
İş güvencesi ve kıdem tazminatı hakkı kağıt üstünde!
DİSK-AR: 1,5 milyon işçi tazminatsız işten çıkarıldı.
- İşten Çıkış Bildirgelerinin Yüzde 80’i Kıdem Tazminatı Ödenmeyecek Şekilde Düzenleniyor
- İş Güvencesi Kâğıt Üzerinde Kalıyor!
- İşten Çıkış Bildirgelerinin Büyük Bölümü Şaibeli
- İşçilerin Yarıya Yakını “İstifa” Etmiş Gözüküyor
- İşverenler İşçilerin Kıdemini Sıfırlamak İçin İstifa Ettiriyor!
DİSK-AR’ın SGK verilerinden yararlanarak hazırladığı rapora göre işverenler kıdem tazminatı ödememek için işçileri istifa ettiriyor. İşten çıkışların büyük bir bölümü şaibeli. Ayrıca rapora göre 2015-2021 yılları arasında 1,5 milyon işçi ‘yüz kızartıcı suç’ gerekçesiyle tazminatsız şekilde işten çıkarıldı. 2021 yılında işten çıkarılan işçilerin yüzde 84’ü kıdem tazminatını alamadı.
DİSK Araştırma Merkezi (DİSK-AR) yargı kararıyla SGK’den aldığı işten çıkış kodlarının dağılımına ilişkin bilgileri rapor haline getirdi. Bilindiği gibi DİSK-AR’ın işten çıkış bildirgelerinin dağılımı konusundaki bilgi edinme talebini reddeden SGK’ye karşı DİSK’in açtığı idari yargı davası sonucu mahkeme SGK’nin red kararını iptal etmişti. Mahkeme kararı doğrultusunda SGK’den alınan işten çıkış bildirgelerinin sebeplere göre dağılımına ilişkin veriler çarpıcı gerçekler içeriyor.
Ayrıntılı veriler SGK tarafından yayımlanmıyor
İşverenler işçilerin işten çıkışlarını Sosyal Güvenlik Kurumuna (SGK) çeşitli kodlarla bildiriyor. Bu kodlar işten çıkışları türlerine göre sınıflandırıyor.
İşçilerin işten çıkarılma veya ayrılma nedenleri (işten çıkış kodları) işçilerin iş hukukuyla güvence altına alınmış iş sözleşmesinin feshine bağlı çeşitli haklardan (ihbar, kıdem tazminatı ve işsizlik ödeneği gibi) yararlanıp yararlanamayacağını belirlemesi sebebiyle büyük önem taşıyor.
Çünkü işten çıkarma veya ayrılma sebebi işçilerin iş hukukuyla güvence altına alınmış iş sözleşmesinin feshine bağlı çeşitli haklardan (ihbar, kıdem tazminatı ve işsizlik ödeneği gibi) yararlanıp yararlanamayacağını belirliyor. Bu yüzden işten çıkış bildirgelerinin dağılımı iş hukuku uygulamasının çok önemli göstergelerinden biridir.
Ülkemizde işten çıkarmaların ve ayrılmaların sebeplerine göre kodların dağılımı uzun zamandır tartışma konusu olmakla birlikte bu konuya ilişkin ayrıntılı veriler SGK tarafından yayımlanmıyor. İşten çıkış kodları son olarak Covid-19 salgını döneminde Kod-29 olarak bilinen işçinin iş sözleşmesinin işveren tarafından İş Kanunu’nun 25-II maddesinde yer alan “ahlak ve iyi niyet kurallarına uymayan haller ve benzerleri” gerekçesini feshedilmesi kapsamında yeniden gündeme geldi.
Bu dönemlerde SGK’den işten çıkış bildirgelerinin kodlara göre dağılımını talep ettik. SGK’den bilgi edinme hakkı kapsamında talep ettiğimiz bu bilgilerin SGK tarafından verilmemesi üzerine açmış olduğumuz dava sonucunda idari yargı kararıyla bu bilgileri edindik. Bu çalışmada yargı kararıyla elde ettiğimiz işten çıkış bildirgelerinin değerlendirmesi yapılmaktadır.
