06 Haz 2020

İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi (İSİG) tarafından düzenlenen Mayıs 2020 İş Cinayetleri Raporu kamuoyu ile paylaşıldı. İSİG raporuna göre, Mayıs ayında Covid-19 nedenli en az 29 işçi yaşamını yitirdi. Raporda, “Daha fazla kaybettiğimiz arkadaşımız olabilir ancak bilgilere ulaşmak çok zor. Yine bu ölümlerle bağlantılı olarak kaybettiğimiz işçi aileleri de var. Bu anlamda yineleyelim: Gelinen noktada ‘Covid-19 bir işçi sınıfı hastalığı haline gelmiştir’.
Tespit edebildiğimiz kadarıyla Covid-19 nedenli Mart ayında 14 işçi, Nisan ayında 103 işçi ve Mayıs ayında 29 işçi yaşamını yitirmiştir. Bilim insanlarının açıklamaları Covid-19’un muhtemelen aşı bulununcaya kadar (bir yıl) hayatımızda önemli bir belirleyen olacağını göstermektedir. Bu noktada bugüne kadar yaptıklarımızın değerlendirilmesi önümüzdeki süreç pratiği için önemlidir.” denildi.
Rapordan başlıklar:
1- İşçi sağlığı mücadelesi olarak daha evvel karşılaşmadığımız bir süreç yaşadık ve lokal çıkışlar dışında buna uygun bir yanıt veremedik. İnşaat-İş, Dev Yapı-İş, Enerji-Sen, Limter-İş vd. işyerlerinde, sokakta yaptıkları eylemler, Birleşik Metal-İş’in bazı fabrikalarda çalışmaktan kaçınma hakkını kullanması, DİSK’in 1 Mayıs eylemi, oluşturulan platformların basın açıklamaları vb. dışında işçi sağlığı mücadelesi bütünlüklü bir ses ve eylem hattı oluşturamadı. Facebook, twitter, instagram, zoom gibi iletişim kanalları yoğun olarak kullanıldı ama işçi sınıfının çoğunluğu işyerlerine gitmek zorunda kalmıştı ve gerekli alan pratiği gerçekleştirilemedi.
2- Covid-19 ile birlikte işçi sağlığı ve halk sağlığı mücadelelerinin ortak, güçlü bir ses oluşturmasının nesnel zemini ortaya çıkmıştı. Bizler daha evvel Kuzey Ormanlarının Savunulması ile inşaat işçilerinin iş cinayetlerinde ölmemesi ve hak mücadelelerini birleştirmeye yönelen ortak zeminler için uğraşmıştık. Ancak yerellerde oluşturulan ‘Dayanışma Ağları’ ile -belirli pratikler olsa da- ortak bir mücadele zemini oluşturmakta zayıf kalındı.
3- Covid-19 ile birlikte farklı koşullarda çalışmaya sürüklenen işçilerin talepleri arasındaki açıyı kapatma pratiğinde eksik kaldık. Zorunlu olarak çalıştırılanlar (sağlık, belediye, kargo, market, gıda, enerji işçileri vb.), zorunlu olmasa da rekabet gerekçesiyle çalıştırılanlar (metal, lastik, inşaat, tersane işçileri vb.), evden çalıştırılanlar (büro çalışanları vb.) ve zorunlu olarak çalıştırılmayanlar (kafe, turizm, uzunyol ulaşım işçileri vb). Tabi sınıfın bu farklı kesimlerinin talepleri biraz farklıydı: Zorunlu çalıştırılanlar İSİG önlemleri, ulaşım sorunları, çalışma saatleri... Zorunlu olmasa da rekabet gerekçesiyle çalıştırılanlar çalışmama hakkı, ücretli-idari izin... Evden çalıştırılanlar çalışma saatlerinin belirsizleşmesi, uzun-fazla çalışma, boş zaman-izin haklarının alınması... Zorunlu olarak çalıştırılmayanlar işsizlik, ücret...
Tabi bu kesimler ve talepleri bazı açılardan içiçe de geçmiş bulunmaktaydı. Ancak işçi sağlığı mücadelesi salgının ilk ayında “halkın sağlığı için üretimi sürdürmenin zorunlu olduğu sektörler dışında işyerlerinde üretim durdurulmalı ve işçiler salgının kritik evresi bitinceye kadar ücretli-idari izinli sayılmalıdır” talebini, ikinci ayında işyerlerinde ve ulaşımda İSİG önlemlerinin alınmasını öne çıkardı.
