KESK'li tutsakların aileleri yaşadıklarını anlatıyor

05 Kas 2012

KESK'li tutsaklar cezaevinde birçok sorunla karşı karşıya kalırken, dışarıda da tutukluların aileleri birçok sorunla mücadele etmek zorunda. Yeni Dünya gazetesi olarak tutuklu ailelerin yaşadıklarını değerlendirdik.

Tutuklu ailelerden Volkan Gürbüz ile yaptığımız söyleşimizi yayınlıyoruz.

yenidünya: Öncelikle kendinizi tanıtır mısın?

Volkan Gürbüz: 25 yaşındayım. Gaziantep Üniversitesi Bilgisayar programcılığını bitirdim. Şu an da bütün gençliğin yarası olan KPSS sonucunu bekliyorum. Dört sene gurbetteydim. Okul, üniversite vardı. Önceleri hayat benim için daha kolaydı. Ama şimdi daha da sorumluluk sahibi oldum. Yaşadıklarımızdan sonra ailemi teselli etmeye, düzeni sağlamaya, onların daha mutlu olmalarını ve daha toplumsal düşünmelerini sağlamaya çalışıyorum.

yenidünya: Siz bir KESK'li tutsak yakını olarak, sürece ilişkin neler söylemek istersiniz?

Volkan Gürbüz: 25 Haziran sabahı tüm illerde KESK kapsamında daha çok da eğitim emekçilerine yönelik bir saldırı başlatıldı. Bir operasyon gerçekleştirilerek, KESK genel merkezi, sendikalar arandı, sendikalara ait hard diskler toplatıldı, evlerimiz arandı, telefonlarımız, kitaplarımız, gazetelerimiz toplatıldı. 70'den fazla kişi gözaltına alınarak tutuklandı.

Babam Bekir Gürbüz de Adıyaman Eğitim-Sen Şube başkanıydı. Daha önce de 2008 yılında İHD'de görev alarak mücadele etmişti. Adıyaman Eğitim-Sen'de yönetimde görev alması gerekçe gösterilerek, 25 Haziran'da gözaltına alındı ve tutuklandı. Genel olarak mücadele eden sendikalara ve mücadele eden kişilere yönelik saldıralar hat safhada. Sanırım babam da bunlardan biriydi. Diğer tutuklular da aynı şekilde. Hükümet bu şekilde davranarak mücadele eden, bir şeyleri değiştirmeye çalışan insanlara karşı sindirme politikası gerçekleştiriyor.

25 Haziran'da tutuklananların davası KESK davası olarak adlandırılıyor. Savcı daha iddaanameye başlamamış bile. Çünkü KESK'li tutuklu kadınların davası vardı. Ona göre şekillendireceklerdi. Bildiğiniz gibi 4 Ekim'de KESK'li tutuklu kadınların mahkemesi oldu. KESK'li tutuklu kadınların 6'sı serbest bırakılarak 3'ü tutuklu kaldı. Daha kötü sonuçlanacağını düşünüyordum, ama olumlu oldu diyebiliriz. Çünkü kamuoyu yaratıldı. Mahkeme sonuçlanana kadar, geç saatlere kadar Adliye önünde beklemek sürecin olumlu işlemesine neden oldu. Birleşirsek, mücadele edersek, her türlü şeyi başaracağımızı görebiliyoruz. Halk sesini çıkararırsa varlığını kabul ettirebiliyor.

yenidünya: Tutukluların içeride birçok sorun yaşadıklarını biliyoruz, sizler dışarıda tutukluların aileleri olarak neler yaşıyorsunuz?

Volkan Gürbüz: Bizler öncelikle sürekli bekleme hâlindeyiz. Bilinmezlik durumu söz konusu.

Her ay açık görüş ve haftada bir 10 dakikalık bir telefon görüşmesi var. Bu görüşmeler çok kısıtlı olduğu için görüşmelerimiz çok yüzeysel ve tam anlamıyla bir şeyler paylaşamıyoruz. Bizler için saniyelerin bile değeri var. Bir, iki dakikayı bile bize çok görüyorlar.

Görüşmeler esnasında da sıkı bir güvenlik denetiminden geçiyoruz. Görüşmeler kamera ve polis denetiminde yapılıyor. Üstelik de polisler bize çok kötü davranıyorlar. Denetim uzun sürdüğü için hem zaman kaybına, hem de bizlerde psikolojik etkiye neden oluyor.

Cezaevi şehrin dışında, tecrit edilmiş bir yerde. Bu yüzden ulaşım da sıkıntılı zaten. Ulaşımın zor olması da yıpratıyor tabii.

Her ay kirlilerini alıyoruz. Açık görüşte kişisel eşyalar verilmiyor. Daha sonra gönderiyoruz. Pazartesi ve cuma veriliyor. Tutuklulara temiz kıyafet geç verildiği için sıkıntı yaşıyorlar. Parasal anlamdaki sıkıntılar ise Eğitim-Sen tarafından karşılananıyor.

yenidünya: Tutuklularla mektuplaşma nasıl?

Volkan Gürbüz: Yüzlerce mektup gidiyor. Mektuplar onları direngen kılıyor. Ama biliyorsunuz mektuplar okunuyor, o yüzden çok sık yazmıyorum. Bir kere gönderdim. Mektubun sonuna da “Sana söz yine baharlar gelecek” diye yazmıştım.

yenidünya: Bütün bu yaşadıkların seni nasıl etkiledi?

