Mersin Cemevi Maraş Katliamı'nı andı

20 Ara 2015

1978 Maraş katliamı, 37. yılında Mersin Cemevi'nde düzenlenen etkinlikle anıldı.

CHP Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı, CHP Mersin Milletvekili Hüseyin Çamak ve çok sayıda demokratik klitle örgütü temsilcisi anma programına katıldılar.

Mersin Cemevi Gençlik kollarının üstlenip düzenlediği etkinlikte, Maraş Katliamı'nın tarihsel arka planı anlatıldı, kişisel tanıklıklar dinlendi, sinevizyon gösterisi izlendi. Ozanların müzik dinletisi ardından sonlanan gece duygu yüklüydü.

Cemevi üyesi Eren Belice ve Bircan Gönenç adlı gençlerin sunucu olduğu etkinliğin açılış konuşmasında, Alevilerin tarihleri boyunca zulme uğradıkları, Maraş Katliamı'nın da yakın tarihimizde en fazla iz bırakanlardan biri olduğu ama Alevilerin her seferinde tekrar ayağa kalkmayı bildikleri anlatıldı.

Daha sonra konuşmak için kürsüye davet edilen Alevi Kültür Dernekleri Mersin Şubesi Gençlik Kolları Başkanı Hakan Yıldırım sözlerine şöyle başladı:

"37 yıl önce yaşanan tarihin en utanç verici katliamlarından birini anmak için buradayız, aramıza katılarak bize güç verdiğiniz için gençlik kolları adına hepinize teşekkürlerimizi sunuyoruz. 19-24 Aralık 1978 tarihleri, resmî rakamlara göre en az 111 insanın katledildiği, 1000’in üstünde insanın yaralandığı Maraş Katliamı'yla tarihin kanlı sayfaları arasında yerini aldı. Maraş’ta yaşanan katliamda çoğunluğu Alevi nüfusun oluşturduğu solcu, ilerici, demokrat ve devrimciler hedef alındı. İnsanlar inançları, mezhepleri, idealleri ve siyasal düşünceleri için öldürüldü. Katliam işbirlikçi burjuvazi tarafından milliyetçi-ülkücü hareketin taşeronluğu; gerici dinci çevrelerin katılımıyla erkek kadın, çocuk bebek, genç yaşlı ayrımı yapılmadan gerçekleştirildi."

"12 Eylül faşist darbesine giden yolda önemli bir dönemeç olarak tezgâhlanan katliamdan sonra 13 ili kapsayan sıkıyönetim ilan edilerek inisiyatifin yavaş yavaş NATO’cu, Amerikancı generallerin eline geçmesi sağlandı. Maraş Katliamı'ndan sonra kurulan mahkemeler ancak olaylara katılan, tezgâhlayan bir kısım insanı yargılayabildi. Yargılama sonucunda ömür boyu hapis cezaları alanlar dahi oldu ama ceza alanların hepsi doğrudan ya da dolaylı aflardan yararlandı. 1992 yılı itibarıyla cezaevinde Maraş Katliamı suçlusu kalmamıştı bile. Ne kurulan mahkeme, ne de katliamdan sonra gelen hiçbir hükümet olayın arkasındaki gerçeklerin ve planlayıcılarının ardına düşmedi. Katliamın baş aktörü olarak bilinen Ökkeş Kenger (Şendiller) ise daha sonra milletvekili yapıldı. 12 Eylül’ün kanlı mirasının üzerine oturan ve onun sürdürücüsü olan AKP iktidarı Türk-İslâm-NATO sentezini İslâm-Türk-NATO sentezi olarak değiştirerek yoluna devam ediyor. Ökkeş Şendiller'i Meclise gönderen Refah Partili ağabeylerinin izinden giden gerici AKP’nin bu insanlık suçunun sorumlularını ortaya çıkarmak bir yana, katliamın baş aktörlerinden Ökkeş Şendiller'i sözde Alevi açılımı çerçevesinde düzenlediği sahte Alevi kurultayına davet etmesi hâlâ akıllardadır."

