Taşeron işçiler sendikaya üye olabilir mi?

07 Tem 2014
yargıtay, sendika, patron, emsal karar, taşeron işçi, taşeronluk, mahkeme, dava, iş davası

Uzun yıllardır tartışma yaratan, patronlar ve işçiler arasındaki önemli bir hukuki çatışma konusu olan, taşeron işçilerin sendika üyesi olma hakkı ile ilgili Yargıtay son noktayı koydu.

Daha çok iş hukukundan kaynaklı uyuşmazlıklara bakan Yargıtay'ın 9. Hukuk Dairesi ise binlerce taşeron işçiyi, Türkiye genelindeki kamu kurumları ve belediyeleri ilgilendiren çok kritik bir karara imza attı. Emsal niteliğindeki kararda; İstanbul'daki bir belediye tarafından, işçi bulması için kurulan şirketin taşeron sayılamayacağına, burada çalışanların sendikaya üye olma ve kadrolu belediye işçisi kadar maaş alma haklarının olduğuna karar verildi. Kararda, alt işveren tarafından sigortası ve maaşı yatırılan taşeron işçinin, aynı işi yapan ve kendisinden 3 kat fazla maaş alan sendikalı işçilerle aynı statüde olduğu, sendikaya üye olmak istemesi nedeniyle iş akdinin feshedilmesinin de kanunlara aykırı olduğu vurgulandı. 

Taşeron işçi: Kadrolu işçilerle aynı işi yapıp ancak üçte bir maaş alıyorum 

Davacı taşeron işçi dava iş mahkemesine verdiği dilekçesinde dilekçesinde, işe başladığı günden iş akdinin feshedildiği Aralık 2011'e kadar aralıksız çalıştığını, sigortasının taşeron şirket tarafından yatırıldığını, kadrolu ve sendikalı işçilerle aynı işi yaptığını, buna rağmen bu işçilerin kendisinin 3 katı para kazandığını, kendilerine mesai ödenmediğini ve yıllık izinlerinin verilmediğini belirtti. Davalı işçi, bu nedenle belediyede örgütlü olan sendikaya üye olmak istediğini, bunun üzerine taşeron firmanın iş akdini feshettiğini kaydetti.  Davaya cevap veren taşeron firma avukatı ise işçinin işten çıkartılmadığını, sözleşmesinin bittiğini ve uzatılmasını talep etmediğini öne sürdü.

Mahkeme: Dava asıl işveren olan belediyeye yöneltilmeli

Yerel mahkeme ise yaptığı yargılama sonucunda söz konusu firmanın taşeron firma olarak gözükmesine rağmen belediye tarafından kurulduğu; belediyeye işçi temin eden bir firma olduğu, bu nedenle davanın belediyeye karşı açılması gerektiğine karar verdi. Mahkeme, yasalarda işçi teminine olanak sağlayan bir taşeronlaşmaya izin verilmediğine de hükmetti. Ancak ilk başta işçi lehine gözüken bu değerlendirmeye rağmen taşeron işçinin davası reddedildi. Bu sebeple dosya davacı taşeron işçi tarafından temyiz edilerek Yargıtay'a taşındı.

Yargıtay: Fesih sendikal nedenli ve hukuksuz

Daire emsal niteliğindeki kararında, davacı işçinin başından bu yana belediye işçisi sayılması gerektiği, feshin de sendikal nedene dayandığı vurgulandı. Yerel mahkemenin taşeron şirket aleyhine yapılan başvuruyu bu gerekçeyle geri çevirmesi yerinde bulundu. Ancak işçinin bu konuda yanılsamaya düşerek hem belediye hem şirkete dava açabileceği, bu nedenle vekalet ücretinin işçiye yüklenmesinin yerinde olmadığı kararlaştırıldı.

Bu kararla taşeron firmalarda çalışan milyonlarca işçinin sendikaya üye olmasının önü açılırken; sendikalı olmak istedikleri için işten atılan işçiler de önemli bir hukuki güvenceye kavuşmuş oldular. Her ne kadar daha önce de yer yer benzer yargı kararları verilmiş olsa da, Yargıtay'ın son kararının yıllardır tartışılan bu alanda pek çok tereddütü ortadan kaldırması umuluyor.

paylaş