Önümüzdeki süreçte Covid-19’a karşı İSİG önlemlerinin alınması talebi ile iç içe olarak işsizliğe, açlığa karşı mücadeleyi de öne çıkarmalıyız. Unutmamamız gereken bazı hususlar var: Birinci olarak Covid-19 salgını devam ediyor, salgına yakalananların ve ölenlerin sayısı düşse de bu süreç bitmiş, yokmuş, ölümler yaşanmamış, hastalığa kapılma durumu yokmuş gibi davranamayız. İkinci olarak nasıl Covid-19 işçi sınıfı hastalığı haline geldiyse tüm ekonomik yükü de işçi sınıfına yüklenmektedir. Bunun bir sonucu olarak işsizlik, açlık, güvencesiz çalıştırma koşullarının derinleştirilmesi, iş cinayetlerinin farklı nedenlerinin artması gözükecektir, tabi karşı koyuşlar da. Bu dönemin öz savunma eylemlerini de gerek Dünya gerek Türkiye ölçeğindeki pratiklerden süzebilmeli ve öngörebilmeliyiz. Özellikle kadın, yaşlı, çocuk ve göçmen/mülteci işçilere dönük korunma politikaları önermeliyiz.
Mayıs ayında 156 iş cinayeti
Yüzde 79’unu ulusal basından; yüzde 21’ini ise yerel basın, işçilerin mesai arkadaşları, aileleri, iş güvenliği uzmanları, işyeri hekimleri ve sendikalardan öğrenilen bilgilere dayanarak tespit edildiği kadarıyla Mayıs ayında en az 156 işçi iş cinayetlerinde yaşamını yitirdi...
• İş cinayetlerinin aylara göre dağılımına baktığımızda Ocak ayında en az 114 işçi, Şubat ayında en az 133 işçi, Mart ayında en az 113 işçi, Nisan ayında en az 221 işçi ve Mayıs ayında en az 156 işçi yaşamını yitirdi. 2020 yılının ilk beş ayında iş cinayetlerinde en az 737 işçi arkadaşımızı kaybettik...
• 156 emekçinin 113’ü ücretli (işçi ve memur), 43’ü kendi nam ve hesabına çalışanlardan (çiftçi ve esnaf) oluşuyor...
• Ölenlerin 6’sı kadın işçi, 150’si erkek işçi. Kadın işçi cinayetleri tarım, gıda, tekstil ve metal işkollarında gerçekleşti...
• Altı çocuk işçi can verdi. Çocuk işçi cinayetleri tarım işkolunda gerçekleşti…
• Ölenlerin yaş ortalamasına baktığımızda: Kendi nam ve hesabına çalışanlar (çiftçi ve esnaf) 50 yaş, ücretliler (işçi ve memur) 41 yaş...
• 51 yaş ve üstünde ise çalışırken ölen 59 emekçi bulunuyor: Çiftçi ve esnaflar ile tarım, tekstil, ticaret, metal, inşaat, taşımacılık, gemi/tersane, sağlık, güvenlik ve belediye işçileri...
• 14 göçmen/mülteci işçi yaşamını yitirdi: 6’sı Afganistanlı, 5’i Suriyeli, 1’i Azerbaycanlı, 1’i Gürcistanlı ve 1’i Iraklı...
• Ölen işçilerin 2’si sendikalı. Sendikalı işçiler cam ve belediye işkollarında çalışıyordu.
• Ölümler en çok tarım, inşaat, taşımacılık, ticaret/büro, belediye/genel işler, metal, sağlık ve tekstil işkollarında gerçekleşti.
• En fazla ölüm nedenleri sırasıyla Covid-19, trafik/servis kazası, ezilme/göçük, kalp krizi, yüksekten düşme, zehirlenme/boğulma, şiddet, patlama/yanma, intihar ve elektrik çarpması.
