Bugün 22 Mart “Dünya Su Günü”!

22 Mar 2013

Peyzaj Mimarları Odası, 22 Mart “Dünya Su Günü” nedeniyle bir basın açıklaması yaptı.   Açıklamada, su kirliliğinin süratle arttığı, suyun "satılan ve ticareti yapılan" bir meta haline getirildiği, sorunların çözümünün ancak uluslararası dayanışma ile olanaklı olduğu dile getirildi.   22 Mart 1993 yılında alınan Birleşmiş Milletler Genel Kurulu kararıyla "Dünya Su Günü" olarak kabul edildi. İlk kez 1992'de Birleşmiş Milletler Çevre ve Kalkınma Konferansı'nda önerilen "Dünya Su Günü", gerek BM üyelerinin, gerekse diğer dünya ülkelerinin giderek büyüyen temiz su sorununa dikkat çekmek, içilebilir su kaynaklarının korunması ve çoğaltılması konusunda somut adımlar atılmasının sağlanmasında teşvik olması amacıyla bu isme bir gün adamak anlamında oluşturuldu. Dünya Su Günü dolayısıyla Dünya Su Konseyi  her üç yılda bir toplanıyor. İstanbul'da 2009'da düzenlenen Dünya Su Konseyi'nde katılım artarken, artan su krizinin sosyal ve ekonomik yaşamın sürdürülebilirliğini tehdit eden bir hale geldiği de vurgulandı.

Konuyla ilgili olarak Peyzaj Mimarları Odası’nın yayınladığı basın açıklaması aşağıdadır;  Basına ve Kamuoyuna, 1993 yılında Birleşmiş Milletler tarafından ilan edilişinden bu yana her yıl 22 Mart tarihinde anılan Dünya Su Günü‘nün 2013 yılı teması "Uluslararası Su Dayanışma Yılı" olarak belirlenmiştir.   Son yıllarda ülkemizde su üzerine kirletici kaynaklar artmış, artmaya da devam etmektedir. Başta hidroelektrik santrallerle tatlı su kaynaklarımız olmak üzere, sayıları gittikçe artan termik santraller ile de deniz sularımızın yapısı değişmekte, kirlenmekte ve biyolojik çeşitliliği tehdit etmektedir.   Biyolojik çeşitliliğin tehdidi  gıda güvenliğinin tehditti, sağlıklı  yaşamın risk altına girmesi ve sonucunda kıtlık, açlık ve felaketler demektir. Su yaşamın vazgeçilmez unsurudur. Fakat yine aynı su iklim değişiklikleri ile kentler ya da kırsal yasam alanlarında doğal afetler ile insan yaşamını tehdit eden de bir kaynaktır.   Ormanlarımızın yukarı havzalarında su kaynaklarına yönelik tehditler, salt yakın çevresini değil, ırmakların denize ulaştıkları noktaya değin olumsuz etkilerini hissettirmektedir. Başta arıtma tesislerinin olmayışı ya da çalıştırılmayışı  nedeni ile sanayi atıklarından kirlenen su, ülkemizin birçok yerleşiminde evsel atıklar nedeniyle de kirlenmektedir. Enerji ve madencilik konularında son yıllarda yasal değişiklikler ile de tetiklenen yeraltı ve yerüstü sularımız az olan içilebilir su kaynaklarını bozmakta ve suyun kişi basına maliyeti her geçen gün artmaktadır. Su yoksa hayat durur.   Geçici ve kısa erimli projeler uğruna bugün ülkemizde yaşanan su üzerine gelişmelerin olumsuz sonuçlarının olacağı Birleşmiş Milletler`in su vizyonu ve projeksiyonlarında da açıkça görülmektedir. Dünya nüfusunun artışı ve sanayide onu alınamayan hızlı gelişmeler, tarım alanlarında şiddeti artırılarak kullanılan tarımsal kimyasallar ile suyu kirletmekte, temiz suya artan talep nedeniyle de maliyeti yükselen su 2013 yılında dayanışmadan öte "satılan ve ticareti yapılan" bir meta haline getirilmeye çalışılmaktadır. Su konusunda yapılacak uluslararası dayanışma ancak kirletici kaynakların havzalar ve denizler aracılığı ile yer değiştirmesinin önüne geçilmesi ile mümkündür. Tuna nehrinden kaynaklanan ve birçok ülkenin sorumlu olduğu suyun kirlenmesinin acı sonuçları en çok ülkemizde yaşanmaktadır. Akdeniz konusunda onlarca uluslararası sözleşme olmasına rağmen kirlenmeler gün geçtikçe artmakta, ülkemiz de suyun garantisi sulak alanlar üzerine kurmuş olduğu yanlış politikalar nedeniyle bu yanlışa ortak olmaktadır.   2013 yılında suyun dayanışma ile temiz tutulması ve ticareti yapılmayan, tüm kentlerde evlerdeki musluklardan ucuz ve temiz olarak ulaşılabilecek bir değer olması dileklerimizle, 22 Mart Dünya Su Günü`nde yetkilileri acil önlemler alınması noktasında uyarıyoruz.   Türkiye su zengini bir ülke olmaktan çıkmış, temiz suya bugün için daha da fazla gereksinim duyan bir coğrafya olmuştur. Bugün kirletilen bir damla suyun, önümüzdeki yüzlerce yıl yaşam alanlarını etkileyecek ve geri dönüşü olmayan felaketlere yol açacağı unutulmamalıdır.   Su yaşamsa, yaşama sahip çıkmak hepimizin  borcudur.  TMMOB Peyzaj Mimarları  Odası 10. Dönem Yönetim Kurulu  

paylaş