Sandıktan çıkan olasılıklar

09 Haz 2015

Koalisyon, azınlık hükümeti, erken seçim... 7 Haziran genel seçimleri ile ilgili olarak çok farklı senaryolar gündemde. Fakat bu "seçenek bolluğu" içinde gözden kaçırılmaması gereken kesin bir görev var. Halk meclise giren muhalefet partilerine "AKP'yi iktidardan düşürün" diyor. 

Sandığa giderken
Türkiye seçimlere Erdoğan-AKP gericilik, vurgunculuk ve savaş rejiminin ağır baskısı altında; onların belirlediği koşullarda girdi. Muhalefet partileri ise Mayıs Haziran 2013 Büyük Halk Direnişinden itibaren iki yıldır ağır darbe almış şekilde iktidara tutunmaya çalışan Erdoğan-AKP rejimine karşı mücadeleyi parlamento içine hapsetmekte ısrar etti. Halkı arkasına alarak seçimlerin daha demokratik bir ortamda geçmesini sağlayacak düzenleri talep etmekten bile uzak durdu. 

Hal böyle olunca yüzde onluk seçim barajı, faşist İç Güvenlik Kanunu, yoğun terör, beyin yıkama, şantaj, sadaka, her türlü hile politikası; Erdoğan’ın anayasa ve kanunları ayaklar altına alarak seçim meydanlarında AKP için oy dilenmesi; YSK ve RTÜK’ün Erdoğan’ın seçim güvenliğini bozan tutumlarına seyirci kalması; Ağrı provokasyonu, HDP Mersin ve Adana il merkezlerindeki bombalı saldırılar, Diyarbakır mitingindeki katliam denemesi seçimlerin demokratik bir ortamda geçmesini önledi. Böylece Erdoğan ve AKP, rakiplerinin ellerinde olmayan kamu kaynaklarına yaslanarak; propaganda tekelini ellerinde tutarak halkın iradesinin sandığa tam olarak yansımasını önledi. Ne var ki bütün bu üstünlüklere rağmen Gezi direnişi ile ortaya çıkan gericilik, vurgunculuk ve savaş düzeninden kurtulma umudunun sandık üzerindeki etkisini bu sefer tam olarak kıramadı. 

Erdoğan ve AKP kaybetti
İktidar bloku 81 ilin hepsinde birden oy kaybederek yüzde 41 sınırının hemen altına kadar geriledi. CHP ise oy oranını, emanet olarak HDP’ye kayan oylara rağmen, büyük oranda koruyarak yüzde 25’e yakın bir seviyede kaldı. MHP ise oylarını artıran partilerden biri olarak yüzde 16’ya ulaştı. HDP ise AKP’nin baraj altında kalması için özel olarak saldırmasına rağmen barajı aşmakla kalmadı, sürpriz bir şekilde oy oranını yüzde 13’ün üstüne çıkardı. Henüz tam kesinleşmeyen sonuçlara göre AKP’nin hem yüzde elli efsanesi hem de “yirmi milyon oy alan partiyiz” masalları çöktü. Bu seçimlere yaklaşık üç buçuk milyon yeni seçmen katılmasına rağmen AKP 19 milyonun biraz üstünde oy alabildi.  

AKP meclis aritmetiği bakımından da ağır bir hezimet yaşadı. Yapılan itirazlarla sonuçlarda ufak değişiklikler olma ihtimali olsa da AKP 259, CHP 131, HDP 81 ve MHP 79 milletvekili kazandı. AKP meclis çoğunluğunu ve tek başına iktidar olabilme ihtimalini kaybetti. Dahası halkın değişim umudunu meclis duvarlarına sıkıştıran muhalefet partilerinin önünde tam da istedikleri gibi AKP’yi parlamento kuralları içinde devirme olanağı çıkmış durumda. 

“Düzen sürsün” telaşı
Seçim öncesinde emperyalistlerin ve büyük sermaye çevrelerinin planları ve beklentileri AKP’nin zayıfladığı, uzlaşmaya zorlandığı bir şekilde iktidarını sürdürmesine dayanıyordu. Bu nedenle HDP’nin barajı geçmesi için ABD yeşil ışık yakmış, büyük sermaye çevreleri ve ana akım medya da HDP’ye destek olmuştu. Aynı şekilde CHP ve MHP de büyük oranda bu destekten yararlandı. Üç partinin yöneticileri de halkla birleşmek ve Erdoğan-AKP rejimine karşı tutarlı bir muhalefet yürütmek yerine, sermaye çevrelerine kendilerini beğendirme telaşına girmişlerdi. Fakat görülen o ki AKP’siz bir hükümet olasılığı beklenenden daha kuvvetli bir şekilde ortaya çıktı. Bunu ana akım medyada yükselen “AKP fabrika ayarlarına dönsün”, “Erdoğan anayasal sınırlara çekilsin”, “Almanya’da olduğu gibi büyük koalisyon kurulsun (AKP ve CHP)”, “Muhalefet partilerinden birisi AKP ile uzlaşsın, istikrar korunsun” şeklinde yükselen seslerden anlamak mümkün.   