İş cinayetlerinin şehirlere göre dağılımı
30 ölüm İstanbul’da; 9 ölüm İzmir’de; 8 ölüm Kocaeli’de; 6’şar ölüm Antalya, Bursa ve Denizli’de; 5’er ölüm Ankara ve Gaziantep’te; 4 ölüm Trabzon’da; 3’er ölüm Aydın, Çanakkale, Edirne, Kayseri, Osmaniye, Sakarya, Samsun ve Tekirdağ’da; 2’şer ölüm Erzurum, Kahramanmaraş, Kars, Malatya, Mardin, Mersin, Muğla, Nevşehir, Sivas, Şanlıurfa ve Zonguldak’ta; 1’er ölüm Adana, Afyon, Ağrı, Aksaray, Balıkesir, Bilecik, Bolu, Diyarbakır, Düzce, Elazığ, Erzincan, Giresun, Hatay, Isparta, Karabük, Karaman, Kastamonu, Kırklareli, Kilis, Konya, Kütahya, Manisa, Muş, Niğde, Siirt, Şırnak, Uşak, Van, Yalova, Yozgat ve Özbekistan’da yaşandı…

Tespit edebildiğimiz kadarıyla Covid-19 nedenli Mart ayında 14 işçi, Nisan ayında 103 işçi ve Mayıs ayında 29 işçi yaşamını yitirmiştir. Bilim insanlarının açıklamaları Covid-19’un muhtemelen aşı bulununcaya kadar (bir yıl) hayatımızda önemli bir belirleyen olacağını göstermektedir. Bu noktada bugüne kadar yaptıklarımızın değerlendirilmesi önümüzdeki süreç pratiği için önemlidir.” denildi.
Rapordan başlıklar:
1- İşçi sağlığı mücadelesi olarak daha evvel karşılaşmadığımız bir süreç yaşadık ve lokal çıkışlar dışında buna uygun bir yanıt veremedik. İnşaat-İş, Dev Yapı-İş, Enerji-Sen, Limter-İş vd. işyerlerinde, sokakta yaptıkları eylemler, Birleşik Metal-İş’in bazı fabrikalarda çalışmaktan kaçınma hakkını kullanması, DİSK’in 1 Mayıs eylemi, oluşturulan platformların basın açıklamaları vb. dışında işçi sağlığı mücadelesi bütünlüklü bir ses ve eylem hattı oluşturamadı. Facebook, twitter, instagram, zoom gibi iletişim kanalları yoğun olarak kullanıldı ama işçi sınıfının çoğunluğu işyerlerine gitmek zorunda kalmıştı ve gerekli alan pratiği gerçekleştirilemedi.
2- Covid-19 ile birlikte işçi sağlığı ve halk sağlığı mücadelelerinin ortak, güçlü bir ses oluşturmasının nesnel zemini ortaya çıkmıştı. Bizler daha evvel Kuzey Ormanlarının Savunulması ile inşaat işçilerinin iş cinayetlerinde ölmemesi ve hak mücadelelerini birleştirmeye yönelen ortak zeminler için uğraşmıştık. Ancak yerellerde oluşturulan ‘Dayanışma Ağları’ ile -belirli pratikler olsa da- ortak bir mücadele zemini oluşturmakta zayıf kalındı.
3- Covid-19 ile birlikte farklı koşullarda çalışmaya sürüklenen işçilerin talepleri arasındaki açıyı kapatma pratiğinde eksik kaldık. Zorunlu olarak çalıştırılanlar (sağlık, belediye, kargo, market, gıda, enerji işçileri vb.), zorunlu olmasa da rekabet gerekçesiyle çalıştırılanlar (metal, lastik, inşaat, tersane işçileri vb.), evden çalıştırılanlar (büro çalışanları vb.) ve zorunlu olarak çalıştırılmayanlar (kafe, turizm, uzunyol ulaşım işçileri vb). Tabi sınıfın bu farklı kesimlerinin talepleri biraz farklıydı: Zorunlu çalıştırılanlar İSİG önlemleri, ulaşım sorunları, çalışma saatleri... Zorunlu olmasa da rekabet gerekçesiyle çalıştırılanlar çalışmama hakkı, ücretli-idari izin... Evden çalıştırılanlar çalışma saatlerinin belirsizleşmesi, uzun-fazla çalışma, boş zaman-izin haklarının alınması... Zorunlu olarak çalıştırılmayanlar işsizlik, ücret...
Tabi bu kesimler ve talepleri bazı açılardan içiçe de geçmiş bulunmaktaydı. Ancak işçi sağlığı mücadelesi salgının ilk ayında “halkın sağlığı için üretimi sürdürmenin zorunlu olduğu sektörler dışında işyerlerinde üretim durdurulmalı ve işçiler salgının kritik evresi bitinceye kadar ücretli-idari izinli sayılmalıdır” talebini, ikinci ayında işyerlerinde ve ulaşımda İSİG önlemlerinin alınmasını öne çıkardı.
