Ahmet Altan'ın derdi ne?

25 Tem 2016

Okuyucularımızın büyük çoğunluğu Ahmet Altan'ı tanır, hangi aşamalardan geçip bugünlere ulaştığını iyi bilir. Geçmişinde AKP yönetimine verdiği kritik destek aklımızda.

Bir dönem Taraf gazetesi yöneticisi olarak sahte put kırıcı rollerindeydi. Askerî vesayeti kırıyoruz görüntüsü altında, doğrudan Amerika yönlendiriciliğinde ve Fethullah Gülen AKP ortaklığıyla kotarılan sahte davaların baş destekçisiydi.

12 Eylül 2010 referandumunun kabul edilmesi için Erdoğan'ın temel dayanaklarından biriydi.

Referandumun kabul edilmesinin ardından yaptığı değerlendirmede ''Kemalizm, artık bu ülkenin yaşamını sınırlandıracak güce sahip değil, gürbüzleşen, gelişen, zenginleşen bir Türkiye elbette kendine daha geniş, daha ferah, daha özgür bir yapı yaratacaktır. Anadolu'nun o eski deyişiyle söylersek,'su yatağını bulur'. Yetmiş milyon nüfuslu, adam başına milli geliri on bin dolara yaklaşan, yılda otuz milyon turistin geldiği, ihracatı yüz milyar doları geçen, yüzlerce televizyon kanalına sahip bir ülke, insanların yaşam biçimine, düşüncesine, inancına karışan bir sistemle yönetilemezdi, kendine demokratik bir sistem yaratacaktı'' diyordu.

Hep birlikte yaşayarak gördük yarattıkları demokratik sistemi.

AKP kendisini gücünün zirvesinde görünce ne kadar dizginsiz yol alabileceğini herkese kanıtladı. Taksim meydanı emekçilere yasaklandı, Gezi Parkına Topçu kışlası yapmaya kalktı. 2013 Mayıs-Haziran Büyük Halk Direnişi'yle boyunun ölçüsünü aldı.

Ahmet Altan AKP ve Erdoğan muhalifi olduktan sonra, kendisine AKP destekçiliğinden dolayı kızanlar bile hoşgörüyle bakmaya başladılar. Her fırsatta eski yazılarını hatırlatmayalım, bakın ne güzel de yazıyor, Erdoğan'a sıkı muhalefet yapıyor diye düşünenler çoğaldı.

Amerika destekli olduğu çok açık 15 Temmuz 2016 darbe girişiminden sonra yazdığı yazıda (Goril ve Robespierre - 20 Temmuz 2016 - Haberdar) , "Aşağılık bir darbe girişimini, halk, bütün siyasi partiler, medya bir araya gelerek önledi, nefretle bölünmüş bir toplumun yeniden barışması, demokrasi ve hukukun etrafında birleşmesi, taze bir atılımla yola koyulması için muhteşem bir şans yakaladık böylece..." diyor.

Darbenin kaynağı konusunda tek kelam etmemiş, doğrularla yanlışları bir bulamaç yapıp sunmuş bize.

Diyor ki,
“İdam” cezasının geri getirilmesinden söz ediliyor, bu adım atılırsa Türkiye Batı’dan iyice kopacak, NATO’yla ilişkileri de sorgulanır hâle gelecek."

Sanırsınız ki Batı ve NATO idam cezasına tutarlı olarak karşıdır, NATO demokrasinin dünyadaki en güçlü temsilcisidir, en büyük teminatıdır.

Burada asıl dert aman NATO'dan çıkmayalım, Batı'dan kopmayalım olsa gerek. İdam karşıtlığı Batı'nın, NATO'nun değil, bu ülkenin ilericilerinin, demokratlarının üzerine düşen görevdir. Bugün ordu içerisindeki darbeciler, ordunun NATO üyesi olmasıyla doğrudan bağlantılıdır, ordunun bağışıklığı yoktur.

Sonuç olarak Ahmet Altan'ın asıl yol göstericisi, esas kutup yıldızı Amerika'dır, NATO'dur, Avrupa Birliği'dir dersek haksız olur muyuz?

paylaş