AKP’de panik havası
İktidardan düşme korkusu Erdoğan-AKP cephesinde ciddi bir panik yaratmış durumda. Seçim akşamından bu yana ortalarda görünmeyen Erdoğan yaptığı yazılı açıklamada çatışmacı bir dilden uzak durarak uzlaşma çağrısı yapıyor. Ama bir yandan da “hâlâ iktidar bizde sorun yok” görüntüsü vermeye çalışıyor. AKP adına her konuşan, biz olmadan hükümet kurulamaz, diyor. Abdullah Gül de yaptığı açıklamada telaşa düşmeden hükümeti kurma çalışmaları başlasın, diye telkinde bulunuyor. Davutoğlu’nun yakın çevresine “öncelikli görevim hükümeti kurmak” dediği basına sızdırılıyor. Bütün bunların altında bir yandan “iktidar biziz” vurgusunu bir yandan da “düşmek üzereyiz” kaygısını görmek mümkün. 

Muhalefet için karar anı
Matematiksel açıdan bakıldığında AKP her hangi bir muhalefet partisiyle uzlaşarak hükümet kurabiliyor. Muhalefet partileri ise ancak üçünün uzlaşması hâlinde koalisyon kurabiliyor. Bu aşamada meclise giren muhalefet partileri hızla karar vermek zorunda kalacaklar. Ya oylarını aldıkları halkın isteğine uygun davranıp ülkeyi AKP diktasından kurtaracaklar ya da AKP’ye bu yaralı halinde el uzatıp bütün suçlarına ortak olacaklar. 

Burada muhalefet partilerini zorlayan gerilim, çözüm süreci ve MHP’nin tutumu dolayısıyla ortaya çıkıyor. MHP ve HDP’nin hükümet ortağı olamayacağı dolayısıyla buradan kalıcı bir hükümet çıkamayacağı düşünülüyor. Devlet Bahçeli’nin seçim gecesi yaptığı açıklama da buna işaret ediyor. 

Acil taleplerde uzlaşmak mümkün
Eğer CHP, MHP ve HDP uzlaşamadıkları hâlde de sözlerini tutarlar ve AKP ile koalisyon kurmazlar ya da AKP azınlık hükümetine destek olmazlarsa ufukta erken seçim görülecek. Bu durumda da seçime hangi koşullarda girileceği kritik önem taşıyor. Muhalefet elindeki parlamento çoğunluğuyla AKP’yi iktidardan düşürüp ülkeyi seçime götürme şansına sahip. Böylece seçim barajının kaldırıldığı; despotun elinden terör, şiddet, propaganda, beyin yıkama, şantaj ve sadaka gücünün alındığı; ülkeyi faşizme götüren yasaklar ve yasaların iptal edildiği; yolsuzluk dosyalarının yeniden açıldığı; Erdoğan’ın kaçak saraydan çıkarıldığı bir ortamda seçime gidilebilir. Ayrıca bunun için kurulacak seçim hükümeti üç partinin de üzerinde rahatlıkla uzlaşabileceği taşeronun kaldırılması; emekliye iki maaş ikramiye verilmesi; asgari ücretin üzerinden verginin kaldırılması ve insani bir yaşamı sürdürecek düzeye çıkarılması; AKP’nin Yeni Osmanlı hayaliyle başlattığı Suriye savaşını durdurarak IŞİD, Nusra, El Kaide, İhvan, Fetih gibi kod adlarını kullanan cehennem zebanilerine verilen desteğin kesilmesi gibi konularda gerekli düzenlemeleri yapabilir. Çözüm sürecinin nasıl işleyeceği veya barış umudunun ne şekilde hayata geçeceğinin kararını ise halka bırakarak seçime bu atmosfer içinde girilebilir. 

Halkın AKP iktidarını yıkma görevini verdiği partiler için karar anı. Ya bu görevi yerine getirecekler ya da emperyalistlerle, büyük sermaye çevreleriyle girdikleri ilişkiler nedeniyle gericilik, vurgunculuk ve savaş rejiminin devamına payanda olacaklar.  

paylaş