Gıda girdi fiyatları enflasyonun 3 katı

01 Haz 2022
Gıda girdi fiyatları enflasyonun 3 katı

Mayıs ayında markette 38 ürünün 26’sında fiyat artışı oldu
-“Mayıs ayında üretici ile market arasındaki fiyat farkı en fazla yüzde 522,5 ile elmada görüldü”
-“TMO, maliyetler karşısında üretim yapmakta zorlanan çiftçinin önümüzdeki yıl tarlada kalabilmesi için 2021-2022 döneminde müdahale alım fiyatını üretici maliyetlerini, ithalat ve dünya fiyatlarını gözeterek açıklamalıdır”
-“Bugünlerde 16,38 Türk lirasından işlem gören dolar kuruna göre FOB dünya fiyatları yaklaşık ton başına 7800 lira seviyesindedir”
-“TMO stratejik bir konumdadır. Üreticiyi memnun edecek bir fiyat politikasıyla hububat alımı yapamazsa piyasayı regüle edecek güvenlik stoğu oluşturamayacaktır. Bu dönemde güvenlik stoğunu ithalatla karşılama imkânı azalmıştır”
-“Fırsatçılar stoklayacakları buğday nedeniyle halkın ekmeğinin fiyatıyla oynayabilirler. Un ve makarna üretimimiz ve ihracatımız da düşebilir”
-“Türkiye Ziraat Odaları Birliği olarak şimdiden TMO’yu uyarıyor, gerekli tedbirleri almaya davet ediyoruz”
-“Üreticilerimiz girdi maliyetlerinin yüksekliği dışında kuraklık, don, dolu, aşırı yağış, sel, hortum gibi doğal afetlere yoğun bir şekilde maruz kalarak açık alanda üretim yapmaya çalışıyorlar”
-“Üreticilerimize moral vermek, üretimde kalmalarını sağlamak veya az üretmelerini önlemek için girdiler makul fiyatlardan üreticilere ulaştırılmalı, maliyetleri düşüren bir üretim teşvik paketi açıklanmalıdır”
-“Hayvancılık destekleri artarak devam etmelidir. Sürekli artan yem fiyatlarına radikal tedbirler alınmalı, yem piyasasına müdahale edilmelidir”
-“Halka sosyal yardımlar kapsamında süt ve süt ürünleri dağıtımı yapılmalıdır”
Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, mayıs ayında üretici ile market arasındaki fiyat farklılıklarını, üreticinin hububattaki fiyat beklentisini, Mayıs ayı girdi fiyatlarını ve 1 Haziran Dünya Süt Günü münasebetiyle süt sektöründe yaşanan son gelişmeleri yaptığı görüntülü basın açıklamasında değerlendirdi.
Bayraktar, açıklamasında mayıs ayında üretici ile market arasındaki fiyat farkının en fazla yüzde 522,5 ile elmada görüldüğünü belirtti.

TMO stratejik bir konumdadır
Bayraktarın açıklamasından başlıklar:
-Mayıs ayında markette 38 ürünün 26’sında fiyat artışı, 12’sinde ise fiyat azalışı görüldü.
- Mayıs ayında üreticide 29 ürünün 8’inde fiyat artışı olurken, 13’ünde fiyat düşüşü görüldü, 8 üründe ise fiyat değişimi olmadı.
- Arz talep değişimi ve yem fiyatlarındaki artış et fiyatlarının yükselmesinde etkili olmuştur.
- Havaların ısınmasıyla birlikte tarla ürünlerinin piyasaya arzının artması, önümüzdeki dönem tüketici fiyatlarına olumlu yönde yansıyacaktır.
- Türkiye için özellikle hububat sanayi stratejik bir konuma gelmiştir. Rusya-Ukrayna savaşının başta hububat olmak üzere tarıma etkisi ve ülkemizdeki tarımsal gelişmeler, hububat üretimine çok daha fazla önem vermemiz gerektiğini göstermektedir. Çünkü TÜİK’in tahmini rakamlarında da ifade edildiği gibi bu yıl buğday rekoltesi 20 milyon tonun altında beklenmektedir.
- TMO, maliyetler karşısında üretim yapmakta zorlanan çiftçinin önümüzdeki yıl tarlada kalabilmesi için 2021-2022 döneminde müdahale alım fiyatını üretici maliyetlerini, ithalat ve dünya fiyatlarını gözeterek açıklamalıdır.
- TMO stratejik bir konumdadır. Üreticiyi memnun edecek bir fiyat politikasıyla hububat alımı yapamazsa piyasayı regüle edecek güvenlik stoğu oluşturamayacaktır. Bu dönemde güvenlik stoğunu ithalatla karşılama imkânı azalmıştır.
- TMO’nun alım politikasında hata yapma lüksü yoktur. Aksi takdirde sektörde spekülasyona davetiye çıkarmış olur, stokçuluk yapmak isteyenlere de gün doğar. Bu fırsatçılar stoklayacakları buğday nedeniyle halkın ekmeğinin fiyatıyla oynayabilirler. Un ve makarna üretimimiz ve ihracatımız da düşebilir.
- Gübre fiyatları Mayıs ayında, Nisan ayına göre küçük bir oranda düşüş gösterse de fiyatlar üreticilerimiz açısından halen çok yüksektir.
- Girdi fiyatları enflasyonun yaklaşık 3 katıdır.
- Girdiler makul fiyatlardan üreticilere ulaştırılmalı, üretimin sürdürülebilirliğinin çok önem kazandığı bugünlerde üreticilerin üretimden kopması veya az üretmesi önlenmelidir.
- Üreticilerimiz girdi maliyetlerinin yüksekliği dışında kuraklık, don, dolu, aşırı yağış, sel, hortum gibi doğal afetlere yoğun bir şekilde maruz kalarak açık alanda üretim yapmaya çalışıyorlar.
- Üreticilerimize moral vermek, üretimde kalmalarını sağlamak veya az üretmelerini önlemek için girdiler makul fiyatlardan üreticilere ulaştırılmalı, maliyetleri düşüren bir üretim teşvik paketi açıklanmalıdır.

