Mahkeme: “Laik devlet, din işine karışmaz”

29 Oca 2013

Ankara 16. Asliye Hukuk Mahkemesi, Çankaya Cemevi Yaptırma Derneği hakkında, tüzüğündeki “cemevlerini ibadethane” olarak niteleyen maddesi nedeniyle açılan kapatma davasını reddetme gerekçelerini açıkladı.

Mahkemenin gerekçeli kararında, “Kişiler, topluluklar ve zümreler din ve vicdan özgürlüğüne sahiptirler. Toplumumuzda kabul görmüş farklı düşünceler, ibadetler ve bunlara ait yerler haricinde Aleviler ve Aleviliğin ibadet şekli ve yerleri de olağan karşılanmalıdır” denildi. Ayrıca kararda, İzmir'de bir kişinin, nüfus cüzdanında “İslam” yerine “Alevi” yazılması için açtığı davanın reddedilmesi nedeniyle Türkiye'nin AİHM'de mahkûm olması da yer aldı.

Türkiye'nin de kabul ettiği, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi AİHS'in 9. maddesinde “Herkes düşünce, vicdan ve din özgürlüğüne sahiptir. Bu hak, din veya inanç değiştirme suretiyle dinini veya inancını açıklama özgürlüğünü de içerir. Din veya inancını açıklama özgürlüğü ancak kamu güvenliğinin, kamu düzeninin, genel sağlığın veya ahlakın ya da başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması için demokratik bir toplumda zorunlu tedbirlerle ve yasa ile sınırlanabilir” denildiğine dikkat çekildi.

“Bu hükme yer verildiğine göre, Türkiye Cumhuriyeti kanunlarına bağlı herkesin düşünce, vicdan ve din özgürlüğünden tek başına veya topluca veya özel tarzda ibadet, öğretim, uygulama ve ayin yapma hakkı bulunmaktadır. Bu hak ancak kamu güvenliği, genel sağlığın ve ahlakın ya da başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması için demokratik bir toplumda zorunlu tedbirlerle ve yasa ile sınırlandırılabilir. Tekke ve Zaviyelerin Kaldırılmasına ilişkin Kanun'daki yasaklamaları, İslam dinini devletin dini olarak kabul eden 1924 Anayasası'nın hüküm ifade ettiği, AİHS'nin usulüne uygun olarak uygulanmadığı yıllar itibarıyla değerlendirmek gereklidir.”

Anayasa'nın 2. maddesinde devletin laik olduğu, başlangıcında ise “Laiklik ilkesinin gereği olarak kutsal din duygularının, devlet işlerine ve politikaya kesinlikle karıştırılamayacağının” belirtildiği kararda, “din ve mezheplere eşit davranmanın, ancak kanunlarda herhangi bir dine, mezhebe atıfta bulunmamakla gerçekleştirilebileceği” vurgulandı.

Devletin neyin din, ibadet ve ibadethane sayılacağını belirlemesinin, laiklik ilkesiyle çeliştiği gibi usulüne uygun yürürlüğe girmiş sözleşmelerdeki inanç özgürlüğünün gereğinin yerine getirilmesini de engelleyeceği anlatılan kararda, “Alevi inancının gereklerinin yerine getirildiği yer olduğu belirtilen cemevlerinin kurulmasını, faaliyette bulunmasını, AİHS'nin 9/2. maddesinde belirtilen nedenlerle kısıtlayıcı sebeplerin varlığı somut delillerle ortaya konulmadığı sürece, demokratik bir toplumda engellenemez” denildi.

Derneğin tüzüğünde amaç maddesinde yer alan; “Çankaya'da yaşayan Alevi inançlı yurttaşların inanç ve ibadetlerini yerine getirme merkezleri olan cemevlerini yapmak ve yaptırmaktır” tanımlamasının kaldırılmasını talep etmenin yerinde olmadığına karar verilmiştir."

Ankara İl Dernekler Müdürlüğü, Çankaya Cemevi Yaptırma Derneği hakkında tüzüğünde “cemevlerini ibadet yeri olarak” nitelendirdiği için Cumhuriyet Başsavcılığı’na kapatma davası açmıştı.

Ankara 16. Asliye Hukuk Mahkemesi, davayı, “Cemevlerini ibadethane” olarak niteleyen hükmü Anayasa'nın 2. maddesine aykırılık taşımaması ve kanunlarla yasaklanmaması gerekçesiyle reddetmiş ve derneğin faaliyetlerine izin vermişti.

Karar savcılık tarafından temyiz edilince, dosyayı görüşen Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, mahkemenin kararını oy çokluğuyla bozmuştu. Yargıtay bozma gerekçesini, Diyanet İşleri Başkanlığı'nın “633 sayılı Yasa ve düzenlemeler karşısında cami ve mescit dışında bir yerin ibadethane olarak kabul edilmesinin mümkün olmadığı” görüşüne dayandırmıştı.

paylaş