
Haziran Bursa #OmuzVer çalışması kapsamında “Yeni Türkiye, AKP Rejimi ve Birleşik Mücadele” başlıklı bir panel gerçekleştirdi. Panel, konuşmacılardan Yrd. Doç. Dr. Fatih Yaşlı'nın “Türkiye'de meclis muhalefeti dışında gündeme müdahale edecek tek gücün Birleşik Haziran Hareketi olduğunu düşünüyorum” sözleriyle noktalandı.
Birleşik Haziran Hareketi Bursa Meclisleri, Nilüfer ilçesinde yer alan Alevi Kültür Derneği Toplantı Salonu'nda gerçekleştirdiği bir panelle “Yeni Türkiye, AKP Rejimi ve Birleşik Mücadele” konusunu ele aldı. Prof. Dr. Hayri Kozanoğlu ve Yrd. Doç. Dr. Fatih Yaşlı'nın konuşmacı olarak yer aldığı panelde konuşmacı olacağı önceden duyurulan CHP'nin Hazirancı milletvekili Orhan Sarıbal katılamayarak destek mesajını iletti.
Panelde ilk sözü alan Yrd. Doç. Dr. Fatih Yaşlı konuşmasında AKP'nin düzmece davalarla mahkemelerde kurulduğunu belirterek 1980'den bugüne yaşanan 24 Ocak Kararları, 12 Eylül 1980 Darbesi, 90'lı yıllarda yaşanan faili meçhul cinayetler, Hrant Dink cinayeti, Ergenekon Davası gibi mihenk taşlarını değerlendirdi. 12 Eylül Darbesi'nin dinci-gericiliğin önünü açtığını dile getiren Yaşlı, “12 Eylül Darbesi ve 24 Ocak Kararları bir arada okunursa Türkiye'de dinci-gericilik ve piyasacılık arasında bir bağlantı da görürüz” sözlerini sarf etti.
Fatih Yaşlı: 12 Eylül düzenine karşı en büyük direniş Haziran Direnişidir
Hrant Dink Cinayeti ile ilgili o dönem AKP tarafının “Hrant'ı AKP'ye de karşı çıkan derin devlet öldürdü” iddiasını hatırlatan Yaşlı, Hrant'ın ardından AKP ve Fettullah Gülen Cemaati'nin 2008 yılıyla birlikte Türkiye'de AKP'ye karşı çıkan tüm toplum kesimlerini bir çuvalda yargıladığını ve sindirmeye çalıştığını beyan etti. Bu düzmece davalarla, mahkemelerle, toplumun muhalif, karşı duran kesimlerinin katledilmesiyle AKP Rejimi'nin kurulduğunu ortaya koyarak AKP'nin 12 Eylül rejimiyle bağlantısını deşifre etti. Yaşlı “12 Eylül düzenine karşı en büyük direniş Haziran Direnişi'dir” diyerek mücadelenin 12 Eylül düzenine de karşı olduğunu belirtti.
Yaşlı'nın konuşmasının ardından Orhan Sarıbal'ın toplantıya selamını ileten mesajı okundu. Sarıbal'ın mesajı “Bu daha başlangıç mücadeleye devam” sözleriyle bitirmesi salonda coşkuyla karşılandı.
Hayri Kozanoğlu: Politikamız anti-emperyalist, anti-kapitalist, laik bir hatta olmalı
Sarıbal'ın mesajının ardından sözü Prof. Dr. Hayri Kozanoğlu devraldı. AKP'nin Başkanlık Sistemi talebi üzerinden açtığı Anayasa tartışmalarına değinen Kozanoğlu, CHP ve HDP'nin bu tartışmalara kesinlikle katılmaması gerektiğini dile getirerek “Anayasa tartışmaları toplumun ihtiyaçlarından değil AKP'nin ihtiyaçlarından kaynaklanmaktadır. Bu tartışmada yer almamalı, elimizin tersiyle itmeliyiz.” dedi. Anayasa tartışmalarının ardından Kürt illerinde yaşananlara da değinen Kozanoğlu “Bugün yapılması gereken savaşın durmasını, kanın dökülmemesini talep etmek ve AKP rejiminin sona ermesi için çaba sarfetmektir.” derken Kürt hareketinin demokratik özerklik talebini ve bu talebe yönelik atılan şehir savaşı vb. politikaları değerlendirdi.
“Seçim beyannamelerine bakıldığında doğrudan kapitalist sistemle sorunu olan parlamento partisi yoktu. Anti- emperyalist net bir tutumu olan bir parti var mıydı ne yazık ki yoktu. Laikliğe hakkıyla sahip çıkan var mıydı yoktu. Harican'a anti- kapitalist, anti-emperyalist, laiklik yanlısı bir politika boşluğunda büyük bir ihtiyaç olduğu ortadadır.” diyen Kozanoğlu, Haziran'ın bu konuda aldığı önemli role vurgu yaptı. 1 Kasım seçimlerinin ardından toplumsal muhalefette genel bir yılgınlık, umutsuzluk havası egemen olduğunu da belirten Kozanoğlu “Yeni bir muhalefet hareketi için şartlar olgunlaşıyor bunu sağlamak için örgütlenmek gerekiyor. Bizlerin, mücadele edenlerin yılgınlığa, umutsuzluğa hakkımız yok.” diyerek konuşmasını noktaladı.
Türkiye'de kurtuluş kendi hattını ören, bağımsız bir çizginin gelişmesine bağlı
Panelin ardından geçilen soru-cevap bölümünde Kürt illerinde yaşanan savaş ortamı, Kürt hareketinin emperyalist hatla kurduğu ilişkiler, Yaşlı'nın konuşmasında 1993 yılına yaptığı vurgu üzerine bu yılın nasıl bir kırılma noktası olduğu ve AKP'nin amansız saldırılarına karşı birleşik bir mücadele hattının nasıl örüleceği tartışıldı. Kürt Sorunu hakkında tartışmaların yoğun olarak yaşandığı bu kısımda ulusal hareketlerin uluslararası güçlerle diplomatik ilişkilerde bulunmasının kendileri açısından normal olabileceği belirtilirken sosyalistlerin de ulus hareketlerini “emperyalistlerle barış olmaz” diyerek uyarma ve sosyalist bir siyaset yapma hakları olduğu vurgulandı. Türkiye'de kurtuluşun HDP'nin de dışında kendi hattını ören, bağımsız bir çizginin gelişmesinin olduğu dile getirilen soru-cevap bölümünde bunun için en büyük imkanın, eksikliğine, politik alanının darlığına rağmen Haziran olduğu belirtildi.
