
Suriye Adalet Bakanlığı, Cenevre ll konferansı öncesinde ortaya çıkan işkence fotoğrafları komplosuyla ilgili açıklama yayınladı.
Suriye Adalet Bakanlığı SANA’ya yaptığı açıklamada raporu yayınlayan Carter-Ruck isimli İngiliz avukatları ofisinin Suriye’ye karşı yürütülen emperyalist müdahalenin başından beri Suriye Arap Cumhuriyeti’ne karşı düşmanca politikalar izleyen gruplarla bağlantısı olduğu kamuoyu tarafından da bilinmektedir denildi.
Çatışmada ölenler tutuklu gibi gösteriliyor Bakanlık raporun kimliği belirsiz kişilerin fotoğraflarından ibaret olduğuna dikkat çekerken, kimliği tespit edilebilenlerin ise askerî kontrol noktalarına gerçekleştirdikleri saldırılar sırasında çıkan çatışmalarda öldürülen yabancı kökenli teröristler, silahlı teröristler tarafından kaçırılarak işkence ile öldürülen Suriye askerleri ve sivil vatandaşlar olduğu vurgulandı. Fotoğrafların kaynağının ise müdahale başladıktan kısa bir süre sonra yurt dışına kaçan ve Suriye mahkemeleri tarafından yargılanmak üzere aranan bir firari olduğu da hatırlatıldı.
Cezaevlerimiz denetleniyor Görüntüleri izleyen yargı ve soruşturma alanında çalışan herkesin fotoğrafların sahte olduğunu ve cezaevlerindeki tutuklu ve mahkûmlarla alakası olmadığını rahatlıkla fark edeceğini açıklayan bakanlık, cezaevlerinin yargı kurumları tarafından düzenli olarak denetlenmesinin dışında emperyalist müdahalenin başlamasından bu yana birkaç kere de Kızılhaç tarafından denetlendiğini de hatırlattı.
Fotoğraflar çok uzun zamandır ellerinde Adalet Bakanlığı fotoğrafların uzun zamandır raporu yayınlayan ofisin elinde olduğunu bildiklerini açıklarken Cenevre II Konferansı’nın öncesinde yeni bir baskı ortamı yaratmak amacıyla şimdi piyasa sürüldüğü vurgulandı.
İnsanların aklına hakaret ediyorlar İnsanların kafalarını kesen, ciğerlerini söküp yiyen canilere başından beri tırlar dolusu silah ve mühimmat taşıyan, onları Türkiye’de eğiten ve Suriye halkının üstüne süren emperyalistler ve AKP, şimdi ortaya çıkan görüntüleri kullanarak “insanlık dramına seyirci kalamayız” pozları takınıyor. Suriye’de akan her damla kandan, öldürülen her çocuktan, tecavüze uğrayan her kadından kendileri sorumlu değilmiş gibi ortaya çıkan vahşetin sorumluluğunu emperyalizme karşı ana yurt savunması yapan Suriye halkına ve ordusuna yıkmaya çalışıyorlar.