Volkan Gürbüz: Öncelikle durumu telefon aracılığıyla öğrendim. O güne kadar duyarsız ve pasif biriydim. Başkalarının derdi beni pek de ilgilendirmiyordu. Haksızlıklar insanın kendisini bulunca duyarlı hâle geliyor. Bende de bu şekilde oldu. Bu süreçten önce babamı, “neden bu kadar ilgileniyorsun” tarzında sorguluyordum, bazen de hak veriyordum ama yanında değildim. Sonuçta babamın haklı bir mücadele verdiğinin farkındayız, o yüzden de bilinçli bir şekilde sonuçlarını bekliyorduk. Onurlu mücadelemizle de bunu aştık.

Sistem, hükümet bizi yıpratmaya çalışıyor. Bizleri susturur diye düşünüyor. Fakat tam tersi yeni tohumlar yeşeriyor. Bizler tutsakların aileri olarak daha da keskinleşip, saldırılara ve yapılanlara karşı sisteme daha da muhalif hâle dönüşüyoruz. Aslında bütün bu yaşadıklarımız bizleri sistem karşıtı hâle dönüştürerek, daha da aktif olmamızı sağladı. Çevremizde de kamuoyu yaratarak onları da daha duyarlı hâle getirdik. Bu yüzden de daha umutlu bakıyorum. Çünkü daha önceden bireysel çıkış yolları arıyorduk, şimdi ise daha toplumsal ve örgütlü duruşumuz söz konusu. Artık sadece kendi babamız için değil, herkesin babası için mücadele ettiğimizi biliyorum.

yenidünya: KESK'teki tutuklulara desteğin ve KESK'teki örgütlenmenin siz aileler açısından önemi nedir?

Volkan Gürbüz: Davanın bireysel olmadığını, aslında toplumsal bir durum olduğunu biliyoruz. Davanın bireysel masrafları var. Manevi boşluklar var. KESK sayesinde, Eğitim-Sen sayesinde bunları aştık. Çünkü sürekli yanımızdalar. Bu yüzden de onurlu ve gururluyuz. Davadan dolayı babamın memuriyeti 'açıkta' görünüyor. Bu yüzden de maaşından kesinti yapılıyor. Kesintiyi KESK ve Eğitim-Sen karşılıyor. Yani sendika sayesinde biz maaşın tamamını alabiliyoruz. Memleketten Sincan cezaevindeki görüşmeye gelene kadar bütün mastaflarımız sendika tarafından karşılanıyor. Manevi destek hep var zaten. Kısacası tutuklanma sürecinde KESK ve diğer sendikalar hep yanımızda oldu. Bunun için herkese çok teşekkürler.

yenidünya: KESK'li tutsaklara sorgulama sürecinde, abuk subuk sorular sorulmasını nasıl değerlendiriyorsun?

Volkan Gürbüz: İnsanlar Kürtçe konuştuğu için tutuklanabiliyor. En ufak bir şeyi gerekçe hâline getirebiliyorlar. “Niye 4+4+4 protesto ettin, telefonda neden Kürtçe konuştun”, mahkemelerdeki Kürtçe açıklamalar bile tercümanla yapılıyor yıpratmak için. Sudan bahanelerle insanları tutuklabiliyorlar. Hatta bu konuştuklarımız yüzünden beni; seni de bu tarz bir röpartaj yaptığın için tutuklayabilirler. Soruların saçmalığına nasıl bir doğru cevap vereceğimizi dahi bilemiyoruz.

yenidünya: Sen bir genç olarak neler söylemek istersin?

Volkan Gürbüz: Sistem insanları apolitize ederek, duyarsız bir gençlik yaratıyor. Gençlerin toplumun sorunlarına karşı duyarlı olması gerekir. Suriye meselesinde faşistçe söylemler bile söylenebiliniyor. Gençlerin bu konularda bilinçlenmesi gerekir. Savaşa ancak bu şekilde hayır diyebiliriz. Yaşadığımız olumsuzluklar örgütlenmememizden, bilinçlenmememizden kaynaklanıyor.

Yalnız kalma korkusundan dolayı sessiz kalınıyor. Bilmek ve bilinçlenmek olduğunda örgütlü ve tek ses olmakta aslında arkasından geliyor. Vatan haini olarak damgalanıyoruz. Daha geniş bakmak gerekiyor. Milliyetçi ve şoven yaklaşımlardan kaynaklanıyor. Gençler ve halk olarak tüm sorunları barış söylemiyle çözmekten başka şansımız yok. Haksızlıkların tamamen ortadan kalmasını istiyoruz. Sadece kendi babamın değil, -orada olması bize sadece hasret getirir- tüm tutukluların serbest olmasını istiyoruz. Umarım tüm haksızlıklar bir gün son bulur. Bunun bizim mücadelemizle, çabalarımızla olacağını da biliyorum. Ancak bu şekilde sesimizi duyurarak çığ gibi büyüyebiliriz.

Haklıyız, kazanacağız diyorum.

Ayrıca tutuklu KESK'lilerin davası 12 Şubat'ta görülecek, hepinizi yanımızda destek olmak için bekliyoruz.

Çok teşekkürler.

paylaş