Yargıtay: “Polisin kol bükmesi haksız tahriktir.”

04 Şub 2015

Antalya Akdeniz Üniversitesi'nde 7 Mayıs 2012 tarihinde 'parasız eğitim hakkı' için İl Milli Eğitim Müdürlüğü önünde demir kapıya kendilerini zincirleyen Gülçin Bulut ve Nazım Bilgeç, Gülçin Bulut ve Nazım Bilgeç, gözaltına alınmıştı. Öğrencilerden Gülçin Bulut, 'görevi yaptırmamak için direnme' suçundan tutuklanmıştı.

Antalya 8'inci Asliye Ceza Mahkemesi Gülçin Bulut'a, 'polise direnmek' suçundan 7 ay 15 gün hapis cezası verdi, bu cezayı da 4 bin 500 TL para cezasına çevirdi. Yaklaşık 1 ay cezaevinde kalan Gülçin Bulut'a verilen cezaya, avukatı Münip Ermiş itiraz etti.

Avukat Münip Ermiş'in itirazı değerlendiren Yargıtay 5'inci Ceza Dairesi, polis memurlarının gözaltı sırasında sanığın “kolunu bükmelerinin haksız tahrik oluşturduğu” yönünde karar vererek Antalya 8. Asliye Ceza Mahkemesi'nin kararını bozdu. Eylemci Gülçin Bulut'a birden fazla polise direnme nedeniyle zincirleme olarak verilen ceza da aynı kararda tek bir direnme suçu olarak kabul edildi.

Hukukta yeni yorum; Yargıtay fikir mi değiştiriyor?
Avukat Ermiş kararı yorumlarken şunları söyledi: "Yargıtay ilk defa görüş değiştirdi. Bir göstericinin kolunu büküp, ters çevirip, ona acı verecek şekilde gözaltına alınmasını 'Meşru davranış değil. Şüpheliye karşı yapılan bir haksız eylemdir, şüpheli buna karşı direnirse meşru hareket etmiş olur. Haksız tahrik altındadır' kararı verdi. Bu nedenle verilecek cezada haksız tahrik indirimi yapılmasını istedi. Yani cezanın dörtte üçüne kadar indirebileceğini belirtti."

"Özellikle çok sık yaptıkları gibi kolunu bacağını bükerek, yerde sürükleyerek, kafasından, kulağından tutarak sanığı otobüse sürüklemek Yargıtay'ın bu kararından sonra meşru bir davranış olmayacaktır. Yani burada zor kullanma gücünün meşru sınırlar içerisinde nasıl kullanacağı konusunda yeni bir bakış açısı getirilmiştir. 'Orantılı, orantısız güç kullanma' tartışmasında Yargıtay'ın kol bükmeyi haksız bir eylem olarak nitelendirmesi çok önemli. Benzer olaylarda Yargıtay'ın bu kararı, bir ilk teşkil ediyor."

"Polis eğer meşru zor kullanma gücünü olağanüstü işkence boyutunda kullandıysa, buna karşı direnen sanık açısından bizce meşru müdafaanın koşulu oluşmuştur. Sadece haksız tahrik değil. Polisin hukuka aykırı uyguladığı şiddete karşı, şüphelinin polise yönelik orantılı direnişi, kamu görevlisine direnme olarak görülmemeli. Meşru savunma olarak görülmelidir. Yargılama sırasında bunu tekrar edeceğiz."

Dava bu ay içersinde yeniden görüşülecek.

paylaş