
Anayasa Mahkemesi, işçilere sendikadan ayrılmaları için baskı yapan belediye başkan yardımcısı hakkında soruşturma izni verilmemesinin sendika hakkını ihlal ettiğine karar verdi.
Anayasa Mahkemesi, DİSK’e bağlı Genel-İş sendikasının bir belediyede örgütlenmesini engellemeye çalışan belediye başkan yardımcısı hakkında soruşturma yapılmasının yolunu açtı.
AYM’nin kararına konu olan olayda, 2014-2015 yıllarında bir belediyede Genel-İş örgütlenme faaliyetlerine başladı. Belediyede çalışan 38 kişiden 27'si sendikaya üye oldu. Ancak, dönemin Belediye Başkan Yardımcısı İ.T, üye olan işçilerden sendikadan istifa etmelerini aksi halde işyerlerinin ve görevlerinin değiştirileceğini, nihayetinde iş akitlerinin feshedileceğini bildirdi. İ.T, e-Devlet şifrelerini alarak işçileri sendika üyeliğinden çıkardı.
İşçiler istifa etmeyince sendikanın iş yeri temsilcisi ile iki işçinin iş akdi feshedildi. Açılan işe iade davalarında zorla istifa ettirilen işçiler tanık olarak dinlendi. Belediyede, diğer sendikalı işçilerden de savunma istendi ve sonuçta sendikalı işçi sayısı 10'a düştü. Bunun sonucunda Genel-İş, iş yerinde üye çoğunluğunu kaybetti ve yetkisi düştü.
Genel-İş Sendikası, belediye başkan yardımcısı hakkında sendikal hakların kullanılmasını engellediği iddiasıyla başsavcılığa başvurdu. Kaymakamlık başsavcılığın istediği soruşturma iznini vermeyince yargı yolu açılamadı.
Savcılığa başvuru yapıldı
Sendikanın, belediye ile yaptığı toplu iş sözleşmesi görüşmeleri uyuşmazlıkla sonuçlandı. Belediye, sendika ile toplu iş sözleşmesi imzalamadı. Bunun üzerine, geçerli olacak sözleşme Yüksek Hakem Kurulu (YHK) kararıyla yürürlüğe girdi.
Yaşananlar üzerine Genel-İş Sendikası, belediye başkan yardımcısı hakkında sendikal hakların kullanılmasının engellenmesi suçundan başsavcılığa şikayette bulundu.
Şikayet dilekçesinde, başkan yardımcısının, sendikaya üye olan belediye çalışanlarına baskı kurarak, sendika üyeliğinden çıkmaları için zorladığı, üyelikten çıkmayanları ulaşımı zor yerlerde görevlendirdiği, araç tahsisi yapmayıp yolluk vermediği, bu şekilde sendikal hakların kullanılmasını engelleme suçunu işlediği belirtildi.
Dilekçede, "belediye başkan yardımcısının, işçileri odasına tek tek çağırarak, sendikadan istifa etmezse görevinin değiştirileceği, başka yerlere tayin edileceği şeklinde tehdit ettiği, bazı işçilere 'PTT'den e-Devlet şifreni al odama gel' dediği ve bilgisayardan girerek sendika üyeliklerini sonlandırdığı, baskılara dayanamayan diğer işçilerin de sendikadan istifa etmek zorunda kaldıkları" iddiaları sıralandı. Dilekçede, işçilerin bu yöndeki beyanlarına da yer verildi.
Soruşturma izni verilmedi
Şikayeti inceleyen Başsavcılık, belediye başkan yardımcısı hakkında soruşturma izni istedi, ancak kaymakamlık soruşturma izni vermedi. Sendika, soruşturma izni verilmemesine ilişkin kararın iptali talebiyle Edirne Bölge İdare Mahkemesine itirazda bulundu. Mahkeme, 10 Haziran 2016'da itirazı reddetti. Bu kararın Bölge İdare Mahkemesince kesinleşmesinin ardından sendika, AYM’ne bireysel başvuruda bulundu.
AYM’ye başvuru
Başvuruda, başkan yardımcısının işçilere yönelik işten çıkarma ve çalışma barışının bozulmasına ilişkin fiilleri ve tehditleri nedeniyle sendikanın örgütlenme özgürlüğünün engellendiği ileri sürüldü.
Belediyede çoğunluk sağlanması üzerine, toplu iş sözleşmesi yapma yetkisi kazanan sendikanın, belediye başkan yardımcısının baskıları sonucu üye sayısının düştüğü ve iş yerinde yetkilerini kaybettiği belirtilen başvuruda, hakkında soruşturma izni verilmediğinden başkan yardımcısının baskılara devam ettiği, soruşturma izni verilmemesi nedeniyle anayasa ve uluslararası sözleşmelerle güvence altına alınan sendikaya üye olma, sendikal haklardan yararlanma ve örgütlenme ile adil yargılanma haklarının ihlal edildiği öne sürüldü.
Sendika hakkı ihlal edildi
Başvuruyu değerlendiren AYM İkinci Bölümü, Genel-İş’in, Anayasanın 51. maddesinde güvence altına alınan sendika hakkının ihlal edildiğine karar verdi.
