
Türkiye Komünist Partisi kurucusu Mustafa Suphi ve 14 yoldaşı Karadeniz’de egemenler tarafından katledilmelerinin 92. yıldönümünde anıldı. TKP 1920’nin Yılmaz Mızrak Kültür Merkezi’nde düzenlediği “15’leri anıyoruz” etkinliği 26 Ocak 2013 Cumartesi günü yapıldı.
Etkinlik saat 14.00’te etkinlik programının açıklanması, saygı duruşu ve Enternasyonal marşıyla başladı. Önce kısaca Mustafa Suphi ve yoldaşlarının mücadeleleri anlatıldı. Türkiye’de ilk günlerden bu yana kapitalizme ve emperyalizme karşı mücadelede 15’lerin kanının ve canının var olduğu belirtildi.
Açılış konuşması TKP 1920 İstanbul İl Başkanı Yusuf Türkoğlu tarafından yapıldı. Konuşmasına, ‘Bugün açsın tüm güller’ diyerek başlayan Türkoğlu, 15’lerin çizdiği yolun işçi sınıfı ve emekçi halk için anlamını vurguladı. Dili, dini, ırkı ne olursa olsun insanların kültürlerini, kimliklerini yaşatmak için verdiği mücadeleyi emek mücadelesiyle birleştirmenin önemine değinen Türkoğlu, konuşmasını ‘Yaşasın TKP 1920, yaşasın halkların kardeşliği’ diyerek noktaladı.
Daha sonra Petrol-iş uzmanı Rıza Köse ve TKP 1920 sözcüsü Murat Nergiz’in konuşmacı olarak yer aldığı “Türkiye’de ve Bölgede Güncel Mücadele” adlı panele geçildi. Önce Türkiye’de ve dünyada işçi sınıfının güncel durumuna ilişkin konuşmasıyla Rıza Köse söz aldı. İşçi sınıfının birçok sorunu olduğundan bahseden Köse, çözümünse sihirli bir değnekle değil, işçi sınıfının örgütlü mücadelesiyle geleceğinin altını çizdi. Konuşmasına işçi sınıfının Ethem Nejat tarafından yapılmış, ‘gündelik yaşayan, iki yakası bir araya gelmeyen, hayatı boyunca çalışıp karşılığını alamayan yığınlar’ tanımıyla devam eden Köse, o günün koşullarında yapılan tanımın bugün de güncelliğini koruduğundan ve kısaca dünyada ve Türkiye’de işçi sınıfının gerileme nedenlerinden bahsetti. Son zamanlarda dünyadaki işçi hareketlenmelerine de kısaca değinen Köse, 14 Kasım 2012 günü Çorlu'da greve başlayan Daiyang-SK işçilerinin örgütlenme sürecinden direnişe giden yolda başarılı olmalarının nedenlerini ortaya koydu. Buradan hareketle örgütlenmedeki başarının aslında temel iki noktası olduğunu söyledi. Bunlardan birisinin örgütlenmedeki ısrar, diğerinin ve en önemlisinin ise sosyalistlerin işçilerin var olduğu alanlara girmesi, işçi sınıfının bir parçası hâline gelmesi olduğunu belirtti. Örgütlenmenin önemini vurgulayan Köse, bunun için tarihin rehber olduğunun ve araçlar değişse bile yöntemlerin özünün aynı olduğunun altını çizdi. Günün konuşmak değil, harekete geçmek günü olduğunu söyleyen Köse konuşmasını, ‘İşçi sınıfı örgütlenmesi için ben bu işe talibim diyen herkesin bunun için elini taşın altına koyması çok önemlidir ve gereklidir’ diyerek noktaladı.