"AKP sözde açılımlarla biz Alevilere hakaret etmeye devam ediyor. AKP, açıkladığı yeni hükümet programında, daha önce vazgeçtiği Alevi açılımı kandırmacasını tekrar gündeme aldı. Bununla Alevileri bölebileceğini, kendine yandaş olacak, destek verecek ''uslu Aleviler'' devşirebileceğini umuyor. Bir yandan Alevilere şirin gözükmeye çalışırken diğer yandan mezhepçi eğitimi okul öncesine kadar indirip asimilasyon çalışmalarına hız veriyor. Israrla Cemevlerini ibadethane olarak kabul etmiyor. Bizleri mezhepçi, dinci eğitime zorla mahkûm ettiği yetmiyormuş gibi şimdi de zorunlu Osmanlıca tartışmaları ile üstümüze yürüyor. Maraş’ta öldürülen yurttaşlarımızın anılmasına bile tahammül edemiyor. Maraş anmaları için kente giden demoktatik kitle örgütlerimizi kenti abluka altına alarak içeri sokmuyor. Aradan geçen onlarca yıla ve onlarca hükümete rağmen Maraş Katliamı'nın aydınlatılamaması Türkiye’yi yöneten egemen güçlerin, işbirlikçi burjuvazinin gericilikte, sola düşmanlıkta, mezhepçilikte, Alevi düşmanlığında birleştiklerinin kanıtı. Görülen o ki Türkiye halkları, AKP eliyle dayatılmaya çalışılan ''gericilik,vurgunculuk ve savaş düzenini'' üstünden atmadığı takdirde Maraş dosyası kapanmayacak. Dosyayı ancak halk kapatacak. Örgütlülüğümüzün bu zamanlarda daha da güçlü olması hepimizin elinde. Katliamlara sessiz kaldığımız sürece yarın yeni bir katliamın kapımızı çalmasına zemin hazırlamış oluruz. Özellikle genç arkadaşlara bugünlerde daha çok ihtiyacımız olduğunu belirtmek isteriz" diyerek konuşmasını sonlandırdı.

Maraş Katliamının siyasal değerlendirmesi ile ilgili Yrd. Doç Mustafa Şener konuştu. Şener "Alevi Katliamları Osmanlıdan kalan bir mirastır. Yavuz Selim ve Kuyucu Murat Paşa Dönemleri örnek gösterilebilir. Cumhuriyet döneminde bu katliamlar son bulmamıştır. Cumhuriyetin ilk dönemlerinde laiklik Alevilere kısmî bir rahatlık oldu. Daha sonra Alevilere özgürlük getirmemiştir. Türkiye Cumhuriyeti Sunni Türk Devleti olarak kuruldu. Resmî ideolojiyle Alevileri tecrit etti. Alevilerin kamusal alanda görünmesini engelledi. Ötekileştirme politikasını yumuşak şekilde devam ettirdi. Maraş Katliamı'nı anlamak için o dönemin siyasal, sosyal , ekonomik koşullarına yer vereceğim. 70'ler dönemini anlamak için 12 Mart'ı yapan ünlü General Memduh Tağmaç 'Memlekette sosyal gelişmeler ekonomik gelişmeyi aşmışsa, sosyal gelişmenin durdurulması gerekir' diyerek böylece 12 Mart yaptık demeye getiriyor. 12 Eylül’ün hemen ertesinde, TİSK başkanı Halit Narin 'Şimdiye kadar işçiler güldü, şimdi sıra bizde” demişti. 70'li yıllarda ekonomi ise iktisadi krizin derinleşmeye başladığı zamandır.

ABD, CİA ve Türkiye’de faşistlerin Maraş katliamında rolü büyüktür. En büyük katliamın Maraş'ta yapılması tesadüf değildir. Alevilerin ekonomik durumu diğer bölgelere daha iyidir. Maraş'ta ovalara yerleşen Aleviler hem ekonomik, hem de nufüs açısından Sünni nufüsla arasındaki kültürel farklılıktan dolayı çatışma iklimi kolaylaşmıştır. Oradaki yoksullaşan insanların öfkeleri, sisteme itiraz etmek yerine burada Alevilere yönelmiştir" dedi.

Maraş Katliamı tanıklarından Hüseyin Bakır "Sinevizyonda gösterilen belgeselle tekrardan bu acıyı yaşadım. Maraş’ta, kan, gözyaşı, acı, zulüm hâkimdi. Nice canlar yaşlı genç demeden, kadın erkek ayrımı olmadan katledildi. Azgınlaşan vahşetin sergilenmesiydi. Hz Ali'nin dediği gibi 'Zulüm iki türlüdür. Biri zulmeder, diğeri zulme rıza gösterir. İkisi de zalimdir'" dedi.

Yine katliamın canlı tanıklarından Birgül Sarıkaya "Şu ana kadar 37 yıldır yaşanan suskunluk sona erdiği, acımız büyük kitlelere ulaştığı için bu bende huzur yaratıyor. Az önce sinevizyonla izlemiş olduğunuz görüntüleri sizler hiç yaşamadan yüreğiniz yandı. Ben bin kat duyguyla yaşıyorum. 37 yıldır bu acıyı yaşarken içimde avaz avaz bağırmak, dışımızda ise sukut bir durum söz konusuydu. Çünkü dört duvar arasında kalarak acıya mahkûm edilmiştik. Alevi olmamız büyük suçtu bu topraklarda. Maraş Katliamı bilinçli olarak yapıldı. Yüreğimizde olan hümanist sevgiyi hiçbir zaman nefrete dönüştürmedik. Yüreğimizi her zaman sevgi çemberiyle örmeye devam edeceğim. Dilimizden barış sözcüğünü eksik etmeyeceğiz" diye konuşmasını sonlandırdı.

Anmada ayrıca Erhan Toprak, Mustafa ve Onur Talipoğlu ile Haydar Özdemir deyişler seslendirdi.

paylaş