Yüksek mahkemenin gerekçesinde, önce sendikanın bireysel başvuruda bulunabilmek için mağdur sıfatı bulunup bulunmadığı irdelendi. Somut olayda, başvurucu sendikanın doğrudan kendisine yönelik müdahalenin söz konusu olmadığı, ancak sendika üyelerinin ve özellikle iş yeri temsilcisinin iş akdine son verilmesi sonucu, toplu iş sözleşmesi yapma yetkisinin etkilendiği kaydedildi. Gerekçede, bu durumda sendikanın mağdur statüsünün bulunduğu kabul edildi.
Kişilerin kendi istedikleri şekilde sendika kurmakta veya kendi istedikleri bir sendikaya üye olmakta özgür olmaları gerektiği belirtilen gerekçede, Anayasa'nın 51. maddesinin de "çalışanların sendikalara serbestçe üye olma ve üyelikten serbestçe çekilme haklarına sahip olduğunu ve hiç kimsenin bir sendikaya üye olmaya ya da üyelikten ayrılmaya zorlanamayacağını" ifade ettiği vurgulandı.
Yüksek mahkemenin gerekçesinde, devletin bireylerin ve sendikaların haklarını işverenlere karşı güvence altına alma pozitif yükümlülüğü bulunduğu, sendikaların faaliyetlerinin haksız müdahalelere karşı etkin bir şekilde korunmasında ceza hukuku araçlarından yararlanılmasının önemli bir koruma sağlayacağı kaydedildi.
Somut olaydaki uyuşmazlığın, başvurucu sendikaya üye işçilerin sendika üyeliğinden ayrılmaları için başkan yardımcısı tarafından baskı yapıldığı, işçilerin görev yerlerinin değiştirildiği ya da iş akitlerinin feshedildiği iddialarıyla başsavcılığa yapılan şikayetin idarece soruşturma izni verilmemesi nedeniyle sonuçsuz kalmasına ilişkin olduğu belirtildi.
Sendikal hak vurgusu
Gerekçede, sendika hakkının, çalışanların özgürce sendika kurabilmesini, kendi özgür iradeleriyle herhangi bir kaygı taşımadan sendikaya üye olabilmesini ve sendikal faaliyette bulunabilmesini gerektirdiği vurgulandı.
6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu'nun 25. maddesinin, işçilerin sendikal faaliyetlerine önemli güvenceler sağladığı belirtilen gerekçede, bu madde kapsamında işçilerin sendikal faaliyette bulunmalarından dolayı işten çıkarılmaları veya farklı işleme tabi tutulmalarının yasaklandığı hatırlatıldı.
Aynı kanunun 78. maddesinde, kanuna aykırı olarak üye kaydedenler, üye kalmaya veya üyelikten ayrılmaya zorlayanlar yönünden idari para cezası yaptırımı öngörülmek suretiyle sendikal hakların koruma altına alınmaya çalışıldığı ifade edilen gerekçede, devletin, caydırıcılığın sağlanması amacıyla cezai yaptırım da dahil yasal düzeyde bir dizi tedbir aldığının görüleceği kaydedildi.
"Devletin üzerine düşen, sendikal faaliyetlerin engellenmesi suçunun pozitif yükümlülüğünün bir gereği olarak etkin bir şekilde soruşturulmasını ve gerekirse kovuşturma yapılmasını temin etmektir. Somut olayda Başsavcılık, başvurucu Sendika ile Belediyenin Sendikaya üye işçilerinin şikayeti üzerine soruşturma başlatmıştır. Başkan Yardımcısının bazı işçilerin e-Devlet şifrelerini alarak onları sendika üyeliğinden çıkardığı, sendikadan ayrılmayan bazı işçilerin görev yerlerini değiştirdiği yönünde ifadeler mevcuttur. İş yeri temsilcisinin açtığı işe iade davası sonucunda sendikal nedenlerle iş akdinin feshedildiği tespit edildiği gibi diğer iki işçinin açtığı davalarda da aynı yönde tespitler yapılmıştır. Belirtilen hususlar, müştekilerin ve tanıkların belediye başkan yardımcısının odasında geçen konuşmalara ilişkin beyanları ve kaymakamlık tarafından soruşturma izni verilmemesine ilişkin karar ile Bölge İdare Mahkemesi kararının gerekçeleri birlikte ele alındığında soruşturma izni verilmemesinin ve buna yönelik itirazın reddine ilişkin kararın sendika hakkının devlete yüklediği pozitif yükümlülüklere uygun davranıldığını gösterecek özende ilgili ve yeterli gerekçe içermediği değerlendirilmiştir. Bu haliyle kamu makamlarının soruşturmayı yürütüş biçimlerinin sendika özgürlüğüne yönelik müdahaleler bakımından caydırıcılığı sağlayacak nitelikte olmadığı sonucuna ulaşılmıştır."
Kararın bir örneğinin, sendika hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere, bölge idare mahkemesine gönderilmesine hükmedildi.
