
TBMM'de gerçekleştirilen, Tarım ve Orman Bakanlığı'nın 2019 bütçe görüşmelerinde, milletvekilleri tarımın durumu ile ilgili eleştiri ve önerilerini açıkladılar.
CHP Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal, 1980 yılında 19 milyon ton buğday üretilirken, aradan 40 yıl geçmesine rağmen üretim miktarında bir artış olmadığını söyledi. Bu ithalatının ihracat üzerinden savunulmasını da eleştiren Sarıbal, “Bu ithal ettiğimiz buğdaylar bu topraklarda yetişemez mi arkadaşlar? Yok mu böyle bir imkanımız?” diye sordu.
CHP Edirne Milletvekili Okan Gaytancıoğlu, "AKP başarısız, çiftçinin borcu artıyor, köyden kente göç var, ithalatçı bir ülke konumuna geldik, destek de vermiyorlar. Bundan dolayı kıtlık bekliyoruz." dedi.
MHP Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı, çiftçinin son 16 yılda kredi borcunun 190 kat artarak 530 milyon liradan 100 milyar liraya çıktığını kaydetti.
İthal edilen buğday bu topraklarda yetişmez mi?
CHP Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal, şunları kaydetti:
"Sene 1980, 40-45 milyon insanız bu topraklarda. O günün o ilkel koşullarında, olabilen koşullarda, ellerindeki imkânlarla, kullandıkları imkânlarla o ülkemin güzel çiftçisi, onurlu çiftçisi 19 milyon ton buğday üretiyordu. 2002 yılında yine bu kadar buğday vardı. Aradan geçen yıllara bakıyoruz, kırk yıl. Kırk yıl sonrası yine biz 19 milyon ton buğday ürettiğimizle övünüyoruz arkadaşlar ve 50 milyon ton ithal etmişiz, bu ithalatı da ihracat üzerinden değerlendiriyoruz.
Soru şu: Bu ithal ettiğimiz buğdaylar bu topraklarda yetişmez mi arkadaşlar? Yok mu böyle bir imkânımız? 15 milyar dolar biz niye buğday ithalatına para veriyoruz? Gerekçemiz ne, hangi gerekçeyle? 2002'den bugüne kadar buğday üretiminde kişi başına 30 kilonun üzerinde üretim düşüşü var arkadaşlar. Üretim düşüşü, kişi başına söylüyorum. Eğer bugün 25 milyon ton bu topraklarda buğday üretilmesi gerekiyorsa ve bunu dâhilde işleme rejimi dâhil, bunu kullanabilecek, bunu işleyebilecek, insanımıza ekmek yedirebilecek düzeyde bir buğdaya ihtiyacımız varsa…
Bu toprakların neresinde olmuyor buğday, neresinde? Karadeniz dâhil, Güneydoğu Anadolu Bölgesi, İç Anadolu Bölgesi, Ege Bölgesi, Akdeniz Bölgesi, Trakya, Anadolu'nun her tarafında buğday yetişir. İşte, biraz önce söylediğim o ödenmeyen 50 milyarlık destek meselesi çiftçiye ödenmediği için çiftçi üretim yapamıyor. Ama 2018 paradigmasından bahsetmek zorundayız. Dolar değişikliği yüzünden, ekonomik kriz nedeniyle, bu ekonomik kriz siyasal iktidarın başarısızlık öyküsü üzerinden çıkmış olan bu ekonomik kriz nedeniyle bakın, şu anda Türkiye'de yüzde 30'un üzerinde gübre tüketimi azaldı arkadaşlar, gübre tüketimi. Söyledik, bağırdık “Tohum dağıtın, gübre dağıtın. Yata, kata, saraya, her yere para bulunuyor ama çiftçiye dağıtılacak gübreye, çiftçiye dağıtılacak tohuma, çiftçiye dağıtılacak, verilecek mazota… Çıkın, yapın bunu.” dedik.
Çünkü buğday bizim stratejik ürünümüzdür. “Buğday” dediğiniz şey bu ülkenin ekmeğidir. Avrupa kişi başına 40 kilo-50 kilo buğday tüketirken bizim insanımız 150 kilo tüketiyor, tam 3 kat. Ana besin kaynağımızdır bizim buğday. 90-93 milyon dönümden 77 milyon dönüme düşmüşüz arkadaşlar."
