
DİHA'nın imza attığı özel haber ile Diyarbakır'da IŞİD çetesinin nasıl ve hangi araçlarla örgütlendiği bir kez daha açığa çıktı. Ajansın eski bir IŞİD üyesiyle yaptığı röportaja dayanan haber önemli bilgiler içeriyor. Habere göre, Irak Şam İslam Devleti (IŞİD), başta Diyarbakır olmak üzere birçok kentte dergâh ve kitap evleri vasıtasıyla kurduğu ağ ile birçok kişiyi sınırdan geçirerek Suriye'nin Suluk kentine gönderiyor. İsminin açıklanmasını istemeyen IŞİD üyesinin verdiği bilgiye göre kanlı çete, Hizbul-Tahrir örgütü adına açtığı dergâhlar vasıtasıyla eleman kazanıyor.
IŞİD bölgede ağırlıklı olarak Bingöl, Van, Muş, Adıyaman, Antep, Diyarbakır, Urfa ve Mardin kentlerinde örgütleniyor. Birçok kentte dergâh ve kitap evleri açarak buraların üzerinden kendisini çekim merkezi hâline getirmeye çalışıyor. Çete, özel milisler vasıtasıyla Urfa üzerinden sınırı geçerek Suriye'nin Suluk kentine düzenli olarak insan akışı sağlıyor.
Karargâh bölgesi Bağlar'da
Örgüt çevresine askerde tanıştığı bazı arkadaşları aracılığıyla katıldığını söyleyen eski IŞİD üyesi, askerden sonra ise kendisine "Diyarbakır'ın Bağlar ilçesinde bulunan Oryıl'ın arka tarafındaki Hizbul-Tahrir örgütüne bağlı Ebu Hanzela Mescidi'nin" adresinin verildiğini söylüyor. Sürekli olarak mescide gidip geldiğini ve sayısız kez çeşitli sohbetlere katıldığını aktaran kişi, "Sohbetler oldukça kalabalık geçiyordu. Ağırlıklı olarak Allah yolundaki cihat anlayışını anlatıyorlardı. Allah yolunda her kim olursa olsun savaşır diyerek bizden olmayan herkese karşı savaşmanın mübah olduğunu anlatıyorlardı" diye durumu özetliyor. Şahıs Diyarbakır'daki Bağlar Dörtyol'da bulunan Tevhit Kitapevi'nin IŞİD'in önemli bir adresi olduğunu da ekliyor.
Askerler sınırdan çekildi
Röportajın yapıldığı kişi, uzun bir süre Diyarbakır'daki cemaat üyeleriyle faaliyet yürüttükten sonra 7 kişilik bir grupla Suriye'deki IŞİD koluna katılma kararı aldıklarını söylüyor. Suriyeye geçiş hikâyesini ise şöyle anlatıyor: "İlk olarak Urfa'nın Siverek ilçesine ,oradan da merkeze geçtik. Urfa merkezde bizi alan grubun başını Hubeyt kod adında birisi çekiyordu. Merkezden bir grup IŞİD üyesi bizi karşıladı. Gün boyu bizimle onlar ilgilendi. Daha sonra arabayla sınıra geldik. Sınıra yakın bir noktada bir süre bekledikten sonra sabah namazına yakın bir saatte askerlerin sınırdan çekildiğini gördük."
Türkiye'den gidenlerin toplanma üssü Suluk
Türk Silahlı Kuvvetleri TSK askerlerinin bilinçli olarak kendilerine yardımcı olduğunu söyleyen şahıs, askerlerin çekilmesinin ardından harekete geçtiklerini ve sınırın öte yakasında ilk olarak gittikleri yerin Suriye'nin Suluk kenti olduğunu dile getiriyor. Suluk'un Türkiye sahasından getirilen yeni IŞİD üyelerinin ilk toplanma yeri olduğunu belirtirken "Suluk kentine Araplar başta olmak üzere İngilizler, Azeriler yani dünyanın her yerinden insanlar getiriliyor. Yeni kimlikleri ve kayıtları burada yapılıyor" diye ekliyor.
Bizden olmayanı öldürmek serbesttir
Cerablus'ta 500'e yakın IŞİD üyesinin konuşlandığını aktaran şahıs, burada yeni gelen bir kişiye kendi isteğine göre askerî eğitimlerin verildiğini söylüyor. "Örneğin birisi kendini intihar eylemcisi olarak yazdırıyor. Ona göre kendisine eğitim veriliyor. O kişiye her şeyi öğretiyorlar" diye konuşan şahıs. Kendisinin de silah eğitimi aldığını söylerken "Vücudun dinç kalması için sabah namazının ardından spor yapardık. IŞİD tarafından ele geçirilen köylerde atış serbestti. Bizden değillerse düşmandır diyerek insanlar öldürülürdü" diye belirtiyor.
Kadınlar Türkiye'den
Cerablus'ta kadınların da bulunduğunu, kadınları kendilerine eş yapmak için getirdiklerini söylerken bir çete üyesinin dört kadını kendisine alma hakkı olduğunu ve kadınların özellikle Türkiye'den tercih edildiğine de dikkat çekiyor. Ağırlıklı olarak sosyal medya üzerinden kadınlarla yazıştıklarını, bu şekilde kandırıp kendi yanlarına gelmelerini sağladıklarını dile getiren şahıs, "Rojava Kürtleri için onların katli helaldir, namusları helaldir diyorlardı" şeklinde durum özetliyor.
Aileler tepkili
Suluk kentinde yaşadıklarını "çok zor şartlar altında köle gibi insanları kullanıyorlardı" diyerek anlatan şahıs, burada tutunamayıp Diyarbakır'a görevli olarak geri döndüğünü anlatıyor. Diyarbakır'daki çalışmalara başladıktan kısa bir süre sonra Bingöllü 16 yaşında bir genci IŞİD'e gönderdiğini ve gönderdiği çocuğun ailesinin kendisine ciddi anlamda sorunlar yaşattığını kaydeden yurttaş, konuşmasının devamında şunları söyledi: "Batıkent'in orada boş bir arazide aileyle görüştüm. Tabii çocuğun babası ikide bir elini beline atıp 'Seni vururum' diyordu. Sonra bizim cemaatten bir grup olayı duyup geldiler. Beni alıp alandan uzaklaştırdılar. Daha sonra çocuğunu gönderdiğim ailenin cemaatin üzerine çok gittiğini öğrendim. Cemaat adam göndermiş benim için içeriye 'Gidin o çocuğu bulun getirin' diye. O taraftakiler de demiş ki bu çocuk eğitimdedir eğitimden çıksın o zaman alacağız onu. Ondan sonra ne oldu bilmiyorum." diye anlatıyor.