1 Haziran Dünya Süt Günü
Bayraktar 1 Haziran Dünya Süt Günü nedeniyle Türkiye’de süt ve süt ürünlerinin durumu ile ilgili açıklamalar da yaptı.
Bayraktar, “Son bir yılda mısır silajı fiyatları yüzde 148, süt yemi fiyatları yüzde 131, saman fiyatı yüzde 117, yonca fiyatı ise yüzde 108 oranında arttı. Üreticilerimizi sektörden küstürmemek, üretimden koparmamak ve sektöre tutunmalarını sağlamalıyız. Aksi durumda üreticilerimizi geriye döndürmemiz mümkün olmaz. Zaten tarımda yaş ortalaması 50-55 oldu, gençler tarımda çalışmak istemiyor. 10 yıl sonra şu anki üreticileri de bulmamız mümkün olmayacaktır.” dedi.

Okul sütü programı tekrar hayata geçirilmeli
- Sütün faydalarını anlatmak, süt içme alışkanlığının kazandırılması ve süt tüketiminin artırılmasını sağlamak amacıyla, Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü'nün almış olduğu bir karar ile 1 Haziran tarihi Dünya genelinde Dünya Süt Günü olarak kutlanıyor ve Dünya Süt Günü’nde farklı ülkelerde çeşitli etkinlikler düzenleniyor.
- Ülkemizde içme sütü tüketimi dünya tüketimleri göz önüne alındığında düşük kalıyor. Ülkemizde içme sütü tüketimi Ulusal Süt Konseyi tahminlerine göre yaklaşık 39,7 litre olarak ifade edilmektedir ki bu da Sağlık Bakanlığı’nın yetişkinlere günlük tavsiye ettiği miktarın ancak dörtte biri kadardır.
- Ülkemizde çocuklarımız süt ve süt ürünlerini yeterince tüketmediğinden sağlıklı beslenemiyor. Bu ürünler özellikle yoksul aile çocuklarına ulaşamıyor. Okul sütü programlarıyla çocuklara süt içirmek, yoksul aile çocukları başta olmak üzere tüm çocukların gerek bedensel gerekse zihinsel gelişimi için çok önemlidir. İnsan sağlığı için çok önemli olan süt, hayvancılık sektörünün de en önemli lokomotif ürünüdür.
- Büyükbaş hayvancılığın ayakta kalabilmesi, kırmızı et üretiminde sıkıntı yaşanmaması, ancak sütün istikrarlı, yeterli ve güvenceli bir pazara sahip olmasıyla mümkündür. Söz konusu şartlara haiz bir pazarın oluşması ise ancak istikrarlı bir tüketim ve buna bağlı bir üretimle sağlanabilir. Yani üretici kadar tüketiciyi de korumak, arz kadar talebi de belli seviyelerde tutacak tedbirleri almak gerekiyor.
- Son yıllarda süt üreticileri düşük çiğ süt fiyatı ile yem başta olmak üzere ciddi oranda artan girdi fiyatları arasında sıkışmış, çareyi ya işletmesini küçültmekte ya da hayvanlarını elden çıkarıp sektörden çıkmakta bulmuştur.
- Son bir yılda mısır silajı fiyatları yüzde 148, süt yemi fiyatları yüzde 131, saman fiyatı yüzde 117, yonca fiyatı ise yüzde 108 oranında arttı.
- Üreticilerimizi sektörden küstürmemek, üretimden koparmamak ve sektöre tutunmalarını sağlamalıyız. Aksi durumda üreticilerimizi geriye döndürmemiz mümkün olmaz. Zaten tarımda yaş ortalaması 50-55 oldu, gençler tarımda çalışmak istemiyor. 10 yıl sonra şu anki üreticileri de bulmamız mümkün olmayacaktır.
- Üretimin sürdürülebilirliğini sağlamak için en az 1,5 olarak belirlenen çiğ süt/yem paritesinde dengeyi sağlayacak tedbirler alınmalıdır. Hayvancılık destekleri artarak devam etmelidir. Sürekli artan yem fiyatlarına radikal tedbirler alınmalı, yem piyasasına müdahale edilmelidir. Bu kapsamda yemde de akaryakıtta uygulanan eşel mobil sistem gibi bir sistem hayata geçirilmeli, üreticilerin yeme gelen zamlar nedeniyle mağdur olmaları ve belirlenen pariteden sapmalar önlenmelidir.
- Okul sütü programı tekrar hayata geçirilmeli, program doğal yolla imal edilen peynir, yoğurt, ayran, dondurma gibi süt ürünleriyle çeşitlendirilmelidir.
- Süt ürünleri fiyatları markette çok artmış, tüketicilerin alım gücü düşmüştür. Sütün çocuklar, hamileler ve gençler açısından önemi dikkate alındığında hayvansal proteine ulaşamamanın yol açacağı sağlık riskleri düşünülmelidir. Halka sosyal yardımlar kapsamında süt ve süt ürünleri dağıtımı yapılmalıdır.

paylaş