
Türkiye, kamuoyunda İstanbul Sözleşmesi olarak bilinen ve kadına yönelik şiddeti önlemeyi amaçlayan uluslararası sözleşmeden resmi olarak ayrıldı.
Türkiye'nin 2011 yılında imzaladığı ve 10 Şubat 2012'de Bakanlar Kurulu Kararı ile onaylanan "Kadınlara Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi" Mart ayında Cumhurbaşkanlığı kararnamesi ile feshedilmişti. Nisan ayında yayımlanan kararname ile de sözleşmenin sona erme tarihi 1 Temmuz olarak belirlenmişti.
İstanbul Sözleşmesi, aile içi şiddet dahil olmak üzere kadına yönelik şiddeti önlemeyi ve failler için yasal dokunulmazlığı ortadan kaldırmayı amaçlıyor.
Sözleşmenin kimsenin cinsel yönelimleri nedeniyle ayrımcılığa maruz tutulamayacağını ifade eden maddesi iktidara yakın gerici çevrelerce eşcinselliğe teşvik şeklinde yorumlanıyordu.
Geçtiğimiz yıllarda Türkiye'de kadın cinayetlerinde artış yaşanmış ve Uluslararası Af Örgütü de İstanbul Sözleşmesi'nin terk edilmesi değil, nasıl eksiksiz uygulanacağının tartışılması gerektiğini açıklamıştı.
İktidar kararında ısrarcı
Mahkeme sözleşmeden çekilme kararının iptal edilmesi teklifini reddetmiş, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan "İstanbul Sözleşmesi'nden çıkılması kararı Meclis'in alacağı bir karar değildir, Cumhurbaşkanlığı'nın attığı adım tamamen yasaldır" diyerek bu kararı savunmuştu.
Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı'ndan yapılan açıklamada ise, "İstanbul Sözleşmesi'nden çekilme kararı hiçbir şekilde Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin 'kadınları korumaktan taviz verdiği' anlamına gelmemektedir. Türkiye, sözleşmeden çekilse de aile içi şiddetle mücadeleden asla vazgeçmeyecektir" ifadelerine yer verilmişti.