Asıl amaç kıdem tazminatını sıfırlama!
SGK verilerine göre 2015 ve 2021 arasında işverenler tarafından SGK’ye verilen toplam işten çıkış bildirgesi sayısı 124 milyon 90 bindir. Görüldüğü gibi işten çıkış bildirgeleri toplam sigortalı işçi sayısını aşmaktadır. Örneğin, 2021 yılında 16,2 milyon sigortalı işçi varken işten çıkış bildirgesi sayısı 17,8 milyona yakındır.
Hayatın olağan akışına aykırı görünen bu durumun temel nedeni işçilerin sürekli girdi çıktı yapılarak çalıştırılmasıdır. Bu uygulamaya “kıdem sıfırlanması” deniliyor. Kıdem sıfırlanmasında ya işçi kıdem tazminatını hak etmeyecek bir nedenle işten çıkartılmış gibi gösteriliyor ya da istifası alınıyor. Böylece işçilerin kıdemi sıfırlanıyor ve iş hukukun sağladığı haklardan (kıdem ve ihbar tazminatı ile işsizlik ödeneği) alması engelleniyor.Tekrar işe başlatıldığında önceki çalışması kıdem tazminatını hak edecek şekilde sona ermemiş olduğundan kıdem sürelerinin birleştirilmesinde dikkate alınmıyor. SGK verileri kıdem sıfırlaması uygulamasının tahminlerden çok daha yüksek olduğunu gösteriyor.
İşten çıkış bildirgelerinin yıllara göre değişimine baktığımızda ise salgın döneminde bir azalış görüyoruz. 2015-2018 yılları arasında yıllık 18 milyon civarında olan işten çıkış bildirgesi sayısı 2019’da 16,5 milyona, 2020’de ise 14 milyon civarına geriledi. Nitekim temmuz ayında fesih yasağının sona erdiği 2021’de ise işten çıkış bildirgesi sayısı 17,8 milyona yükseldi.
İşten çıkış bildirgelerinin sigortalı işçi sayılarına (5510 4-a kapsamı) oranına baktığımızda 2019 öncesinde yüzde 132’lerde seyreden oranın 2019’da yüzde 115,4 ve 2020’de yüzde 91,8’e düştükten sonra 2021’de yüzde 109,9’a yükseldiği görülmektedir. İşten çıkış bildirgelerinin 2018’deki düşüşünün sebebi 2018 Eylül’ünde başlayan ekonomik kriz olabilir.
2020’deki oransal düşüşün sebebi ise Covid-19 salgınında işten çıkarma yasağı sebebiyle fesih sayısındaki azalıştır.
İşten çıkış bildirgelerinin 4-a zorunlu sigortalı sayılarından bu kadar yüksek olması işe giriş-çıkış sirkülasyonunun ne kadar fazla olduğunu göstermektedir. İşten çıkış bildirgelerinin zorunlu sigortalı sayılarından yüksek olması işten çıkarmaların ve yeni işe girişlerin mükerrer olmasından kaynaklanıyor. Yukarıda vurgulanan kıdem sıfırlaması bunu en önemli nedenidir.
İstifa eden işçi sayısı inanılmaz yüksek ve şaibeli!
İşten çıkış bildirgelerinin kodlara göre dağılımına bakıldığında işten çıkış bildirgelerinin neredeyse yarısının işçinin istifa etmesi yoluyla gerçekleşmesi dikkat çekici bir veridir.
2015 ve 2021 arası bildirilen işten çıkışların kodlara göre dağılımına bakıldığında en yüksek oranın 3 numaralı kod olan “belirsiz süreli iş sözleşmesinin işçi tarafından feshi” olduğu görülmektedir. 2015-2021 arasında toplam işten çıkış bildirgesi sayısı 124 milyon 90 bin iken Kod-3 ile işten ayrılanların sayısı 56 milyon 569 bindir. Böylece 2015-2021 arasında işten çıkış sebebi istifa olarak (Kod-3) bildirilenlerin oranı yüzde 46 olmaktadır. İşçilerin yüzde 46’sının ihbar, kıdem tazminatı ve işsizlik ödeneği hak etmeyecek şekilde istifa ederek işten ayrılması hayatın olağan akışına aykırıdır. Bu kadar yüksek istifa oranı şaibelidir.
