AİHM; “Devletin görevi kişisel özgürlükleri korumaktır”

07 Kas 2013

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi AİHM'in, kişisel özgürlükler ile ilgili kararları, AKP hükümetine hukuk dersi niteliği taşıyor.

AİHM’in, bugüne kadar farklı davalarda ele aldığı kişi özgürlükleri, gündemi dolduran kızlı-erkekli öğrenci evleri müdahalesine de ışık tutuyor.

AİHM kararları dışında, Anayasanın “Kişisel Bilgilerin Korunması” başlıklı 20. maddesi de şöyle; “Herkes, özel hayatına ve aile hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkına sahiptir. Özel hayatın ve aile hayatının gizliliğine dokunulamaz. Milli güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlık ve genel ahlakın korunması veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması sebeplerinden biri veya birkaçına bağlı olarak, usulüne göre verilmiş hâkim kararı olmadıkça; yine bu sebeplere bağlı olarak gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde de kanunla yetkili kılınmış merciin yazılı emri bulunmadıkça; kimsenin üstü, özel kâğıtları ve eşyası aranamaz ve bunlara el konulamaz. Yetkili merciin kararı yirmidört saat içinde görevli hâkimin onayına sunulur. Hâkim, kararını el koymadan itibaren kırksekiz saat içinde açıklar; aksi halde, el koyma kendiliğinden kalkar.”  AİHM kararları - AİHM, Burghart/İsviçre kararı, devletin özel hayata yönelik müdahalesinin sınırlı olması gerektiğine işaret ederek “Kişinin bireysel davranışını ilgilendiren kurallar koyduğu her durumda, devletin özel hayata müdahalesi vardır. Bu müdahale demokratik bir toplumda gerekli olan ölçüde olmadığı durumlarda da sözleşme hükmü çiğnenmiş olur” değerlendirmesi yapıyor.

- AİHM, Leander/İsveç kararı, devletin özel hayata müdahale etmemesi gerektiğine vurgu yaparken aynı zamanda "özel hayatının korunmasının" görev alanı içinde olduğunu işaret ediyor. AİHM, aynı kararda devletin pozitif görevine işaret ederek “Sözleşme, sözleşen devletlere yalnızca ‘Müdahale Etmeme’ gibi negatif bir mükellefiyet yüklemekle yetinmemiş, onlara, aynı zamanda, koruma altına alınan hak ve özgürlüklere saygıyı sağlama, yani bu hakların fiilen ve gerçekten kullanılmasına imkân verecek tedbirleri alma pozitif görevini de getirmiştir” diyor.

- AİHM, Arztefürdas Leben/Avusturya kararı, kişilerin özel hayatlarına yönelik gelecek bir saldırının önlenmesinin devletin asli görevlerinden olduğunu vurguladıktan sonra şu değerlendirmede bulunuyor: “Koruma altına alınmış bulunan haklara özel kişilerden gelecek müdahalenin önlenmesi de devletin pozitif yükümlülüğünün gereğidir.”

- AİHM, Chappel/ İngiltere kararı, insanların yaşadığı konutu “bireyin yerleşik olarak yaşadığı ve özel hayatını sürdürdüğü yer” olarak tanımladıktan sonra, bu özel alana ilişkin bir müdahalenin sözleşmenin ihlali olarak görüyor ve şu değerlendirmede bulunuyor: “Konut, bireyin yerleşik olarak yaşadığı ve özel hayatını sürdürdüğü yerdir. AİHS’nin 8. maddesi, temel olarak bireyin konutuna devlet veya temsilcileri tarafından yapılan müdahaleye karşı koruma sağlar.”

- AİHM, Dudgenon/Birleşik Krallık davası, “Kişinin varoluş biçimini serbestçe belirlemesi bireysel haktır. Devletin onun cinsel davranışlarına karışması, çoğunluğun azınlığa belirli bir ahlak anlayışı empoze etmesi, bireysel hak ve özgürlüklerin ihlalini taşır.”

- Avrupa Komisyonu’nun R.Van Oosterwijck/Belçika kararında ise "özel hayat başkalarının bakışlarından uzakta yaşayabilme hakkı" olarak tanımlanıyor. Kararda, ”Bireyin kendi kişiliğini geliştirme ve gerçekleştirme için hemcinsleriyle, özellikle duygusal ilişkiler kurmak ve bunu devam ettirmek hakkıdır” değerlendirmesine yer veriliyor.

Evrensel hukuk değerleri açısından sorunlu olan bu yaklaşım, salt Anayasa ve AİHM kararları açısından bile yaklaşıldığında Erdoğan ve AKP şeflerinin yasalara karşı suç işlediği söylenebilir.

paylaş