Önümüzdeki süreçte Covid-19’a karşı İSİG önlemlerinin alınması talebi ile iç içe olarak işsizliğe, açlığa karşı mücadeleyi de öne çıkarmalıyız. Unutmamamız gereken bazı hususlar var: Birinci olarak Covid-19 salgını devam ediyor, salgına yakalananların ve ölenlerin sayısı düşse de bu süreç bitmiş, yokmuş, ölümler yaşanmamış, hastalığa kapılma durumu yokmuş gibi davranamayız. İkinci olarak nasıl Covid-19 işçi sınıfı hastalığı haline geldiyse tüm ekonomik yükü de işçi sınıfına yüklenmektedir. Bunun bir sonucu olarak işsizlik, açlık, güvencesiz çalıştırma koşullarının derinleştirilmesi, iş cinayetlerinin farklı nedenlerinin artması gözükecektir, tabi karşı koyuşlar da. Bu dönemin öz savunma eylemlerini de gerek Dünya gerek Türkiye ölçeğindeki pratiklerden süzebilmeli ve öngörebilmeliyiz. Özellikle kadın, yaşlı, çocuk ve göçmen/mülteci işçilere dönük korunma politikaları önermeliyiz.
Mayıs ayında 156 iş cinayeti
Yüzde 79’unu ulusal basından; yüzde 21’ini ise yerel basın, işçilerin mesai arkadaşları, aileleri, iş güvenliği uzmanları, işyeri hekimleri ve sendikalardan öğrenilen bilgilere dayanarak tespit edildiği kadarıyla Mayıs ayında en az 156 işçi iş cinayetlerinde yaşamını yitirdi...
• İş cinayetlerinin aylara göre dağılımına baktığımızda Ocak ayında en az 114 işçi, Şubat ayında en az 133 işçi, Mart ayında en az 113 işçi, Nisan ayında en az 221 işçi ve Mayıs ayında en az 156 işçi yaşamını yitirdi. 2020 yılının ilk beş ayında iş cinayetlerinde en az 737 işçi arkadaşımızı kaybettik...
• 156 emekçinin 113’ü ücretli (işçi ve memur), 43’ü kendi nam ve hesabına çalışanlardan (çiftçi ve esnaf) oluşuyor...
• Ölenlerin 6’sı kadın işçi, 150’si erkek işçi. Kadın işçi cinayetleri tarım, gıda, tekstil ve metal işkollarında gerçekleşti...
• Altı çocuk işçi can verdi. Çocuk işçi cinayetleri tarım işkolunda gerçekleşti…
• Ölenlerin yaş ortalamasına baktığımızda: Kendi nam ve hesabına çalışanlar (çiftçi ve esnaf) 50 yaş, ücretliler (işçi ve memur) 41 yaş...
• 51 yaş ve üstünde ise çalışırken ölen 59 emekçi bulunuyor: Çiftçi ve esnaflar ile tarım, tekstil, ticaret, metal, inşaat, taşımacılık, gemi/tersane, sağlık, güvenlik ve belediye işçileri...
• 14 göçmen/mülteci işçi yaşamını yitirdi: 6’sı Afganistanlı, 5’i Suriyeli, 1’i Azerbaycanlı, 1’i Gürcistanlı ve 1’i Iraklı...
• Ölen işçilerin 2’si sendikalı. Sendikalı işçiler cam ve belediye işkollarında çalışıyordu.
• Ölümler en çok tarım, inşaat, taşımacılık, ticaret/büro, belediye/genel işler, metal, sağlık ve tekstil işkollarında gerçekleşti.
• En fazla ölüm nedenleri sırasıyla Covid-19, trafik/servis kazası, ezilme/göçük, kalp krizi, yüksekten düşme, zehirlenme/boğulma, şiddet, patlama/yanma, intihar ve elektrik çarpması.
İş cinayetlerinin şehirlere göre dağılımı
30 ölüm İstanbul’da; 9 ölüm İzmir’de; 8 ölüm Kocaeli’de; 6’şar ölüm Antalya, Bursa ve Denizli’de; 5’er ölüm Ankara ve Gaziantep’te; 4 ölüm Trabzon’da; 3’er ölüm Aydın, Çanakkale, Edirne, Kayseri, Osmaniye, Sakarya, Samsun ve Tekirdağ’da; 2’şer ölüm Erzurum, Kahramanmaraş, Kars, Malatya, Mardin, Mersin, Muğla, Nevşehir, Sivas, Şanlıurfa ve Zonguldak’ta; 1’er ölüm Adana, Afyon, Ağrı, Aksaray, Balıkesir, Bilecik, Bolu, Diyarbakır, Düzce, Elazığ, Erzincan, Giresun, Hatay, Isparta, Karabük, Karaman, Kastamonu, Kırklareli, Kilis, Konya, Kütahya, Manisa, Muş, Niğde, Siirt, Şırnak, Uşak, Van, Yalova, Yozgat ve Özbekistan’da yaşandı…