Nitekim Yargıtay da bu durumdan hareket ederek işçi hiçbir sebep göstermeden sadece “istifa ediyorum” diye ayrılmışsa bu istifaya ancak işçi somut bir neden gösterdiğinde değer verilmesini istiyor. Eğer işçinin istifa ettiği dönemde iş sözleşmesini haklı nedenle sona erdirme sebebi varsa, örneğin fazla çalışmalar ödenmemişse, işçinin bu haklı nedeni dava aşmasında ileri sürmesinin olanaklı olduğu kanıtlanması halinde istifaya değer verilemeyeceğini vurguluyor.
3 numaralı kod olan “belirsiz süreli iş sözleşmesinin işçi tarafından feshinin (istifanın) bu derece yüksek olması olağan değildir. Belirsiz süreli iş sözleşmesinin işçi tarafından feshedilmesi işçinin kıdem, ihbar tazminatı ve işsizlik ödeneğinden yararlanamaması anlamına geliyor. Bu nedenle işten çıkış bildirgelerinin yarısından fazlasını işçinin kendi isteğiyle belirsiz iş sözleşmesinin feshini oluşturması beklenir bir durum değildir.
İşten çıkış bildirgeleri içinde en yüksek orana sahip ikinci sebep “Kod 22: diğer nedenler” olarak adlandırılmaktadır (17,8 milyon; yüzde 14). Kod 22 diğer kodlarda yer almayan tüm sebepleri içermektedir. Üçüncü sebep 18. kod olarak adlandırılan “işin sona ermesi” (12,2 milyon; yüzde 10), dördüncü sebep 4. kod olarak adlandırılan “belirsiz süreli iş sözleşmesinin işveren tarafından haklı sebep bildirilmeden feshi” (9 milyon; yüzde 7) ve beşinci sebep ise 16. kod olarak adlandırılan sözleşme sona ermeden sigortalının aynı işyerine ait diğer işyerine naklidir (7,8 milyon; yüzde 6). Grafikte tüm işten çıkış türlerine yer verilmemiştir. Kod 3-4-16-18 ve 22 dışındaki sebepler diğer olarak belirtilmiştir. Belirsiz süreli iş sözleşmesinin işçi tarafından feshi (istifa) en yüksek işten çıkış bildirgesidir. Belirsiz süreli iş sözleşmesinin işveren tarafından feshi sadece yüzde 7 oranındadır.
İşten çıkış bildirgelerinin kodlara göre dağılımına bakıldığında işten çıkış bildirgelerinin neredeyse yarısının işçinin istifa etmesi yoluyla gerçekleşmesi dikkat çekici bir veridir.
Öte yandan işten çıkış sebebinin Kod-3 olarak bildirilmesinin Covid-19 salgını sırasındaki işveren tarafından iş sözleşmesinin feshi yasağı döneminde ciddi biçimde arttığı görülüyor.
2015-2018 arasında işten çıkış bildirgesi Kod-3 olarak bildirilenlerin tüm işten çıkış bildirgelerine oranı yüzde 42-45 civarında iken bu oran 2019’da yüzde 40’a düşmüş ve 2020’de ise 11,2 puan artarak yüzde 51,2’ye yükselmiştir. 2021’de ise tüm işten çıkış sebeplerinin yüzde 53,7’si Kod-3 olarak bildirilmiştir.
Kadınların işten çıkış bildirgelerinde Kod-3’ün (istifa) payı erkeklerden daha düşüktür
Örneğin 2015’te bu oran kadınlarda yüzde 39,2 iken erkeklerde yüzde 46,8 ve 2021’de kadınlarda yüzde 44,8 iken erkeklerde yüzde 56,7’dir.
