Bu kararla tarımda dışa bağımlılık artacak

23 Ara 2016

Tohum Sanayicileri ve Üreticileri Alt Birliği (TSÜAB) tarafından Antalya’daki bir otelde gerçekleştirilen “Milli Tarımda Tohumculuğun Rolü ve Geleceği” konulu çalıştaya katılan Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Faruk Çelik, “Milli Tarım” projesi temelinde “2018’de sertifikalı tohum kullanmayan destek alamayacak. Yağmurlama ve damlama sistemi kurmayanlara da destek verilmeyecek” dedi.

“Milli Tarım Projesi” ilk kez Kasım ayında, Beştepe Millet Kültür ve Kongre Merkezi'nde Cumhurbaşkanı, Başbakan, Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı ve davetli bir bölüm çiftçinin katılımıyla kamuoyuna sunuldu.

En çok onlar sevindi

“Milli Tarım Projesi”ne en fazla Türkiye Tohumcular Birliği –tohum şirketleri birliği- (TÜRKTOB) sevindi ve “Hububat başta olmak üzere bitkisel üretim şaha kalkacak. 1 milyon ton olan sertifikalı tohum üretimi kısa sürede iki katına çıkacak, kayıt dışı üretim ve kullanım sona erecek. Türk tarımı, Türk ekonomisi ve Türk çiftçisi kazanacak” iddiasında bulundular. TÜRKTOB, içersinde çok uluslu tarım şirketleri de var.

Tepkiler geçikmedi

TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası İstanbul Şube Başkanı Ahmet Atalık, sertifikalı tohumların atalık tohumların sonunu getirebileceğini kaydetti. “Binlerce yıldır kendi tohumunu üreten köylü kendi geliştirdiği tohum çeşitlerini satarak geçimine katkı sağlıyordu. 2006 yılında çıkarılan Tohumculuk Kanunu ile çiftçinin bu imkanı elinden alındı” diyen Atalık, “Tohumunu satarak kazanç elde etme imkanı kaldırılan köylüye bir de tohumu sertifikalı olmaz ise destek verilmeyecek olması atalık tohumların bir diğer değişle yerli tohum çeşitlerinin hızla azalması anlamına gelir” dedi.

Buğday Ekolojik Yaşamı Destekleme Derneği, ‘Milli Tarım Projesi’ kapsamında 2018 yılından itibaren tüm tohumların sertifikalı hale getirilmesinin gıda bağımsızlığını tehdit edeceğini ve küçük çiftçiye büyük zarar vereceğini açıklayarak: “Bu noktada küçük çiftçi; sağlıklı gıda ve tarımda ekonomik bağımsızlık anlamlarında yolun sonuna doğru geliniyor. Acilen yerel tohumla ilgili söz konusu hazırlıktan geri adım atılması, aksine; söz konusu tohumların özgürleştirilmesi, bu tohumları kullanarak üretim yapan küçük çiftçilere ilave destekler verilmesi gerekiyor. Aksi halde bu tohumu kullanarak üretim yapan üreticiler adeta suçlu durumuna düşmüş olacak. söz konusu yasadan bir an önce geri adım atmalı ve yerel tohum için ilgili düzenlemeleri yapmalıyız.” dedi.

Tarımda durum ne?

Dünyada tohumluk ticareti yaklaşık 45 milyar dolar iken, Türkiye’nin tohumluk ihracatı ise 12 milyon dolar yani dünya tohum ihracatında payı %0.18. Türkiye'nin ithalatı ise 64 milyon dolar, yani dünya tohumluk ithalatı içindeki payı %1,03. Veriler ışığında Türkiye tohumluk ithalatı, ihracatının tamı tamına beş katı, yani ithalatçı, yani dışa bağımlı... Bu durumun devamı için her yıl tohum ithal etmek zorundayız. Çünkü hibrit tohumun ürününden tohumluk alınamıyor, yani bir kere ek-biç, sonra yine satın al. Hibrit tohum için gerekli gübre ve ilaç alımı da artısı. Bu rakamlar ve bağımlılık döngüsünde çiftçi, ekonomi ve tarım değil, tohum şirketleri kârlarına kâr katıyor.

Çiftçi-köylü ne olacak?

2006 yılında çıkartılan “Tohumculuk Kanunu” büyük tohum tekelleri lehine birçok hüküm içermektedir. Uygulaması düşünülen yeni proje ile adı her ne kadar “milli” olsa da dünyanın ilk tarım devrimine aynı coğrafyadaki komşuları ile önderlik etmiş ve binlerce yıldır geniş biyoçeşitliliği korumaya çalışan çiftçiyi-köylüyü işsizliğe-açlığa mahkum edecek.

Çünkü, Türkiye 780 bin km2'lik Anadolu toprağı ile 10 milyon km2’ye varan kıtasal Avrupa topraklarından daha varsıl bir biyoceşitliliğe sahip, benzersiz bir coğrafyadır. Tohumlarımızı uluslararası tekellere kaptırmak, ulusu açlığa mahkum edebilecek bir yanılgıdır.

AKP hükümeti, Türkiye'nin ulusal (milli) çıkarlarından yana ise, Tohumculuk Yasası yerel türlerimizin korunması için yeniden düzenlenmelidir.

 

paylaş