Kıtlık bekliyoruz
CHP Edirne Milletvekili Okan Gaytancıoğlu, "AKP başarısız, çiftçinin borcu artıyor, köyden kente göç var, ithalatçı bir ülke konumuna geldik, destek de vermiyorlar. Bundan dolayı kıtlık bekliyoruz. Bütçede pay artar, destekleme artar, o zaman iyi niyet var, bir şeyler yapılmak isteniyor deriz, kredi veririz ama geçen senekinden daha kötü. Orta vadeli programda bütçeyi yüzde 25 hesaplıyorsanız en azından bakanlık bütçesini de yüzde 25 arttırmanız gerekiyor. Nasıl ki içişleri Bakanlığı arttırıyor, o zaman tarımda da güvenlik açısından bu artar. Bunu savunamıyorsanız nasıl arttıracaksınız" dedi. İçişleri Bakanlığı bütçesini yüzde 34 arttırırken, Tarım ve Ormancılık Bakanlığımın bütçesinin yüzde 10.7 arttırılmasının tarım politikaları açısından sorun teşkil ettiğini kaydeden Gaytancıoğlu, şöyle devam etti: "Tarımsal üretimin, dolayısıyla gıda güvenliğinin önemini anlatamadılar, bunun nedeni güvenlik sadece silahla olmaz, aynı zamanda üretim de güvenliğin parçasıdır. Bu anlatamadığı için bakanlığın bütçesi ancak yüzde 10.7 artabildi. Enflasyonun yüzde 25'lere vardığı bir ortamda tarımın bütçesinin yüzde 10.2 artması Türkiye yine ithalatçı bir ülke olacak, borçlanmaya devam edecek, girdi fiyatları daha fazla artacak ürün fiyatlarına göre. Tarımda çöküş devam edecek. Türkiye olarak kendimizi Ortadoğu ülkeleriyle değil, Avrupa ülkeleriyle karşılaşıyoruz. Avrupa ülkelerinde kişi başına et tüketimi 50-60 kilo. Türkiye'de 6 kilodan, 15 kiloya çıktı diye seviniyoruz. Bunun daha yukarılara çıkması lazım. ABD 120 kilolan AKP ise hala ithalata sığınıyor, çiftçinin desteklerini yeterince ve zamanında vermiyor." "Buğdayda primi 5 kuruştan 10 kuruşa çıkardık dendi. Türkiye 2019 yılında ciddi anlamda buğday ithalatçısı olacak ama ithal edecek buğdayı bulabilecek miyiz?" diye soran Gaytancıoğlu, şunlan söyledi: "Taban gübre kullanılmadığı için verim düşecek, bu üretim düşüklüğünü getirecek, AKP bunları öngöremiyor. Bütçede somut bir şey göremedik. Somut olan bütçenin azlığı. Destekleme bütçesi 10 milyar 100 milyon lira. Geçen yıla göre yüzde 10.7 artmış. Bunun çok daha yukarıya çıkması gerekirdi. Bütçe içinde birtakım değişiklikler yapabilir. Buğdaya verilen prim, yağlı tohumlara verilir, yağlı tohumlar da ithalatı durdurabilirsiniz."
Çiftçinin borcu 16 yılda 190 kat arttı!
MHP Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı, çiftçinin çok zor durumda olduğunu belirterek, şunları kaydetti:
"Çiftçinin kredi borçları 2002 yılında sadece 530 milyon lirayken, BDDK verilerine göre, 2018 yılı Eylül ayı itibarıyla 100,5 milyar liraya çıkmıştır. Çiftçinin kredi borçlarında on altı yılda 190 kat artış vardır. Çiftçimiz, bankadan bankaya kredi kuyruklarında, maalesef, kredi alma çabası içerisindedir. İpoteksiz arazi kalmamıştır. Ürettiği ürünü değerinde satamayan ve başta mazot ve gübre olmak üzere yüksek girdi maliyetleriyle beli bükülen, bankalara olan kredi borçları katlanarak artan çiftçimiz çok zor durumdadır.
Çiftçilerimiz, bankaların dışında, tarım krediye borçludur, petrolcüye borçludur, gübreciye borçludur, yemciye borçludur, tohumcuya bor çludur, bakkala borçludur, her tarafa borcu bulunmaktadır. Ağır girdi maliyetlerinin altında ezilen çiftçimizin üretimi sürdürebilecek gücü de kalmamıştır. Çiftçilerimiz, hasat dönemini gelir elde etmek için değil, mahkûm oldukları borçlarını ödeyebilecekleri bir zaman olarak görmektedirler.”