Kod-3 ile işten çıkışı bildirilenlerin tüm işten çıkış bildirgeleri içindeki payına bakıldığında işten çıkış yasağının uygulandığı dönemde oranın yükseldiği ve Haziran 2021 ile düşmeye başladığı görülmektedir. Bunun temel nedeni işverenin fesih yasağını delmek için işçiden istifa almasıdır. Nisan 2020’de yüzde 44 olan Kod-3’ün tüm işten çıkış sayılarına oranı Mayıs 2021’de yüzde 67,8’e yükselmiş ve işten çıkarma yasağı uygulamasının son bulması ile Temmuz 2021’de yüzde 37,6’ya kadar gerilemiştir.
Kod-3’ün tüm işten çıkış kodları arasındaki oranının geçmiş yıllardan beri bu kadar yüksek olması işverenlerin kıdem tazminatı ödememek için işçileri istifa etmeye zorlamasının bir göstergesi olarak görülebilir. Ayrıca Covid-19 salgının ilk yılında uygulanan işten çıkış yasağı döneminde Kod-3 oranının gösterdiği yükselişten hareketle işverenlerin işten çıkarma yasağını delmek için işçileri istifa ettirmeye başvurduğu söylenebilir.
İşten çıkış nedeni Kod-3 olarak bildirilenlerin 4-a zorunlu sigortalılara oranı 2015-2018 arasında yüzde 57-61 bandında seyrederken 2019’da bu oran yüzde 46’ya geriledi. 2019 öncesi işten çıkış bildirgesi Kod-3 olarak bildirilenlerin sayısı 8,2-8,3 milyon civarında seyrederken 2019’da bu sayı 6,6 milyona düştü.
2020 yılında Covid-19’un da etkisiyle Kod-3 ile işten çıkışı gerçekleştirilenlerin sayısı 7,1 milyona ve 2021’de ise 9,6 milyona yükseldi. Böylece işten çıkış bildirgesi Kod-3 olarak bildirilenlerin sigortalılara oranı 2020’de yüzde 47’ye ve 2021’de yüzde 59,1’e yükseldi. Salgın döneminde toplam fesih sayısı düştüğü ve işten çıkarma yasağı sebebiyle sigortalı sayısı artış eğilimini koruduğu için Kod-3 oranı düşmektedir.
Kıdem tazminatı hakkı kâğıt üzerinde
2020-2021 arasında Kod-3’ün toplam işten çıkış bildirgelerindeki oranının olağandışı artmasıyla birlikte kıdem tazminatına erişemeyecek şekilde iş sözleşmesi sona erdirenlerin oranı daha da yükselmiştir.
İşten çıkış sebeplerine göre kıdem tazminatı alabilenler ile alamayanların dağılımı işçilerin yüzde 78 ile yüzde 84’ünün işten çıkış bildirgelerinin kıdem tazminatı hak edemeyecek şekilde düzenlendiğini göstermektedir. 2021’de işten çıkarılanların yüzde 84’lük gibi büyük bir bölümünün kıdem tazminatına erişemediği görülmektedir. 2021’de 16,8 milyon olan toplam işten çıkışı gerçekleştirilen işçinin 14,1 milyonu kıdem tazminatı alamamıştır.
2021’de işten çıkarılanların yüzde 84’lük gibi büyük bir bölümünün kıdem tazminatına erişemediği görülmektedir. 2021’de 16,8 milyon olan toplam işten çıkışı gerçekleştirilen işçinin 14,1 milyonu kıdem tazminatı alamamıştır. 2015-2018 arasında işten çıkışı gerçekleşen işçilerin yüzde 77 ile 78’i kıdem tazminatı alamadığı için bu oran 2019’da yüzde 75,8’e gerilemiş ve 2020’de ise yüzde 82,5’e yükselmiştir. 2020 ve 2021’deki yükselişin sebebi işten çıkarma yasağıdır.
Covid-19 döneminde işten çıkışı gerçekleştirilen her 10 işçiden en az 8’i kıdem tazminatına erişememiştir. Kıdem tazminatı alabilecek şekilde işten çıkışı gerçekleşen işçilerin oranı ise 2020’de yüzde 17,5 ve 2021’de ise yüzde 16,2’de kalmaktadır. Cinsiyete göre kıdem tazminatına hak kazanma durumuna bakıldığında kadınlarda kıdem tazminatı alamayanların oranının daha yüksek olduğu görülmektedir. Özellikle 2019 ve 2020’de kadın ve erkekler arasında kıdem tazminatına erişemeyenlerin oranındaki fark açılmıştır.
