
TÜİK verilerine göre eylül ayı işsizlik oranları geçen yılın eylül ayına oranla artışta. İşsizliğin en büyük mağduru ise kadınlar ve gençler.
TÜİK tarafından açıklanan Hanehalkı İşgücü Anketi Eylül 2012 dönem sonuçları işsizlik oranlarının yükselişte olduğunu ortaya koydu. İşsizlik bir önceki aya göre 0.3 puan artışla, yüzde 9.1’e yükselirken, mevsimsel etkiden arındırılmış işsizlik 0.2 puan artışla yüzde 9.4 oranına ulaştı. Haziran döneminden bu yana işsizlik oranı yüzde 1.1, işsiz sayısı 313 bin kişi arttı.
İstatistik yöntemlerine dayalı hesap oyunları bir tarafa atıldığında durum tüm çıplaklığıyla ortaya çıkıyor. Umudu olmadığı için ya da diğer nedenle son 3 aydır iş arama kanallarını kullanmayan ve bu nedenle işsiz sayılmayanlar dahil edildiğinde işsizlik oranı yüzde 9.1 değil, yüzde 15.05, işsiz sayısı da 2 milyon 539 bin değil, 4 milyon 514 bin oluyor. Gizli işsiz olarak görülen eksik istihdam da ilave edildiğinde işsizlik oranı yüzde 17.77 düzeyinde.
Çalışabilecek durumdaki her iki kişiden bir çalışamıyor Türkiye’de çalışma çağındaki her iki kişiden biri çalışmıyor. İşgücüne katılım oranı Eylül 2012 dönemi için yüzde 51 düzeyinde. Yani nüfusun yaklaşık yüzde 49’u zaten iş aramıyor diye kabul ediliyor. İşsiz sayılmayan umudu kesik işsizlerin sayısı ve ev içi emeğin görünmez olmasının sonucunda açığa çıkan bu durum Türkiye’de işsizliği olduğundan düşük gösteriyor. AB ülkeleri için Eurostat 2011 yılı verilerine göre işgücüne katılım oranı yüzde 71.2 düzeyinde. Türkiye’de iş isteyenlerin (işgücüne katılım) oranı AB-27 ortalaması kadar olsaydı işsiz sayısı 13 milyon 633 bin olacaktı. Buna göre işsizlik oranı ise yüzde 34.9 düzeyine çıkacaktı.
En çok gençler ve kadınlar etkileniyor Gençlerin yüzde 54’ü kayıt dışı çalışıyor. Umudu kesik işsizlerle birlikte her 4 gençten biri işsiz. Resmî olarak yüzde 18 olan genç işsizliği, umudu olmadığı için ya da diğer nedenle son 3 aydır iş arama kanallarını kullanmayan ve bu nedenle işsiz sayılmayan gençler dahil edildiğinde yüzde 27’ye ulaşıyor. 845 bin işsiz gence karşı 584 bin çalışmaya hazır ancak umutsuzluk başta olmak üzere çeşitli nedenlerle iş aramayan genç var. Eksik ve yetersiz istihdam edilenlerle genç işsizliği yüzde 30’a ulaşıyor. Gençler için kayıt dışı oranı 15-19 yaş için yüzde 76, 15-24 yaş grubu aralığı için yüzde 54 düzeyine yükseliyor. Gençlerin yüzde 35’i haftada 60 saatin, yüzde 53’ü 50 saatin üzerinde çalışıyor.
İşgücüne katılım oranı kadınlar için yüzde 30.7 düzeyinde. Yani kadınların yaklaşık yüzde 70’i çeşitli nedenlerle iş aramıyor ya da artık aramaktan vazgeçmiş. Eylül ayında yüksek öğretim mezunu kadınlarda işsizlik bir önceki yılın aynı dönemine göre 2 puan artarak yüzde 16.4’den yüzde 18.3’e yükselmiş, 81 bin kişi artmış durumda. Lise ve üzeri eğitime sahip kadınlar erkeklere göre 2 kattan daha fazla işsizlik gerçeği ile yüzleşiyor.
Kayıt dışı ve güvencesiz çalışmada durum ne? Kayıtdışı oransal olarak gerilese de hâlâ kriz öncesi değerlerin üzerinde. 2008 Eylül dönemi ile karşılaştırıldığında kayıt dışı istihdam 483 bin kişi artmış durumda. Bu konuda da kadınlar mağdur ediliyor. Erkekler için aynı dönemde kayıt dışı 206 bin azalırken kadınlar için 689 bin artmış görünüyor.
Güvencesiz çalışma hızla yaygınlaşıyor. 2009 yılı Eylül dönemi ile karşılaştırıldığında geçici çalışanların sayısı yüzde 39 artarak, 1 milyon 632 binden, 2 milyon 2 milyon 231 bine yükseldi. Geçici çalışmanın yaygınlaştırılması hükümetin istihdam stratejisi açısından bir amaç olarak değerlendiriliyor. Geçici işçiler için işsizlik oranı yüzde 23.25.
İşsizlik neden yükseliyor? Uzmanlar işsizliğin artmasında ekonomik büyüme oranlarındaki yavaşlamanın etkili olduğu konusunda hem fikir. AKP, iktidarı boyunca cari açık ve yüksek işsizlik sorunlarını, yarattığı istikrar illüzyonuyla gizlemeye çalışmıştı ama artık mızrak çuvala sığacak gibi değil.
İşsizlik oranlarındaki artışla birlikte Türkiye’deki istihdam yapısı da endişe verici. Özellikle kadınlar ve gençler arasında kayıt dışı ve güvencesiz çalışma yükselişte. Türkiye işçi sınıfı, sendikalaşmayı bir tarafa bırakalım sigortalı çalışabilme açısından bile oldukça geri noktada. Sigortalı iş bulabilmek hâlâ ayrıcalıklı bir durum. Dolayısıyla çalışan nüfusun büyük bir bölümü de geleceğe güvenle bakamıyor.
İşsizliğin yükselmesinde kriz kadar kriz koşullarında uygulanan işçi düşmanı politikalar da oldukça etkili. Bu kadar işsizin olduğu bir ülkede patronlar işçileri fazla mesaiye zorlayarak işsizliğin tırmanmasını tetikliyor. Yasal olarak haftada 45 saat olan çalışma süresi birçok işkolunda haftada 60 saat dolayında. Ayrıca işçilerin büyük bölümü bu fazla çalışmaları karşılığında mesai ücreti bile almıyor. Hükümet ise bu tarafı görmezden gelerek patronlara destek oluyor.
Bir başka mesele de kamudaki personel açığı. AKP hükümeti personel açığını kapatmak yerine sıkıştığı alanlarda taşeron sistemi çalışma ile çalışma yaşamını allak bullak ediyor.
Görünen o ki yalnızca toplumsal faydayı esas alan bir zihniyet değişikliği bile işsizlik sorununu önemli oranda halledebilir.
Kaynak: DİSK-AR’ın işsizlik raporu değerlendirmesi temel alınarak hazırlanmıştır.
