
Barış için Akademisyenler İnisiyatifi, 11 Ocak 2016 tarihinde "Bu suça ortak olmayacağız" başlıklı bildiri yayınlamıştı. İmzacı 1128 bilim insanı, Erdoğan tarafından büyük hakaretlerle hedef gösterilmiş, Sedat Peker tarafından "akan kanlarınızla duş yapacağız" sözleriyle tehdit edilmişti. Ardından YÖK ve üniversiteler imzacılar hakkında soruşturma başlatmış, savcılıklar gözaltı kararları çıkarmış, polis akademisyenleri gözaltına almış, bir kısım akademisyen de işten atılmıştı.
Herkesin düşüncesini özgürce dile getirmesi yaşamımızı akılcı biçimde düzenlemenin, özgürlük ve eşitlik içinde birlikte yaşamanın, ülkemizin ve dünyamızın karmaşık sorunlarına çözüm bulmanın olmazsa olmaz koşuluyken, aylardır düşünceye karşı zorbalığı öne çıkaran uygulamalar, tam da Erdoğan'ın üç gün önce yaptığı konuşmada, "Terör tanımını, terörist tanımını en kısa sürede yeniden yapılarak Ceza Kanunumuza derç etmeliyiz diye düşünüyorum. Terör örgütlerine destek verdikleri için güvenlik güçlerimizce yakalanan kişilerin adliyenin bir kapısından girip, diğerinden çıkıp gitmesi artık tahammül edebileceğimiz bir durum değildir. Bu mesele düşünce özgürlüğü, basın özgürlüğü veya örgütlenme özgürlüğü meselesi değildir" demesinin ardından üç akademisyen Esra Mungan, Muzaffer Kaya, Kıvanç Ersoy, "terör örgütü propagandası yapmak" ve TCK 301. maddesinde yer alan "Türkiye Cumhuriyeti Devletini ve organlarını aşağılamak" iddiasıyla tutuklandı.