2019’da işten çıkışı gerçekleşen erkeklerin yüzde 74,9’u kıdem tazminatına erişemiyorlarken kadınlarda bu oran yüzde 78,2’dir. Aynı oran 2020’de kadınlarda yüzde 84,8 ve erkeklerde yüzde 81,7 iken 2021’de kadınlarda yüzde 84,9 ve erkeklerde yüzde 83,5’tir.
Kuşkusuz yargı kararlarıyla kıdem tazminatına erişen işçi sayısı artabilecektir. Ancak bu yolun uzun ve zorlu bir yol olduğunun altını çizmek gerekir.
Kıdem tazminatına erişim uzun yıllardır tartışılmaktadır. SGK verilerinin de açıkça ortaya koyduğu gibi kıdem tazminatına erişim konusunda ciddi bir sorun vardır. Kıdem tazminatı işçinin sonraya ertelenmiş olan ödenmemiş ücretidir ve en önemlisi güvencesidir. İşçilerin çeşitli sebeplerle (kayıtdışı istihdam, 12 aydan az çalıştırma, kıdem sıfırlaması, hileli fesih veya istifaya zorlama gibi) kıdem tazminatı hakkına ulaşamadığı bilinmektedir. SGK işten çıkış bildirgelerinde de görüldüğü üzere işçilerin Kod-3 ile istifaya zorlanması kıdem tazminatına hak kazanamamanın en önemli sebeplerinden biridir. Bu nedenle kıdem tazminatını hak ediş koşulları yeniden düzenlenmeli ve işçinin istifası durumunda ve işçilerin işten çıkış/ayrılış sebebine bağlı kalmaksızın herkese ödenmelidir.
Kod-29 veya tazminatsız fesihler
2015-2021 döneminde Kod-29 gerekçesiyle 1 milyon 461 bin işçinin iş sözleşmesi İş Kanunu’nun 25-II. maddesi kapsamında feshedildi.
Kod-29, işçinin iş sözleşmesinin İş Kanunu’nun 25-II. maddesi (Ahlak ve iyi niyet kurallarına uymayan haller ve benzerleri) ile işveren tarafından feshedilmesi (haklı fesih) anlamına gelmektedir. Kod-29 ile işten çıkarılan işçiler kıdem tazminatı ve ihbar tazminatı alamıyor ve işsizlik ödeneğinden yararlanamıyor. İşverenlerin öncelerde de işçilerin kıdem ve ihbar tazminatını gasp etmek için bu yönteme başvurduğu bilinmekle birlikte Covid-19 döneminde de işverenlerce başvurulduğu gündeme gelmişti. Bunun üzerinde SGK, 1 Nisan 2021 tarihinde yayımladığı bir genelge ile Kod-29’u 4857 sayılı İş Kanunu’nun 25-II. maddesine göre Kod-42-43-44-45-46-47-48-49 ve 50 olarak böldü. Aşağıda Kod-29 olarak belirtilen veriler Kod 42/50’nin toplamını ifade etmektedir.
Kod-29 gerekçesiyle işten çıkarmalar salgının yaygın olduğu 2020 ve 2021’de arttığı görülmektedir. Kod-29 ile işten çıkarılanların oranı 2015’te yüzde 1, 2016’ya yüzde 1,1, 2017-2019 arasında yüzde 1,2, 2020’de yüzde 1,3 ve 2021’de yüzde 1,4’tür (Tablo 3). 2015-2021 dönemlerinde Kod-29 gerekçesiyle 1 milyon 461 bin kişi İş Kanunu’nun 25-II. maddesi kapsamında feshedildi.
Covid-19 döneminde Kod-29 oranı artmış olsa da yüzde 1’lerde seyretmiştir. Verilerden hareketle işverenlerin işten çıkarma yasağını delmek için işçiye istifa ettirme yoluna Kod-29 ile işten çıkarmaktan daha fazla başvurdukları söylenebilir.
