
Cem Erdeveciler - Ama hangi barışa?
Gerçeklikte olduğu gibi barış da iki yönlü, bir tanesi emperyalistlerin ve onların işbirlikçi uşaklarının rant ve dünya pazarı için sundukları sözde barış oysa bu hepimizin bildiği üzere paylaşım savaşından başka bir şey değildir.
İkincisi ise gerçek anlamda dünya barışını hedefleyen, dünya işçi sınıfının duyarlılıkla üzerinde durduğu sınıf dayanışmasıyla ortaya çıkan sadece insanlar, doğa ve kısacası bütün bir yaşamı savunmanın adıdır barış.
Günümüz uluslararası durumu, aklı başında ve dürüst insanlar için bir uyarı oluşturuyor, bu da tabii ki dünyanın barışa mı kavuşacağı, yoksa bir nükleer savaşın içinde mi kalacağı sorusunu gündeme getiriyor. İşte bu nedenle, aynen bir zamanlar Maksim Gorki’nin “kültür ustaları kimden yanasınız” sorusu gibi, dünyada barış ve özgürlük için, yaşamın, özlemlerimizin ve yazınsal düşüncelerimizin anlamının ekseni hâline geliyor, eskiden olduğundan daha da fazla "barış, yumuşama ve uzlaşma" sözcükleri her gün, her saat her ülkeden, uluslararası gerginliğin yumuşaması, silahlanma yarışının dizginlenmesi ve barışın kalıcı kılınması için uğraş veren herkesin ağzından duyulabiliyor.
Ülkemiz genelinde halkların kardeşliği açısından barışı ele aldığımızda çıkılamaz bir girdabın içinde kaybolup gidiyor zaman. On yılı aşkın süredir iktidarı elinde tutan AKP, açılım politikaları uydurmacasıyla kitlelerin gözünü boyamaktan başka bir şey yapmadığı gibi, konuşanı, yazanı ve karşıt düşüncenin her türünü cezaevlerine atarak sindirme politikası uyguluyor.
Bunun içindir ki ülkemizdeki sorunlar, başta kürt sorunu olmak üzere, bir savaş politikası anlayışıyla değil, daha çok barışla, uzlaşmayla birbirini anlamayla çözülebilir.
Onun da ötesinde işçi sınıfının yeniden ayağa kalkması ve bu konjonktürde gerçek anlamda yerini alarak vereceği sınıf savaşımıyla gerçek barışı sağlayacaktır.
İşte bu bağlamda 1 Eylül 2012'de Roboski'den yürüyüşe başlayan Halil Savda, yolda kendisine katılan barış savunucularıyla birlikte geçtikleri her yerde savaşta yapılan insan hakları ihlallerini ve bu yürüyüşte gerçekleşen olayları kamuoyu ile paylaştılar.
Tek başına başlayan 1300 km'lik yürüyüş, binlerin katılımıyla 20 Ekim 2012 günü Ankara Sakarya caddesinde halaylarla ve konuşmalarla coşkuyla sona erdi.
Bu bağlamda emekten, özgürlükten, halkların eşit ve özgür birliğinden ve halkların kardeşliğinden yana herkesi siyasal sürecin bir gerçeği olarak daha kararlı ve duyarlı olmaya çağırıyorum.
Yaşasın sınıf dayanışması.
