milyonlar ve asgari ücretliler, asgari ücretin 2018 yılı yılbaşında yılın tümünde geçerli olmak üzere yüzde 14 oranında artırılarak bin 603 liraya çıkarılmıştı. Yılın ilk 11 aylık döneminde enflasyonun yüzde 20’yi geçmesiyle birlikte net asgari ücrette reel olarak yüzde 5 oranında erime yaşandı. Ocak ve temmuz aylarında yapılan zamlarla birlikte memur ve emeklilerin maaş ve aylaklarında da ortalama yüzde 15 oranında bir artış yaşanmıştı. Yine yılın ilk 11 aylık dönemindeki enflasyon bu zamma rağmen memur maaşları ve emekli aylıklarını reel olarak yüzde 4,2 oranında eritti.
Asgari ücret bu yılbaşında açlık sınırının yüzde 85,3’ünü karşılayabiliyordu. Bu oran kasım ayında yüzde 69’a kadar geriledi. Yine asgari ücret bu yılbaşında yoksulluk sınırının yüzde 22,3’üne yetebilirken kasım ayında bu oran yüzde 18,4’e düştü.
Asgari ücretlinin geçinemediği, esnafın vergi yükünün altında ezildiği, emeklinin açlık ve sefalete terk edildiği, gençliğin baskı ve zulme uğradığı, işsizlikle boğuştuğu AKP düzeniyle karşı karşıyayız.
Birleşik Kamu-İş Konfederasyonu olarak emek düşmanı ve sermaye destekli politikalardan vazgeçemeye, emekçilerin temel ihtiyaçlarını karşılayabilmeleri için asgari ücretin derhal en düşük memur maaşı tutarı olan 3 bin 124 liraya düzeltilmesini bekliyoruz.
BİRLEŞİK METAL-İŞ;
"Asgari sefalet ücretine hayır"
Aylardır tartışılan ve yaklaşık 10 milyon çalışanı ilgilendiren asgari ücret AGİ dahil 2.020 TL olarak açıklandı.
Belirlenen bu rakam ile milyonlarca emekçinin açlık sınırlarında süre gelen yaşamı devam edecek ve emekçiler bir kez daha açlıkla terbiye edilmeye mahkum edilecek demektir.
Bu asgari ücret, sendikamızın Araştırma Dairesinin 6.424 TL olarak açıkladığı yoksulluk sınırının çok çok altında, 1.857 TL olarak açıkladığı açlık sınırının ise AGİ’yi düştüğümüzde tam sınırındadır.
Konfederasyonumuz DİSK’in talep ettiği asgari ücret ise bilindiği gibi 2.800 TL.’dir
Dolar bazında asgari ücret 425 dolardan 381 dolara düşmüş, böylece Türkiye’de çalışan işçiler diğer ülkelerdeki çalışanlara göre daha da fakirleşmiştir.
Asgari Ücret Tespit Komisyonu’na işçiler adına katılan Türk-İş Başkanının daha önceki açıklamalarında telaffuz ettiği 2500 TL’nin ise oldukça uzağında kalan bu asgari ücret ile bir kez daha görülmüştür ki seçim şartlarında bile siyasi iktidar çalışanları, emekçileri ancak bu kadar ciddiye alabilmektedir.
Gerçekten de çalışanlar için yaşam her geçen gün biraz daha ağırlaşmaktadır. Hele ki zorlu kış koşullarının giderek acımasızlaştığı bugünlerde yüzde 40’ları aşan elektrik ve doğalgaz zamlarından sonra en temel ihtiyaç olan barınma ve ısınma ihtiyaçlarının karşılanması artık asgari ücretli için olanaksız hale gelmiştir.
Oysa asgari ücretle çalışan bir işçinin bırakın karnını doyurma, barınma ve ısınma ihtiyaçlarının karşılanmasını, ailesiyle birlikte eğitim, kültür ve sağlık hizmetlerinden ihtiyaçları doğrultusunda yararlanabilecek, kısacası insanca yaşayacak bir ücret düzeyine ulaşması gerekmektedir.
Türkiye her gün beş işçinin çalışırken iş cinayetleri sonucunda yaşamını yitirdiği bir ülkedir. Ülkemiz dünyada çalışırken ölme ihtimalinin en yüksek olduğu üçüncü ülke durumundadır.
Dünyanın 17. büyük ekonomisi olduğu iddia edilen bir ülkede çalışmanın ölüm veya açlıkla cezalandırılması ise kabul edilemez.
Türkiye’de 2002’den buyana açlık sınırındaki artış asgari ücretin 4.5 katı olarak gerçekleşmiştir. Bu ülkenin işçileri olarak, böylesi dayatmaları kabullenmek bizler için utanç vericidir.
Ancak buna rağmen Türk-İş Başkanının 40 yıldan buyana sadece üç kez oybirliğiyle belirlenen asgari ücret rakamına dördüncü kez imza atarak bu vebale ortak olması af edilebilir bir durum değildir.
Biz DİSK/Birleşik Metal-İş Sendikası olarak asgari sefalet ücreti diye belirlenen rakamı, bu ülkenin ve siyasi iktidarın utanç rakamı olarak görüyor ve yeniden gözden geçirilmesini talep ediyoruz
