
-“Markette en fazla fiyat artışı patlıcan, en fazla fiyat düşüşü ise limonda görüldü”
-“Limonun alıcısının bulunmaması sebebiyle limonlar dalında bekliyor, bazı bölgelerde ise limon ağaçları sökülüyor. Limonda yaşanan sorunlar diğer narenciye grubu olan portakal ve mandalinada da yaşanıyor”
-“Bu sene kuraklığın etkisiyle küçülen tarım sektöründe, önümüzdeki yıl kuraklığın yanında yetersiz gübre kullanımı da büyük bir risk olarak görülmektedir”
-“Gübre fiyatlarının anormal artışı karşısında destekler artırılmalı mazotta olduğu gibi gübre fiyatının yüzde 50’si destek olarak verilmeli, destek verilmeyen karma yem ve bitki koruma ürünlerine de destek getirilmelidir”
-“Rusya, domateste uyguladığı kotadan sonra geçmişte yaptığı gibi çeşitli tarım ürünlerimizin girişini ‘kalıntı’ sebebiyle yasakladı. Son olarak üzüm, biber, erik, nar ve kabak gibi ürünlere girişte analiz şartı getirildi”
Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, Kasım ayında üretici ve market arasındaki fiyat değişimlerini, artan girdi maliyetlerini ve ihracatta yaşanan sorunları değerlendirdi.
Bayraktar, Kasım ayında üretici ile market arasındaki farkın 9 kata yaklaştığını açıkladı. Kasım ayında üretici ve market arasındaki fiyat farkının en fazla yüzde 790,44 ile limonda yaşandığında dikkati çeken Bayraktar, bunu yüzde 309,42 ile kuru soğan, yüzde 246,94 ile mandalina, yüzde 233,42 ile ıspanak, yüzde 224,72 ile havuç, yüzde 220,96 ile portakal, yüzde 220,82 ile elma, yüzde 217,67 ile kabak, yüzde 210, 69 ile de marulun izlediğini belirtti.
“Girdi maliyetine üreticinin dayanacak gücü kalmadı!”
Buğday, arpa ve mercimek başta olmak üzere kışlık ekimlerin yapıldığı bu aylarda gübre kullanımı yoğunlaştığına dikkat çeken Bayraktar, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Bu dönemde artan talep dolayısıyla gübre fiyatlarında yaşanan artışın yanı sıra, yurtdışı fiyat ve kur artışından dolayı oluşan yükseliş, üreticilerimizin gübre kullanmadan ekim yapmalarına neden oluyor. Bu durumun yarattığı verim düşüklüğü ve bitkisel üretimin azalmasına bağlı olarak tarım ve gıda ürünlerinde yaşanacak fiyat artışlarından tüketicilerimiz de etkileniyor.
Bu sene kuraklığın etkisiyle küçülen tarım sektöründe, önümüzdeki yıl kuraklığın yanında yetersiz gübre kullanımı da büyük bir risk olarak görülmektedir. Son bir yılda, amonyum sülfat gübresi yüzde 441, üre gübresi yüzde 394, amonyum nitrat gübresi yüzde 373, DAP gübresi yüzde 259 ve 20.20.0 kompoze gübresinde yüzde 236’lık bir artış yaşandı. Bu dönemde mazot fiyatı yüzde 38, besi yemi yüzde 51,4, süt yemi yüzde 60, elektrik fiyatları ise yüzde 56 oranında arttı.
Tarımsal sulamada kullanılan elektrikte fonların kaldırılması yerinde bir karar olurken vergilerin de en kısa zamanda kaldırılması gerekmektedir. Gübre fiyatlarının anormal artışı karşısında destekler artırılmalı mazotta olduğu gibi gübre fiyatının yüzde 50’si destek olarak verilmeli, destek verilmeyen karma yem ve bitki koruma ürünlerine de destek getirilmelidir. Ülkemizde ithal enflasyonun ve stokçuluğun panzehiri üretimdir. Üretimi artırmaktan başka çaremiz yoktur.”
“Gübrede yaşanan fiyat artışının buğday çiftçisine yansıması”
“Ülkemizde tarımsal üretimin temelini oluşturan tahıllar, insan ve hayvan beslenmesinin yanı sıra ham madde olarak endüstride kullanımları nedeniyle ülke tarımında ön plandadır” açıklaması yapan Bayraktar, tahıllar içerisinde de buğdayın gerek ekiliş alanı gerekse üretim yönünden ilk sırada yer aldığını belirtti. Bayraktar sözlerine şöyle devam etti:
“Bu yıl buğday üretiminde yüzde 20’lik bir düşüş beklenmektedir. Bu düşme önümüzdeki yıl buğday üretimini daha önemli hale getirmiştir. Ülkemizde bitkisel üretimdeki verim ve üretim miktarlarımızdaki düşüklüğün en önemli sebeplerinden biri üretim maliyetlerinin yüksek olması nedeniyle çiftçilerin yeterli miktarda gübre kullanamamasıdır. 26 Kasım 2021 tarihi itibariyle DAP gübresinin ton fiyatı 11 bin 400 lira, ÜRE gübresinin ton fiyatı ise 12 bin 450 liradır.”