İkinci sözü Ortadoğu penceresinden güncel gelişmelere bakışa ilişkin konuşmasıyla Murat Nergiz aldı. Nergiz sözlerine 17 Ocak 2013’te ÇHD’li avukatların mesnetsiz iddialarla tutuklanması ile ilgili ÇHD avukatlarından Efkan Bolaç ile sürece ilişkin konuştuklarını aktararak başladı. ÇHD’li avukatlara sorguda ısrarla Suriye'ye yönelik emperyalist savaşa karşı barışı ve halkların kardeşliğini savundukları için katıldıkları eylemler ve toplantılarla ilgili sorular sorulmuştu. Daha sonra Ortadoğu’daki eşiğinde olunan savaşta AKP’nin taşeronluğundan bahseden Nergiz, 21 Ocak 2013’te Türkiye’ye getirilen Patriot füzelerinin gönderilmesiyle ilgili İran Dışişleri bakanının yaptığı ‘Bu füzeler üçüncü dünya savaşının başlamasının nedeni olabilir’ açıklamasının içinde bulunduğumuz vehameti gözler önüne serdiğini belirtti. AKP’nin taşeronluk hevesinin yeni olmadığını, bundan önceki hükümetlerin de kendi halkını hukuksuz işgallerde maşa olarak kullanma hevesinde olduğunu söyleyen Nergiz, ÇHD’li avukatların tutuklanmasının bu tutumdan bağımsız olmadığını, o gün barış isteklerini haykıranlar nasıl baskılanıyorsa bugün de barış istediğini haykıranların aynı baskıya maruz kaldığını belirtti. Barış ve halkların kardeşliğine karşı ABD’nin başını çektiği emperyalist blokun yeni taşeronlarını ve Ortadoğu üzerindeki planlarını iyice tahlil etmenin ve ısrarlı bir şekilde savaş karşıtı bir cephenin örülmesinin önemine vurgu yapan Nergiz, dünyanın yeni devrimler çağı içinde olduğunu söyledi. “Bu devrimleri yapacak olanlar bizleriz. Bunu gerçekleştirebildiğimiz ölçüde artık tarih bizim devrimlerimizi yazacak” diyerek sözlerini noktaladı.
Panelin ardından soru cevap kısmına geçildi. “İşçi sınıfı kendisine olan güvenini yitirdi mi?” sorusu üzerine, işçi sınıfının güvenini yitirmediği, bunun da her gün öğrendiğimiz yeni grev ve direniş haberlerine bakarak görülebileceği söylendi. Güven kaybından ziyade işçi sınıfının içinde sosyalistlerin gücünün azalmasından kaynaklanan bir sorundan bahsedilebileceği belirtildi. İşçi sınıfı ile sosyalistlerin arasındaki bağın kuvvetlendiği ölçüde işçi sınıfının güçleneceği de vurgulandı. Sendikaların yeni ve değişen günün ihtiyaçlarına karşı nasıl cevap verebileceği sorusu üzerine ise sendikaların içinde sosyalistlerin işçi sınıfının bir parçası olarak yer alması gerektiğinden bahsedildi. İşçi sınıfının ve emekçilerin hak mücadelesiyle içte ve dışta savaş politikasına karşı mücadelenin birleştirilmesi gereği üzerinde duruldu. Kürt halkıyla eşitlik ve özgürlük temelinde barış için dayanışma göstermenin, Suriye'ye yönelik emperyalist savaşa, füze kalkanına, Patriotlara, NATO üslerine, sömürgeci ordulara karşı ülke ve bölge halklarını birleştirmenin, ÇHD’ye, sendikalara, demokratik kitle örgütlerine, Alevi toplumuna, Ermeni toplumuna, bütün ezilenlere yönelik baskılara karşı dayanışmanın önemi vurgulandı.
Aranın ardından Yapıcılar Film Ekibi'nin ''Emperyalist Savaş ve Komünistler'' isimli kısa filmi gösterildi. Grup Güneşli Dünya ve Ulaş Yıldız ve Emre Albayrak'ın müzik dinletisiyle etkinlik sona erdi.
