“Milii Tarım Projesi” çöktü mü?

28 Nis 2017

“Milli Tarım Projesi”nin rafa kaldırılacağı söylentileri basına yansımaya başladı.

AKP hükümetinin, "Türkiye tarımının ve hayvancılığının kurtuluşu olacak" iddiası ile yugulamaya çalıştığı proje, sorunlara çözüm olmadığı gibi kendisi sorun olmaya başladı.

Dünya gazetesi yazarlarından Ali Ekber Yıldırım, "Hayvancılıkta bitmeyen kriz" başlıklı köşe yazısında, ülke hayvancılığının içinde bulunduğu durumla ilgili olarak önemli tespitlerde bulundu.

Yıldırım, köşesinde, Milli Tarım Projesi'nin önemli bir ayağı olan 'Milli Hayvancılık Politikasının' rafa kaldırılacağını iddia etti.

Tarımla ilgili açıklanan önemli projelerin akıbetinin hep böyle olduğunu ifade eden Yıldırım, “Yapılması gereken, Bakan değiştikçe değişmeyecek kooperatif odaklı ulusal bir politika uygulamaktır" dedi.

Uygulanan yanlış politikalardan dolayı hayvancılığın içinden çıkılmaz bir krize sürüklendiğini vurgulayan Yıldırım, “Gelinen noktada sadece kırmızı et fiyatının artmasını önlemek için hükümet, yılda 400 ila 500 bin baş besilik hayvan ithal ediyor. Türkiye, sığır ithalatında Avrupa'nın lideri, dünyanın ikinci ülkesi konumunda" dedi.

 

Yıldırım'ın yazısında öne çıkanlar

Öylesine çarpık ve yanlış bir hayvancılık politikası uygulanıyor ki ette fiyat artmasın diye, sütte fiyat düşmesin diye devlet piyasaya müdahale ediyor.

Bu kadar müdahale ve ithalata rağmen sektör krizden çıkamıyor. O kadar çok ithalat yapıldı ki Avrupa'da ithal edilecek hayvan kalmadı. Türk ithalatçıların yoğun ilgisi ile Avrupa'da hayvan fiyatları yükseldi. Son dönemde ithal edilen hayvanların kalitesi, niteliği tartışılıyor. Yaygın deyimle, ne bulsak ithal ediyoruz. Daha yüksek paralarla daha düşük kaliteli hayvanlar ithal ediliyor. Ayrıca, hayvanlarla birlikte ülkeye hastalıklar da ithal ediliyor. Besilik hayvan kalmadığı için damızlık hayvan getirilerek kesiliyor.

Sadece besilik hayvanda değil, damızlık ithalatında da sıkıntı var. Nitelikli damızlık hayvan bulunamıyor. Özellikle genç çiftçilere verilmek üzere ithal edilen damızlık hayvanlarla ilgili ciddi iddialar var.

Yetiştiricilerin üretim maliyetleri artarken, çiğ süt fiyatının düşmesi, buna karşılık kırmızı et fiyatının ise artması nedeniyle bugünlerde inek kesiminde artış olduğu gözleniyor. Bunu doğrulayacak veriyi Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) açıkladı. TÜİK verilerine göre, çiğ süt üretiminde düşüş yaşanıyor. Bunun en önemli nedenlerinden birisi inek kesiminin artması. Hiç bir yetiştirici süt ineğini kesmek istemez. Fakat, sütün para etmemesi, kırmızı et fiyatının da cazip olması nedeniyle inek kesimi hızlandı.

Bir başka önemli gelişme, 2010 yılından sonra verilen sıfır faizli kredi ile süt hayvancılığına yatırım yapanların bir bölümü sektörden çekiliyor. İnternette emlak şirketlerinin sayfalarına bakarsanız çok sayıda satılık çiftlik ilanı görürsünüz. Bazıları ise süt hayvancılığından besiciliğe geçiyor.

Hayvancılıkta iki yıldan bu yana "ırk değişimi" yaşanıyor. Sütün ucuz etin pahallı olması nedeniyle süt hayvancılığından et hayvancılığına kombine ırklara geçiş var. Süt ırkı Holstein inekler elden çıkarılıyor. Yerine kombine ırk olan Simental alınıyor. Simentalin süt verimi çok yüksek değil, fakat sütteki yağ ve kuru madde oranı yüksek. Et veriminin yüksek olması nedeniyle tercih ediliyor.

Simentale olan ilgi hem yurt içinde hem de dışarıda hayvan fiyatlarını artırdı. İç piyasada gebe düve Holstein (siyah-beyaz) inekler 8 ila 10 bin liraya satılırken,Simental ineklerin fiyatı 12 bin lira ile 13 bin 500 liradan alıcı buluyor. İthal hayvanların fiyatı da bu seviyelerde. Geçen sene 7 bin lira seviyelerindeydi.

Özetle, hayvancılıkta bitmeyen bir krizle karşı karşıyayız. Krize çözüm olur diye "Milli Hayvancılık Politikası" uygulanıyor. Muhtemel kabine değişikliğinde Faruk Çelik görevden alınır veya başka bir göreve kaydırılırsa, bu proje de rafa kaldırılır. Yıllardır hep böyle oldu. Yapılması gereken, bakan değiştikçe değişmeyecek kooperatif odaklı ulusal bir politika uygulamaktır."

 

paylaş